Giderek irileşiyoruz farkında mısınız?

Türk kadınlarının boyu giderek uzuyor ve kilosu artıyor. Kilo artışı, boydaki uzama oranına göre normal ama önceki kuşaklara göre daha uzun olan Türk kadınlarının omuz ve göğüs çevresi buna bağlı olarak genişliyor, belleri inceliyor ve kalçaları daralıyormuş.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; dünyada bir milyardan fazla kişi aşırı kilolu. Bu kişilerin en az 500 milyonu da obez. Yani şişmanlık hastası. Ne yalan söyleyeyim o obezlerden biri de benim.

En çok şişman nüfusun bulunduğu ülkeler sıralamasında 11’inci sıradayız. Obezitenin en çok görüldüğü ülkelere bakarsak; nüfusunun yüzde 33,8’i obez olan ABD ilk sırada yer alırken, yüzde 30’luk oranla Meksika ikinci, yüzde 26’lık oranla Yeni Zellanda üçüncü sırada. Bu ülkeleri yüzde 25 obez oranıyla Şili, yüzde 24,6’lık oranla Avusturya, yüzde 24,2’lük oranla Kanada, yüzde 23’lük oranla İngiltere ve İrlanda, yüzde 22,5’lik oranla Lüksenburg, yüzde 20.1’lik oranla İzlanda ve yüzde 15,2’lik oranla Türkiye izliyor.

Obezitenin aşırı kalori tüketimi, az hareketlilik, genetik yatkınlık ve hormon kaynaklı olduğu hekimlerce söylenmekte. Ama Amerika'daki oranın yüksek olması ise hazır yiyecek tüketiminin yüksek olmasından kaynaklandığı da açıkça ifade ediliyor.

Bilinenin aksine obezite sosyal sınıf, zenginlik ya da fakirlikle ilişkili değil. Tamamıyla fizyolojik ve beslenme alışkanlıkları ile ilgili.

MECBUREN FAST FOOD

Hekimlerin söylediğine göre biyolojik olarak kadınlar erkeklere kıyasla daha fazla yağ depoluyor mesela.

Kadınların çoğunun bir günü ev işleri, çocuk bakımı ve çalışma hayatıyla dolu geçiyor. Durum erkekler için de geçerli. Günün sonunda da sağlıklı bir yemek hazırlamak için neredeyse zamanları kalmıyor ve aileler ister istemez fast food tarzı hazır yemeklere yöneliyor. Bu tür gıdalarda şişmanlatıyor doğal olarak.

Türkiye Aile Planlaması Derneği’nin Türkiye genelinde kadınlarla gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre; Türk kadını ortalama 163 santimetre boyunda ve 63 kilo ağırlığında.

Araştırmaya göre; ülkemizdeki her 10 kadından 9’u çocuk sahibi ve ortalama sahip olunan çocuk sayısı 2. 3. Doğuma ilişkin rakamları kasıtlı olarak verdim. Çünkü şişman hanımların aşırı kiloları söz konusu olanca sığındıkları temel argümanlardan biri doğum da ondan.

TÜRK KADINI 70 YILDA 11 CM UZAMIŞ

Hazır giyimciler tarafından yapılan araştırmalar ise ülkemizde beden standartlarında büyük değişmeler olduğunu gösteriyor.

Buna göre; Türk kadınlarının boyu giderek uzuyor ve kilosu artıyor. Kilo artışı, boydaki uzama oranına göre normal ama önceki kuşaklara göre daha uzun olan Türk kadınlarının omuz ve göğüs çevresi buna bağlı olarak genişliyor, belleri inceliyor ve kalçaları daralıyormuş.

Elleri ise gün geçtikçe incelip, narinleşiyormuş. En çarpıcı değişim boyda. 1940'lı yıllarda Türk kadınlarının ortalama boyu 1.52 iken, şimdilerde ortalama 11 cm uzamış durumda. Kilo ortalaması da 2 kilo artmış.

Konfeksiyon uzmanlarına göre, 15 yıl önce 38-40 beden etek ve pantolon bedenleri daha çok satılırken şimdi 42 ve 44 beden alınıyor. Bütün bedenlerin son 20 yıl içinde sürekli büyüdüğü belirtiliyor.

