YAKINDAN KUMANDAN

Fenerbahçe tribünlerinde birkaç maçtır açılan ?Tek kimlik Fenerbahçelilik? pankartı üzerine, Mehmet Demirkol?un yazısını harbiden de sevdim. Baktım, taraftar forumlarında da epey bir yankı bulmuş.
YAKINDAN KUMANDAN

Fener’e yeni anayasa gerek
Fenerbahçe tribünlerinde birkaç maçtır açılan ‘Tek kimlik Fenerbahçelilik’ pankartı üzerine, Mehmet Demirkol’un yazısını harbiden de sevdim. Baktım, taraftar forumlarında da epey bir yankı bulmuş.
Mesele önemlidir.
Yönetim, Genç Fenerbahçeliler grubunu, ‘kendi üst kimliğini oluşturmakla’ suçlayarak, anladığım kadarıyla taraftarı bir nev’i zapturapt altına almaya çalışıyor. Bizim, tabii haliyle bir takımın kendi içişlerine karışmak gibi bir eğilimimiz olmamıştır, olmaz da. Ancak ‘kimlik’ meselesi, bizim açımızdan ziyadesiyle tahrik edici  bir konudur. Kimlik gündeme
gelince, yani durmak, nesebimize yakışmaz ve biz bu konularda “bu işler duyulur da durmak olur mu” deriz. Bunu da söylemiş olalım.
Malum; Fenerbahçe taraftarı, kulübünün ‘cumhuriyet’ olmasıyla övünür. Türkiye gibi. Yönetim de tıpkı Türkiye Cumhuriyeti gibi (aslında Aziz Yıldırım diye kısaltabiliriz) alt kimliklere söz hakkı verilir, taraftar gruplarına kendi pankartlarıyla kimliklerini ifade imkânı tanınırsa, cumhuriyetin bölüneceğinden endişe ediyor. Şimdi tabii bizim bu noktada kalkıp bir ‘anayasal taraftarlık’ önermemiz, yol açıcı olur mu, bilemiyorum. Yani ‘genişlemeden sorumlu AB temsilcisi’ gibi bir pozisyonumuz olsun da istemeyiz.
Ama son gelişmeler, Fenerbahçe’de ‘yeni anayasa’ ihtiyacını ister istemez gündeme getirmiş durumda. Bunun yolu, dayatmaların dışında, her grubun düşüncelerini özgürce
dile getirmesinden geçer. Devletin halen yapamadığını Fenerbahçe yapabilir, yani. “Bak ben yaptım, oluyormuş” diyebilir, yönetim.
Gerçi Fenerbahçe yönetimi, yıllar önce bilet dağıtmaya başlayınca, bazı gruplar, ‘daha
fazlasını istemek’ noktasına gelmiş olabilir. ABD biliyorsunuz, kendi yarattığı El Kaide ‘canavarı’yla boğuşuyor. Ama bunun tersi de, böyle ‘katı üniter’ yaklaşım olmamalı. Fener-
bahçe, Şükrü Saracoğlu’na vefa borcunu, zaten stada adını vererek yerine getirdi. Bu kadarı yeter. Şimdi kalkıp ‘Türkiye Türklerindir’ yaklaşımına paralel, ‘tek tip taraftar’ yaratma işlerini bu kadar abartmamalı.
Nihayetinde ‘anadilde eğitim’ bile değil istedikleri. Hem sonra ayrılsalar nereye gidecekler? İnsan, her şeyini değiştiriyor, cinsiyetini bile. Bir iki istisnası dışında takımını değiştiremiyor, ama. O bir iki istisnanın da nasıl mutsuz olduğunu biliyorum. Daha fazlasını söylemeye mezun değilim.
Şimdi bu sevdayı istismar edip ‘tek kimlik’ gibi dayatmalara tevessül etmek de ayrı bir şiddettir.
Bu şiddet, tribünü tatsız tuzsuz bir hale getirir. Yavan. Ruhsuz.
Futbol dışındaki hayatımız gibi.