YAKINDAN KUMANDAN

Sayın Paşam, Spor yazarlığı yapmak istediğinizi basından okudum. Bir yanım buna tereddütsüz sevindi. Benim gibi mesleği gazetecilik olmayan değişik sektör...

Büyükanıt’a açık mektup

Sayın Paşam,
Spor yazarlığı yapmak istediğinizi basından okudum.
Bir yanım buna tereddütsüz sevindi. Benim gibi mesleği gazetecilik olmayan değişik sektör temsilcilerinin spor basınında iş tutması, benim yalnızlığımı bir nebze giderebilir miydi? Bir yanımı ise biraz endişeli buldum. Gelen asker olacağına göre, farklı bir disiplin anlayışını bize empoze eder, zaten pamuk ipliğine bağlı asker  medya ilişkileri bundan bir darbe alır mı, gibisinden bir duygu yaşadım, ne yalan söyleyeyim.
Ancak Muhterem Paşam, öyle bir laf etmişsiniz ki, endişeden de öte, tuhaf haller yaşadım. “Spor yazarı olmak isterim ama, bana yazdırmazlar ki” demişsiniz. Bu sözlerinizden, spor basınının; çok istemenize rağmen, bir neferi olamayacağınız kadar yozlaşmış olduğu imasını aldım. Güzel bulmadığınız bu ortama dair her hangi bir tartışmayı lüzumsuz buluyor ve “Çok isterim ama bana yazdırmazlar ki” diyerek, büyüklük gösteriyorsunuz. Bu tavrınızı, çok şövalyece bulduğumu itiraf etmeliyim.
Ancak, yok eğer, bu sözünüzün altında, itiraf edilemeyen bir öz güven sorunu
varsa, Paşam, inanın bana çok üzülürüm. Ben bunu kabul edemem Paşam.
Çünkü ben yıllar önce Radikal’de bir tüpçü olarak yazmaya başladığımda, kendi kendime, başka bir misyonun adamı olacağıma söz vermiştim. Tüpçülüğümü, bu ‘ezik ve darbeli’ ortamda öne çıkarmaya çalışmadım ama başka bir sektör bakışını hep önemsedim. Spor sayfaları hariç Radikal’de bile ilk yıllarda bana ‘New York barlarında gay’ muamelesi yapıldı. “Tüpçüler bile yazıyorsa” diye saf ve iyi niyetli duygularım, amansızca rencide edildi. Bütün bunlara, bir yol açmak adına katlandım. Bu monoton futbol aleminde yalnız kalmam, arkamdan gelen olur, diye direndim. Şimdi siz bu kapıdan girmekten imtina ederseniz, yıkılır bu kent ve tabii kuşlar da gider.
Paşam, lütfen acele karar vermeyin. Bütün önemli kararlarımda bile eyleme geçmeden 24 saat düşünmeyi, bana askerliğimde sizler öğrettiniz. Radikal’de sizinle buluşmak, çok keyifli olur. Arkadaşları tanımıyorsunuz. Hemen söyleyeyim. Tertipçilik yapmazlar, alt tertip diye sizi ezen olmaz. Hata yaptığınızda “Paşa, Paşa! Bu kafayla senin yazarlığın bitmez” diyebilecek bir tek Kışlalı var, onunla da zaten kanka olursunuz. Fenerbahçeliliğiniz de problem olmaz. Zaten yazmaya karar verirseniz büyük bir ihtimalle sizi Feryal Pere oryantasyona alacaktır.
“Zamanında akredite etmediğim gazeteciler, mesela Nuray Mert bana ambargo koyar mı” diye bir huzursuzluk yaşayabilirsiniz. Trabzonspor aleyhine yazmazsanız,
bu süreci birlikte kolay atlatabiliriz.
Eğer Kışlalı ile hizipçilik yapmaz, “Ben bir Muhafızgücü yazı dizisi yapayım” diye gündemden uzak önerilerle gelmez, haftada bir “N’oldu benim basın kartım” demezseniz çok eğlenceli bir emeklilik hayatı sizi bekliyor, Paşam.
Yazacağınız günü iple çekiyoruz. Şafak saymaya biz mi başlayalım siz mi?
Hürmet ederim, Paşam!