YAKINDAN KUMANDAN

İbrahim Akın, Beşiktaş?tan İstanbul BB?ye gittiğinde kimse bunda bir anormallik görmemişti. Kulüpten gelen resmi açıklama, Akın?ın bekleneni veremediği yönündeydi.

Kartal’da ‘Terlik operasyonu’
İbrahim Akın, Beşiktaş’tan İstanbul BB’ye gittiğinde kimse bunda bir anormallik görmemişti. Kulüpten gelen resmi açıklama, Akın’ın bekleneni veremediği yönündeydi. Geriye kalan Kaş, Üzülmez ve Toraman cephesinde de, deyim yerindeyse bir huysuzlanma, bir kıllanma olmadı.
Nitekim İbrahim Kaş, daha sezon bitmeden İspanya’ya transfer olduğunda, yine kulüp kaynaklı açıklamada, bu genç topçu açık bir dille suçlanıyordu. Deyim yerindeyse bir taşla iki kuş vurulmuştu. İbrahim Kaş töhmet altında bırakılarak, bir yandan operasyonun üstü örtülüyordu. Dikkatler Kaş’a çevrilince, kalan iki İbrahim de, sıranın kendilerine geleceğini anlayamayacaktı. Nitekim sezonu açan takımda bu iki İbrahim, başlarına örülen çoraptan habersiz, birbirleriyle fütursuzca şakalaşmaya, el hareketi yapmaya başladılar. ‘Derin Kartal’, geri çekilmiş, avını sessizce izleyen bir yırtıcı hayvan gibi, uygun ortamı kolluyordu.
Bunun, ‘İbrahimleri Tasfiye Planı’nın son halkası olduğu anlaşılmasın diye, çok ustaca başka bir adım atıldı. Beşiktaş, İbrahim Yattara’yla ilgileniyordu. Yattara’nın transferi an meselesiydi. Basında çıkan haberler doğrultusunda, İbrahimlerin Tasfiyesinden kim şüphe duysa, salak yerine konurdu.
Arkasından, emniyeti açık, mermisi namluya sürülmüş iki tabanca görünen bir yere bırakıldı. Tabancaları bu iki çocuğun alacağından emindiler. Öyle de oldu. Bu iki masum çocuk, o gün, o iki tabancayı oynamak için aldılar.
Terlik Operasyonu işte bu süreçte başladı. Hiçbir şey şansa bırakılmamalıydı. Yetkili ve topçularla ağbi kardeş gibi olan isimlerden biri Toraman’a, otelin koridorunda “Kafayı mı yedin oğlum, terlikle insene” diyecek, aynı anda yemek salonunda bir başka yetkili isim, “Ertuğrul Kanunları’nın harfiyen uygulanmasından sen sorumlusun  Kaptan, tamam mı” diye Üzülmez’e gaz verecekti.
Nitekim kulübe yakın kaynaklar, Kaptan’ın Toraman’ı gördüğünde kısa süreli bir tedirginlik yaşadığını, talimatı verenle göz göze geldikten sonra Toraman’a daldığını söylüyorlar. Sonrasını zaten herkes biliyor. Bir iki laf dalaşından sonra tekmeler, yumruklar, atmıklar konuştu ve koca kulüpten, kalan son iki İbrahim de, kapının önüne şöyle ya da böyle konuldular.
Tabii şimdi, benim bildiğim kadarıyla bir, bilemedin iki kişi şu soruyu soruyor. “Bu süreç yoksa İbrahim Altınsay’la mı başladı da biz bilemedik?”