Doğru KSS'nin 3 altın kuralı

Toplumsal bir soruna odaklanmayan, kurum çalışanları ve yönetimi tarafından benimsenmemiş, katılımı olmayan, iyi planlanmamış, ölçülebilir olmayan, belirli ve yönetilebilir bir süreci kapsamayan, sürdürülemeyen, kalıcı değer ve fayda üretmeyen uygulamalar, kurumsal sosyal sorumluluk sayılmaz.

“Sürüdürülebilir Yaşam Dergisi” Gagia’nın web sitesinde “4 hektarlık orman kadar oksijen üreten yosun çadır” başlıklı haber oldukça ilgimi çekti.

Haberde Londra’da bulunan ecoLogicStudio Mimarlık ve Tasarım Stüdyosu’nun, mimaride köklü değişikler yaratabilecek yeni tasarımını önceki ay Milan’da gerçekleşen “Feeding the Planet, Energy for Life” isimli, gezegene duyarlı yeniliklerin sergisinde tanıttığı bilgisine yer veriliyordu.

Konu “yenilikçilik” olunca ister istemez dikkatimi çekiyor. Habere konu olan duvar, çatı veya tente şeklinde kullanılabilecek tasarımı, diğerlerinden ayıran ise materyal olarak yaşayan yosunların kullanılması.

Evet!

Yanlış okumadınız canlı organizma yani yosun kullanması.

ETFE (Etilen tetrafloroetilen) ismi verilen ve yıpranmalara karşı dayanıklı bir plastiğin katmanları arasına yerleştirilen sıvı yaşam ortamı, bu yeni teknolojinin temelini oluşturuyor. Dijital bir sistemle, ihtiyaç duyulan miktarda yosun (mikroalg) yaşam ortamına pompalanıyor.

Fotosentez yaparak yaşamlarını devam ettiren yosunlar sayıca arttıklarında, yarattıkları gölge miktarı da artıyor. Bir yandan da ürettikleri oksijen, dijital düzenek sayesinde dışarı aktarılıyor. Oksijen üretme kapasitesine bakıldığında yosunların, bitkilerden en az beş kat daha üretken oldukları da unutulmamalı. Üstelik ne kadar fazla güneş ışığı gelirse, yosunlar o kadar çoğalıyor, dolayısıyla daha fazla gölge oluşturuyorlar.

Sergide bir adet prototip ile tanıtılan teknolojinin, ileride binalarda kullanılmaya başlanılması mümkün. Doğal değerleri var olan teknoloji ile birleştirip, kendi kendine yeten yaşam alanları üretmek açısından, yosun tenteleri güzel bir gelişim gibi duruyor.

Ayrıca yosun tenteleri içerisinde fazlaca üreyen yosunların, gıda olarak veya biyolojik yakıt üretiminde kullanılmasının da önü açılabilir.

Geliştirilmesi yapılarak, plastiğin yerine kullanılacak başka bir madde de bulunabilir. Beton duvarların içerisinde kalıp “hasta bina sendromu” yaşayacağımıza, oksijen üreten duvarlarımızın olması fena mı olur?

 

 

Çevre, KSS projeleri için gözde bir alan

Haberi okuyunca Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) Derneği’nin iki yıl önce yayınladığı değerlendirme raporunu anımsadım. Raporda çevre konusunun, eğitim ve enerji gibi şirketlerin kurumsal vatandaşlıklarını sergilemek açısından en çok tercih edilen proje alanlarından biri olduğuna dikkat çekiliyordu. O raporu hala okumadıysanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Merak edenler okumak için tıklayabilir...

Her ne kadar Türkiye'de KSS projeleri özellikle çok uluslu ve kurumsal şirketlerin bütçe ve zaman ayırdığı bir halkla ilişkiler aracı gibi görünse de “çevre” konusu sürdürülebilir yaşam alanlarının oluşturulması bakımından çok önemli. Bu yüzden KSS projelerinde öne çıkan bir alandır.

 

Kurumsal vatandaşlık

 

KSS sadece kurumun algısını değil, marka algısının da oluşturulmasında ve geliştirilmesinde son derece etkilidir. Çünkü marka algısı, ürün ve hizmetin tercih edilmesini etkileyen unsurlardan bir tanesidir.

Sosyal sorumluluk, işletmenin sosyal çevresindeki gruplara ve bireylere olan davranış biçimi ile ilgilidir. İşletmeler iş dünyasında faaliyetlerini sürdürürlerken toplumun da menfaatlerini gözetmek durumundadırlar. Günümüz iş dünyasında işletmeler kar elde ettikleri sürece varlıklarını sürdürebilirler. Ancak işletmeler ekonomik amaçlarını gerçekleştirirken, çalışanlar, hissedarlar, toplum gibi sosyal paydaşlarının menfaatlerini de gözetmek zorundadırlar. İşte bu noktada sosyal sorumluluk kavramı ortaya çıkmaktadır.

