YAKINDAN KUMANDAN

Bazı arkadaşlar Murat Belge?nin ayrılmasından sonra, o kanada benim monte edileceğimi, Hoca?nın zaten bir süredir beni düşündüğünü söylediler. Bense bu tür teklif veya arzuların...

Milli Takım ‘ÖSS’ yolunda

Bazı arkadaşlar Murat Belge’nin ayrılmasından sonra, o kanada benim monte edileceğimi, Hoca’nın zaten bir süredir beni düşündüğünü söylediler. Bense bu tür teklif veya arzuların, motivasyonumu bozmaktan başka bir işe yaramayacağını ifade ediyorum. Her transfer döneminde aklımızı karıştırmaya yönelik bu ve benzeri girişimler olur.
Ancak Murat Bey’in gazetede şikayet ettiği, birisi milletvekili olan toplam dört sağ kanat oyuncusuyla koca gazetede bir tek ben kapıştım. Arşiv ortada. Hasan Celal Güzel geldiğinde, “Bu takımın sağ kanadının değil, sol kanadının takviyeye ihtiyaç var” dedim. Aktan Bey gittiğinde, “Giden dostun bile olsa kapıyı kapat, oda soğumasın” dedim, yıllar önce Brecht’in dediğine bakmadan. Hatta yeri geldi, ‘Radikal=elektrifikasyon’ gibi ne anlama geldiğini anlamakta benim bile güçlük çektiğim cümleler kurdum. Bunun için teşekkür beklemedim. Fakat şimdi kalkıp “Ben gidiyorum çünkü demokratım” derseniz, olmaz yani. Üstü örtük, kalanları demokrasiyle meselesi var veya ne bileyim ‘geniş mezhepli’ gibi tarif ederek kendi demokratlığınızı teminat altına alamazsınız. Bu, hem kanımıza dokunur, hem de bunu şahsınıza yakıştıramayız, anlatabiliyor muyum? Yaşınız ve hayat tecrübeniz itibarıyla bizleri toplardınız, ortak bir formül bulabilirdik mesela. Artık olan oldu, bari hepimize yarasın.
Gelelim öbür mevzuya.
Nerden nereye! Portakal suyu içmenin ödeneksizlikten yasak olduğu ‘şerefli beraberlikler’ döneminden, yurtdışındaki kampta, oyuncusuna özel olarak ÖSS sınavı yaptırabilen milli takım dönemine geldik.
Servet Çetin, Uğur Boral ve Semih Şentürk, Türkiye’den gelen özel gözetmen eşliğinde üniversite sınavına girip, Çek maçına çıkacaklarmış. Düşünsenize, Semih’le Uğur erken bitirip gelmiş, millet Servet’i bekliyor. Maçın hakemi mesela, “Az daha bekleyelim” diye  Çekleri yatıştırıyor. “Eğitim şart” diyor, “Zaten, vermiş kağıdı, şimdi gelir” filan diye top çeviriyor. Servet sahaya girer girmez, Uğur soruyor, “Sayısalda ikinci sorunun cevabı b miydi?” Semih giriyor topa, ‘a’ diyor.
Türkiye’den gelen gözetmen işine gelince. Milli takıma yakın bir kaynağım, Fatih Hoca’nın topçuların başına gözetmen olarak önce Yiğiter Uluğ’u önerdiğini, fakat bunu ÖSS’ye kabul ettiremediğini söyledi. ÖSS’deki yetkili, eski müdürümün Bornova Anadolu’dan alt devresiymiş. “Topçular anasının gözüdür, Yiğiter saftır, temizdir, Bornova Anadolu’da etüt ağbisiyken biz ders kitabının arasına Fırıncının Kızı’nı koyup okurduk. Sizin topçular Yiğiter Ağbi’yi suya götürüp susuz getirirler” demiş.
İnsan bilemiyor tabii, böyle dönemlerde, her kafadan bir ses çıkıyor.