SES'inizi kim duyuyor?

SES grubunun belirlenmesinde kişinin veya hane halkı reisinin eğitim durumu, mesleği ve sahip olduğu mal varlığı belirleyici oluyor.

Günümüzde hedef kitlelerin tanımlanmasında ve kişinin toplumsal statüsünün belirlenmesinde ‘SES Grubu’ (Sosyo Ekonomik Sınıf) ifadesi kullanılıyor. Buna göre hepimiz farkında olsak da olmasak da bir sosyal sınıf içinde kabul ediliyoruz.

Kimimiz “A”, kimiz “B”, kimimiz “C”, “D” ve “E”yiz bu SES gruplarında.

“A”ların kimler olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Ama yine de merak edenler için ‘hayatı birinci mevkide yaşayanlar’ tabirini kullanabiliriz.

“B” grubundakiler için ortanın üstü, “C” SES grubu için orta sınıf, eskinin deyişi ile orta direk, “D” ve “E” SES grupları için de ortanın altı şeklinde tanımlamalar yapabiliriz.

Bununla birlikte SES gruplarının şekillenmesinde gelir durumu sadece ana belirleyici faktör değil tabii ki…

Kişinin veya hane halkı reisinin eğitim durumu, mesleği ve sahip olduğu mal varlığı da statünün yani SES grubunun belirlenmesinde öne çıkan etkenler.

Yani aynı iş yerinde aynı maaş ve unvan ile çalışanlardan biri, “B” diğeri “C” ya da “D” SES grubundan olabiliyor. Çünkü her ikisinin de toplumdaki yeri ve yaşam biçimi aynı olmayabiliyor…

SES gruplarından neden mi söz ettik?

Hemen açıklayalım. Konuyu alışverişe ve perakende sektörüne getireceğiz de ondan.

Bu yıl açılan ve yılsonuna kadar açılacak olanlarla birlikte ülkemizdeki alışveriş merkezi sayısının yılsonunda 368’e ulaşması bekleniyor.

Geçen sene 60 milyar ciro yapan alışveriş merkezlerinin 2014 yılını 75 milyar lira ciro ile tamamlaması bekleniyor.

Acaba hiç dikkat ettiniz mi?

Son yıllarda İstanbul başta olmak üzere Ankara ve İzmir gibi kentlerde şehrin kenar semtleri ve mahallerinde mantar gibi alışveriş merkezleri açılıyor. Çünkü bu alışveriş merkezlerine konuşlanmış pek çok ünlü marka gözünü, özellikle “D” ve “E” SES grubundakilere dikmiş onlara ürün ve hizmet satma yarışında da ondan.

Neden mi?

Hemen söyleyelim:

“A” SES grubundakiler zaten hiç bir zaman onların sadık müşterileri olmadı. Bu sosyal sınıfın insanları alışverişlerini genellikle yurt dışında yapıyorlar çünkü. Onlar da bugüne kadar hep “B” ve “C” SES grubundakilerle yetindiler. “B” ve “C” SES grubundakilerin tüketim iştahı, zaten pek çok markayı ve perakendeciyi tatmin edecek bir pazar yarattı. Çünkü insanoğlu hep daha üst statüde olmak, itibar görmek ve yaşamak ister. Bu ihtirasını da alıveriş yaparak tatmin eder.

8, 10, 12, 24 taksit çılgınlığına, mortgage, otomobil ve tüketici kredileri de eklenince “B” ve “C” SES grubundakiler artık bankalarla çalışır oldular. Tabi hâlâ bir işi olanlar için.

Kredi kartları ile yapılan harcamalara kısıtlamalar getirilmiş olsa da veriler, kredi kartlarında ve tüketici kredilerinde yaşanan sorunların her geçen gün artığını gösteriyor.

Perakendeciler için “B” ve “C” SES grubundakiler kısa ve orta vade de pek ümit verici gözükmüyor ve bu yüzden şehrin kenar semtlerinde yükselen alışveriş merkezlerini dolduran markalar “D” ve “E” SES grubundaki potansiyel müşterilerin peşindeler.

Çünkü, araştırmalara göre “D” ve “E” SES grubundakiler alışverişlerde “B” ve “C”ye oranla ya daha az kredi kartı kullanıyorlar ya da hiç kullanmıyorlar. Ayrıca bireysel kredi kullanım oranı “D” ve “E” SES gruplarında daha düşük. Özetle, az da olsa alışveriş yapabilme olanakları var. Ancak gereksinim duymadıkça bir ürünü satın almıyorlar, satın alma eylemi sırasında da fiyat duyarlılar.

Pek çok ünlü marka da şimdilerde açtıkları outlet mağazalarda cazip indirimler uygulayarak yeni hedef kitlelerini kazanmaya çalışıyor.

Şimdi anladınız mı, Bağcılar, Kağıthane, Esenler, Ümraniye ya da Sultanbeyli’de oturan bir kadının kolunda gördüğünüz ve çakma sandığınız çantanın neden gerçek olduğunu ya da asgari ücretle çalışan işçinizin sizinle aynı markadan nasıl giyindiğini veya sizinle aynı telefonu neden kullandığını?