Kültürel yağları eritelim

Sadece abur cuburla olmaz. Yaz şenlikleri kadar Menderes Brass Festivali'ni, D Marin'i de izleyin. Maksat kültürümüzün yanlış beslenmesiyle çoğalan yağları azaltırken kasların erimemesini sağlamak!

Sağlığınızı tehlikeye atan fazla kilolarınızdan kurtulmak için, Beslenme ve Diyet Uzmanı’na gitmeyip, ondan bundan öğrendiklerinizi uygulamaya ve çok kısa zamanda zayıflamaya başlayabilirsiniz. Ancak hiç bilmezsiniz ki; o verdiğiniz kilolarla göbeğinizden kurtulurken, kaslarınızı da eritirsiniz. Aslında her şey bilgili, planlı, belli bir takvime bağlı düşünülmediğinden ve hatta “yaza az kaldı” telaşıyla bazen çok hızlı gerçekleştiğinden; vücudun dengesi bozulur. Birkaç ay sonra bazı rahatsızlıklar ortaya çıkmaya başlar. Hiç aklınıza gelmez; o hastalığın neden kaynaklandığını?

Ramazan Bayramı’nın üçüncü günündeyiz. Büyükşehirler boşaldı. Belli ki üç-beş gün denizde ferahlamak isteyenler, Marmara ve Ege’nin yolunu tuttu. Zira bulunduğum Gelibolu’da, bugüne dek görülmemiş ve bitmek bilmeyen bir araç kuyruğu oluştu. Lapseki’ye geçmek için feribot, Çardak’a geçmek için motor sırası Gelibolu’da 20 kilometreye dayandı. Aynı şekilde Çanakkale’ye geçmek için Eceabat ve Kilitbahir’de de benzer kuyruklar oluştu. Bunun yanında Gelibolu’nun Bolayır altı, Güneyli, Hamzakoy sahili yanında, Çanakkale Küçükkuyu’dan Geyikli’ye, Bozcaada’ya, Altınoluk’tan Ayvacık’a dek sahillerde adım veya denizde kulaç atacak yer kalmadı.

Ekonomik sıkıntılarda, geçim derdinde ve tatil olanağı bulamayanlar, sıcaktan ve oruçtan bulanlar; büyükşehirlerden kaçtı. Dinlenmek gerek! Ama kültürü de zayıflatmamalı! Bir yolu bulunarak, ara formüllerle, hısım-akraba ziyaretleri telefon iletişimlerine hapsedilmemeli! Yüz yüze görüşmeme, birbirinin gözüne bakmama; göbeği eritmek için çabalarken bilinçsizce kasları eritme, organlarını hastalıklara karşı savunmasız bırakma misali, toplumun en değerli varlığı olan kültürü, yani birlikte olma becerisinin taksimetresini eritmemeli! Çok tatlı yenmemeli ancak, hatırlar da kırılmamalı!

Kültüre katkı yapan, güçlendiren tüm etkinlikler, çalışmalar, festivaller ise; daha da önemsenmeli! Yalnızca eğlence için değil, kültürel etkinlik olduğu için rağbet edilmeli! Sürekli şeker ya da çikolata yemek isteyen çocukların düzenli olarak sebze-meyve de yemesi gerektiği gibi; toplumsal hayatı daha çok soluyan kentli insanların, eğlence etkinliklerinin yanında kültürel etkinliklere de rağbet etmesi gerek! Yaz festivalleri de, kavun-karpuz-domates-üzüm-sardalye adına düzenlense de, içerikleri, kültürel olarak kalıcı yararlar sağlayacak şekilde tasarlanmalı!

Bugün İzmir Menderes’te mini bir festival son buluyor. İzmir’de olanlar Uluslararası Menderes Brass Festivali’ni kaçırmamalı! Dün Golden Horn Brass Grubu’nun “Boğazdan Gelen Esinti” başlığıyla konser verdiği Özdere Gençlik Parkı’nda, bu akşam Anatolia Horn Quartet; “Dünya’nın Türküsü” temalı bir konser verecek. Biletsiz konsere gitmemek için bahane kalmıyor. “Ben anlamam” diyerek ayak direyenlerin ise, tatmadan bilemeyeceklerin lezzet hakkında yorum yapamayacakları gibi, konsere gitmeden de alacakları hazzı bilmeleri düşünülemez! Gidip de beğenmeyenler, bu tür etkinliklerde kollarından bağlanmadıklarına göre, istedikleri anda ayrılabilir. Maksat kültürümüzün yanlış beslenmesiyle çoğalan yağları azaltırken kasların erimemesini sağlamak!