Sosyal sorumluluk kavramını oluşturan “sosyal” ve “sorumluluk” kelimelerinin sözlük anlamlarına baktığımız zaman sosyal, “toplumla ilgili, toplumsal”; sorumluluk ise, “bir kimsenin kendisinin ya da başkalarının davranışları için bir kimseye ya da bir yetkiliye hesap verme ve bu davranışların doğurabileceği sonuçlara katlanmayı kabul etme zorunluluğu” olarak tanımlanmaktadır.

Toplumun gerek ekonomik ve gerekse insan kaynaklarına karşı bir kamusal duruş sergileyerek, bu kaynaklarını sadece özel kişi ve firmaların dar alanda belirlediği menfaatleri için değil, geniş sosyal sonuçları için kullanıldığını görme istekliliği de sosyal sorumluluk olarak ifade edilmektedir.

Michael Hopkins KSS’yi, bir kurumun karlılığını koruyarak, belli etik değerler çerçevesinde toplum için sürekli olarak daha yüksek yaşam standartları yaratmaya yönelik çabalar olarak tanımlamıştır mesela.

 

Doğru KSS’nin süreçleri

 

Bu yüzden paydaşların beklentilerini karşılamayan, toplumsal bir soruna odaklanmayan, kurum çalışanları ve yönetimi tarafından benimsenmemiş, katılımı olmayan, iyi planlanmamış, ölçülebilir olmayan, belirli ve yönetilebilir bir süreci kapsamayan, sürdürülemeyen, kalıcı değer ve fayda üretmeyen uygulamalar KSS sayılmaz.

Stratejik Sürdürülebilir İletişim alanında faaliyet gösteren Sdialogue LLC'nin kurucu ortağı Perry Goldschein'e göre, KSS projeleri konusunda müşteri ve hissedarlar arasında bağlılık yaratmak için şu üç altın kuralı benimsemek önemli:

1. Ölçülebilir hedefler konulmalı: Yatırım getirisini ölçümlemede her zaman zorluklar yaşanmakta. Sosyal sorumluluk projeleri geliştirirken ve sürdürülen projeler değerlendirilirken de aynı problem karşımıza çıkıyor. Goldschein'in önerisi ufak değişikliklerle işe başlamak. Örneğin; çalışanların daha uzun süre şirketinizde kalmasını sağlayan ve işe alım kalitesini yükselten minik değişiklikler yapmak. Ticari atıkları ve kaynak kullanımını azaltmak şirketin sürdürülebilirlik alanındaki duruşunu hissedarlara gösterecektir.

2. Hissedar ve üst yönetimin bağlılığı kazanılmalı: Hissedarlarınızı sosyal sorumluluk konusundaki faaliyetlerden haberdar etmemek büyük bir hata olacaktır. Kurumsal değerlerinizi, misyonunuzu, kurumsal sorumluluk stratejinizi ve uygulamalarınızı şirketle ilgili herkese anlatmalı, herkesin aynı sayfada olduğundan emin olmalısınız. Hissedarları yanınıza alarak birçok işim gidişatını kolaylaştırabilir, kanuni süreçleri hızlandırabilir, potansiyel krizlerin önüne geçebilirsiniz. Henüz proje planlama aşamasındayken hissedarlara bilgi verin, fikirlerini alın, projeye aktif katkı sağlamalarını sağlayın. Böylece, sosyal sorumluluk projesi hissedarların da desteğini alarak geliştirilir, herkesin emeği olan ve şirketin gurur duyduğu bir ürün haline gelir.

3. Raporlama Yapılmalı: Uluslararası düzeyde sürdürülebilirlik ve kurumsal sosyal sorumluluk alanında yasal düzenlemeler arttıkça, şirketlerin sosyal sorumluluk aktivitelerini raporlamaya verdikleri önem de artmakta. Yasal süreçlerin yanı sıra müşterilerin ve hissedarların sosyal sorumluluk alanında ne tür çalışmaların yapıldığını kolaylıkla takip edebilecekleri bir raporlama sistemi oluşturmak gereklidir. Sosyal sorumluluk raporlarına şirketin web sayfasında yer verilebilir. Ayrıca, hissedar ve müşterilerden KSS aktivitelerinin geliştirilmesi konusunda geribildirimler istenebilir.

Araştırmalar gösteriyor ki; iyi kurumsal vatandaş olan firmaların çalışanları da iyi birer vatandaş oluyor. Çünkü şirketlerin DNA’sı ister istemez çalışanlarına da aksediyor.