Türkiye'nin yeni bir öyküye ihtiyacı var

Deloitte Türkiye'nin raporuna göre, belirsizliğin hakim olduğu 2015 şartlarına rağmen, yatırımcıların Türkiye'ye olan ilgisi devam etmiş hatta geçen yıl yaklaşık 16.4 milyar dolarlık 245 birleşme ve satın alma işlemi gerçekleşmiş.

Deloitte Türkiye’nin raporu ne olacak Türkiye’nin hali diye hem kendine hem de etrafını negatif etkileyenlere sanırım kapak olmuştur.

16.4 milyar dolarlık tutar ile özelleştirmeler hariç tutulduğunda ki özelleştirme işlemleri hem adet hem de hacim olarak son 10 yılın düşük seviyesindeydi, son 3 yılın en yüksek işlem hacmi olarak karşımıza çıkıyor. İhracata oranla yüzde 12, Yurt İçi Gayri Safi Hasılaya oranla yüzde 2’lik bir girdiye işaret ediyor.

Ciddi oranda bir sermaye girdisi sağlayan yabancı yatırımcıların işlem hacminin 2014’e göre yüzde 44 oranında arttığını ve toplam işlem hacmine katkılarının yüzde 70 seviyelerine yükseldiğini görüyoruz.

Türkiye’de birleşme ve satın almaların genel görünümünü net bir biçimde ortaya koyan Deloitte’un bu son raporuna göre, politik belirsizliğin damga vurduğu 2015 yılında 245 farklı satın alma ve ortaklık işlemi gerçekleşmiş.

Raporda yabancı yatırımcıların ilgisinin ve orta ölçekli işlemler pazarındaki hareketliliğin, birleşme ve satın almaları zor bir yıl olan 2015’te de ayakta tuttuğunu gösteriyor.

Aynı dönede Türk yatırımcıların birleşme ve satın almalardaki işlem hacmi bir önceki yıla göre yüzde 51 oranında azalmış.

2016 yılına ilişkin öngörülere de yer verilen rapora göre, Jeopolitik riskler, FED kararlarının gelişmekte olan piyasalar üzerindeki baskısı ve içerideki politik tartışmalar yeni tahminde bulunmayı güçleştiriyor.

Özetle Türkiye’nin yeni bir büyüme projesine ihtiyacı var.

Her şeye rağmen, yatırımcıların Türkiye pazarında cazip yatırım fırsatları gördüğünü ve bunları kovalamaya devam ettiğini bu rapor gösteriyor.

Beni bu rapordan anladığım; artık ülke olarak yeni bir öykü yazmanın zamanı gelmiş.

İşe de dünyadaki Türkiye algısını kuvvetlendirmekle başlamak geriyor. Bu sayede Türk malı algısı da kuvvetlenecek bunu da uluslararası markalar üretme takip edecek ister istemez.

Yenilikçi ve teknolojik ürünler, Türk markalarının rakiplerinden farklı vaatlerinin neler olması gibi diğer tüm ayrıntılar bunun zaten olmazsa olmazları…

Ama her şeyden önce Türkiye’nin yeni bir öyküye ihtiyacı var.

Genç cumhuriyet dönemi bitti.

Artık orta yaşlarında, gücü kuvveti yerinde, dinamik, geçmiş nesillere oranla daha eğitimli, girişimci ve zıpkın gibi genç nesilleri olan geçmişe oranla daha deneyimli bir cumhuriyetiz.

Un var. Şeker var. Yağ var.

Peki neden duruyoruz?