Olimpiyatlar mı eskidi yoksa biz mi?

İyi kötü 1968 Olimpiyatı?nda aldığımız kombine bileti onuncu kullanışımız. Kanlısını kansızını, boykotlusunu boykotsuzunu gördük.

İyi kötü 1968 Olimpiyatı’nda aldığımız kombine bileti onuncu kullanışımız. Kanlısını kansızını, boykotlusunu boykotsuzunu gördük. Moskova’ya ‘emperyalistler ve onların yerli işbirlikçileri’ gitmeyince, takip eden dört yıl Los Angeles’a ‘doğlu bloku’nun gidip gitmeyeceği tartışmasıyla geçmişti. Açılışlar, kapanışlar, muhteşem finaller filan derken, ne yalan söyleyeyim, bu ‘Çin işi’nde beni heyecanlandıran iki işten birisi Phelps’in sekizinciyi çıkarıp çıkaramayacağı oldu.
Öbürü de, erkekler 100 metre finali.
Jamaica Hüseyin’inin (Bolt yazılır), diğer atletlerle birlikte ‘Start box’a girişinden, bilhassa son on metredeki maymunluğu dahil, ‘Kuş Yuvası’ndaki eğlenceli turuna kadar her karesini onlarca kez yeniden seyretsem doymam. Maymunluk, dediysem; takdir edersiniz ki, ipin ucunu biraz daha kaçırsa belki de olimpik ruhu tebdil ve tağyirden madalyası bile geri alınabilirdi.
Ama Ermeni asıllı İsveçli Abrahamyan’ın madalyasını mindere bırakması ardından madalyasının alınması asıl, olimpik ruhu zedeledi. Şaka yapmıyorum. Olimpik ruhda itiraz olmayacak mı? Hatalı bir kararla hakkının yendiği sporcunun protesto hakkı yok mu? Çocuk, kendince itiraz hakkını kullandı ve herkes onun Erivan’daki soykırım anıtına bırakacağını sanırken, o, minderde mağdur edildiği kanaatiyle gitti mindere bıraktı, madalyasını. “Ben ‘sözde’ bronz aldım, en az gümüş almalıydım” demek istedi. Hem sonra biraz bekleseydiniz ne var yani. Gider alırdı.
Tabii ‘Çin işi’ olimpiyatta, güzel kızı gösterip, dişlek ve tombul kızın sesini kullanmalarını da unutmamak lazım.
Demek ki nüfus ne kadar fazla olursa olsun, bir mükemmeli bulup çıkaramıyor insan.
Olimpiyat yayınlarında TRT’nin işi gereği gibi yapamayaşı üzerinde ilgili şahıslar durdu. Benim şimdi bu topa girmem uygun olmaz. Ancak Eurosport Türkiye’yi harbiden kutlarım. Az adamla çok iş çıkarmak, bir Radikal Spor geleneğidir. Bu geleneği içselleştirdikleri belli oluyor. Bu gelenekte malum bir kişi çok işi birden yapar. Bu bakımdan mesela Radikal Spor’da tandem oynanmaz. Çünkü herkes kendinin tandemidir. Kademe anlayışı yoktur. Herkes kendi kademesine girer. Herkes ancak kendi koşu yoluna top atar. Atacağı başka biri yoktur, çünkü. İkiye bir mi? Lafı edilmez. Bire iki, bire üç, dört beş oynanır ama ikiye bir yapacak kimse bulamazsın. Kahve makinesi dahil.
Eurosport Türkiye’yi bu açıdan önemsedim. Bilinsin istedim.