YAKINDAN KUMANDAN

Mustafa Denizli?nin üç puan beklediği, ama iki puan bıraktığı maçtan sonraki "Mayısta gelin" lafında, kimse başka bir mana aramamıştı.

‘Mayıs’ta görüşürüz!’
Mustafa Denizli’nin üç puan beklediği, ama iki puan bıraktığı maçtan sonraki “Mayısta gelin” lafında, kimse başka bir mana aramamıştı. O nedenle cumartesi akşamı Aragones, farklı bir skorla aldığı üç puanlık Bursa maçından sonra “Mayısta görüşelim” dediğinde, hiç kimse bunun bir cevap olduğunu anlayamadı.
Her iki Hoca’nın laflarını analiz edecek düzeyde konuya yakın uzmanlar, bundan sonra bu ikilinin bu gerilimi tırmandırmakta tereddüt etmeyeceğini rahatlıkla söyleyebiliyorlar.
Hatta Aragones’i İspanya’dan beri yakından izleyen, ancak ismini şu anda açıklamaya mezun olmadığım kaynağım, ‘Dede’yle ilgili şu önemli ayrıntıyı benimle (dolayısıyla medya ve kamuoyuyla) paylaşmakta hiçbir mahsur görmedi.
“İspanya İç Savaşı’ndaki Cumhuriyetçiler gibidir o” diye lafa başladı. Yardımcısının “Karşısındaki Tanrı bile olsa havlu atmaz” dediğini aktardım. “Türk kamuoyu bir avuç solcusu dışında İspanya İç Savaşı’nı bilmez. Başka ne örnek verebilirdi ki” dedi. Buraya kadar anlattıklarını inandırıcı buldum.
“Siz Aragones’i nisan sonlarında görün” dedi. O çatık kaşlı ama Galatasaray defansı gibi yumuşak ihtiyarın gidip, yerine azgın bir pitbull geldiğini anlattıktan sonra, “Mesela 30 Nisan akşamı Nevzat Demir Tesisleri’nin tel örgülerine yapışıp, “Gel diyordun geldik, çık lan dışarı” diye naralar atan bağıran bir cabron oluverir.”
“Cabron?” dedim, bilmediğim için. “Bildiğin teke” dedi, “ama biz bu lafı daha çok, inatçı, sert zaman zaman da yapıştığını bırakmayan karakterler için kullanırız.”
Pek inandırcı gelmedi. Dede, elinde bira şişesi, kafa olmuş nal gibi, Mustafa Hoca’ya posta koyuyor... Ne diyeyim, olmaz olmaz!
Ama bu yayılırsa çok nahoş gelişmeler olabilir, ben bundan endişe ederim. Ersun Hoca Skibbe’ye “Lan artiz, delikanlıysan Mayısta gelirsin” der, Skibbe cevap olarak “gelmeyen namerttir” deyiverir.
Ne yapmak lazım, şimdiden kestirmek zor. Federasyon belki de mayıs ayını, ‘görüş ayı’ mı ilan etmeli, bilemiyorum ki.
Ya da martta bir dizi ön görüşme yapılsın.
Ama mafyanın hikayesine dönmesin.
Hani iki mafya grubu bir alış verişte söz kesmişler. Buluşma yerinde karşı karşıyalar. Nefesler tutulmuş, adamlar saflarını almışlar ama ortada mal ve paranın bulunduğu
çantalardan eser yok. Biri öbürüne “para hazır mı” diye soruyor. Öbürü, “bu krizde ne parası lavuk, sen asıl maldan haber ver.”
“Sen harbiden kafayı yemişin” diyor ilki: “Mal vardı da mı getirmedik”
Bu tür buluşmalarda, iki tarafdan da olmayan ‘gözlemci’nin dediği gibi de olmasın sonunda:”Mafya mafya deyip duruyordunuz, bunlar mı mayfa?”
Görüşülecekse görüşülsün yani. Çantalar alınsın verilsin. Şiddet olmasın.