İlginçtir ki, kadın yüzüğü ve bilezik ölçüleri de giderek küçülüyor. 70'li yıllarda 14-15-16 numara yüzükler daha çok satılırken artık 12 ve 13 numara yüzükler kullanılıyor. Bileziklerin çapı da 6,57 santimden ortalama 6 santime düşmüş.

AYAKLAR 3 NUMARA BÜYÜMÜŞ

Özellikle kadınlarda zayıflama takıntısı giderek yaygınlaştığı için mayo ve bikinilerde ise bedenler 44'den 36'ya doğru kayıyormuş. En çok satılan bedenler 38 ve 40 olurken, kadın mayolarında 44 beden artık çok az üretiliyormuş. Bu arada, vücuda tam otursun ve yüzerken sorun çıkmasın diye mayo ve bikinilerin 1-2 beden dar alındığını da unutmayalım.

Kadın çoraplarında da durum artık enteresan bir hal almış. En çok, boyu 1.60 santimin üzerinde olanlar için üretilen 2 numara ve boyu 1.70'in üzerinde olanlar için üretilen 3 numara kadın çorapları satılıyormuş. Boyu 1.60 santimin altındakiler için üretilen 1 numara ise neredeyse satılmıyor hatta artık sadece çocuk reyonlarında bulunuyormuş.

Ayrıca araştırmalara göre, Türk kadının ayakları da giderek büyüyor. Kadın ayakkabıları da eskiden 38 numaraya kadar üretilirken, şimdi 39'u ve 40'ı da yapılıyor. Birkaç yıl öncesine kadar 34-38 numara arasında üretilen kadın terlikleri artık 37-41 numara serisine göre üretiliyormuş.

SÜTYEN BEDENLERİ KÜÇÜLÜYOR

Sütyen ve külot gibi iç giysilerin en çok satan bedenleri de ne ilginçtir giderek küçülüyor. İç giyim konusunda üretim yapan markaların uzmanlarının belirttiğine göre; genelde Türk kadınlarının yüzde 40'ı büyük göğüslü. Fakat göğüs büyüklüklerinde giderek bir küçülme görülüyor. Göğüslerine silikon taktıran kadınların sayısındaki patlama da bu yüzdenmiş. Külot bedenlerinde de giderek bir küçülme olduğu görülüyor. 20 yıl kadar önce, orta ve geniş bedenler piyasaya hakimken, artık küçük bedenler diğerlerine yaklaşıyor.

MİLYAR DOLARLIK ZAYIFLAMA PAZARI

Biz Türkler her ne kadar “Göbeksiz insan balkonsuz eve benzer” sözü ile teselli bulsak da öte yandan şişmanlığın yarattığı sağlık sorunlarının ve sosyal sorunların insanları zayıflamaya yönelttiği bir gerçek. Buna istinaden ortaya yeni sektörler çıktı mesela.

Sadece ülkemizde, eczanelerde ve internette satılan zayıflama hapları ile güney sahillerinde ve büyükşehirlerde açılan diyet, mezoterapi, yağ aldırma, akapunktur kliniklerinin yarattığı pazarın büyüklüğünün şimdiden milyar dolarları bulduğu kaydediliyor.

HERKESİN GÖZÜ VÜCUDUNUZDA

“Bir dirhem et bin ayıp örter” dönemi artık geride kaldı. Siz bakmayın televizyonda gördüğünüz kalem gibi ince kadınlara. Garibim onlar aç geziyor.

Herkes kilo vermenin bedenine yakışan giysi ve aksesuarları bulmanın yolunu arıyor. Bu nedenle insanların kilosu ve anatomik yapısı en az onlara zayıflama hapları, fitness aletleri, klinik tedavileri ve ne olduğu belirsiz ot-çöp karışımı çaylar satmaya çalışanlar kadar pek çok sektörü yakından ilgilendiriyor. Modacılar gibi.

İnsanların fizyolojik yapısı değiştikçe de pek çok markanın ürün, pazarlama ve iletişim stratejisi de ona göre değişiyor.

“Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir” sözü bu nedenle söylenmiş olsa gerek.