Yarın ise Bodrum’da D-Marin Turgutreis Uluslararası Klasik Müzik Festivali başlıyor. Doğuş Grubu’nun düzenlediği ve Yücel Canyaran’ın Sanat Yönetmenliği’ni yaptığı festival, 10. yaşını kutlayacak. Program açıklandı. Fazıl Say’ın notalarından Ege hikayesi ile başlayacak. Kimler kimler var… Ayrıntıları www.dmarinfestival.com adresinden öğrenmek mümkün!

10. yıl için hummalı bir çalışma var Turgutreis’te! Aynı zamanda 10. yıl sürprizleri de olacak. İlk akşamki Fazıl Say’ın gece konserine bilet bulamayanlar yine de festival alanına gidebilir. Zira ilk sürpriz, saat 18.30’dan itibaren oda müziği gruplarının mini konserler vereceği Festival Panayırı olacak. D-Marin Turgutreis yerleşkesinin çeşitli köşelerinde, genç ve profesyonel klasik müzik sanatçıları, keyifli programlarla dinleyicilerin karşısına çıkacak. İkinci günün akşamında, gün batımı konseri için bir saat kadar erken gelenler; Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası Psikolojik Danışmanı ve Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Dr. Erdal Atabek ile orkestra üzerine yapacağımız sohbeti izleyebilecekler. Festivalin son akşamı ana sahnede saat 20.00’dan itibaren Cumhuriyet Gazetesi Müzik Yazarı Evin İlyasoğlu’nun “Salkımsöğütün Türküsü” kitabının imza etkinliği olacak. Bazı sürprizler ise, festival başladıktan sonra duyurulacak.

NOT : Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, geçen hafta Şehzade Külliyesi Türbeleri’nin açılışını yaptı. Hz.Yusuf’un türbesi başta olmak üzere, manevi değeri ve simgesi olan türbe, cami, kabir ve mezarlık gibi yapıları IŞİD’in bombalayarak havaya uçurduğu bir haftada, Şehzade Külliyesi Türbeleri gibi tarihsel ve manevi değerlere yönelik çalışma yapılması göz doldurdu. Bakan’ın İsrail’i protesto için Yazar Mario Levi’nin hedef seçilmesini eleştirmesi, Tiyatro ve Sinema Oyuncusu, Devlet Sanatçısı Çolpan İlhan’ın vefatı için mesaj yayınlaması da öyle... Gelgelelim geçen hafta zikrettiğimiz şekilde, Prof. Nimet Karatekin, Prof. Sevda Şener, Devlet Sanatçısı Verda Erman ve ne yazıkki sonra da Opera Solistleri içinde pek kıymetli yere sahip olan Devlet Sanatçısı Ayhan Baran hakkında Kültür ve Turizm Bakanı tarafından herhangi bir edimde bulunulmadı. Haydi diyelim ki Bakan’ın kültür insanlarını tanıyacak kadar zamanı ve olanağı olmadı, tarih alanındaki donanımıyla tanınan yeni Müsteşar Prof. Dr. Haluk Dursun ile Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Selman Ada yeni atandılar, duruma vakıf değiller… Güzel Sanatlar Genel Müdürü ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürü, değişmemiş olan Genel Müdür Yardımcıları ve Müsteşar Yardımcıları neden gerekli uyarıyı ya da kaleme aldıkları mesaj metinlerini, hatta Özel Kalem’i uyaracak şekilde iç yazışmalarını yapmıyor? Onlar da mı tanımıyor sanatçılarımızı? Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda devlet sanatçılarının ya da önemli duayen sanatçıların kimler olduğunu bilen kimse yok mu? TÜSAK konusunda olan bürokratik yetkinlik, sanatçıların kimler olduğu konusunda mı sözkonusu değil? İyi bayramlar…