Bir Ankara klasiği yeniden doğdu: Chez le Belge

Tipik bir Fransız mutfağı. Ama neler derseniz, Fransız usulü soğan çorbası da var, kerevitte var, ördek ciğeri pate de var, krep süzet bile var.

Eski Ankaralı'lar çok iyi bilir, vaktiyle ağır yemeklerin sıklıkla yapıldığı iki mekan vardı Ankara'da. Birisi Kavaklıdere'deki RV idi, diğeri ise Gölbaşı'ndaki Chez le Belge. Her iki mekan da yıllar içerisinde yeni açılan çok sayıda restoran karşısında zor zamanlar yaşadılar. RV kapanalı uzun zaman oldu sanırım. Chez le Belge ise yaklaşık 1,5 yıl kadar öncesinde Gölbaşı'ndaki mekanı terk etmek durumunda kalmıştı. Ancak Chez le Belge şimdi tekrar Ankaralı'ların hizmetine girdi, Güvenlik Caddesi'nin alt tarafında, tam meclis duvarı karşısında yer alan King Otel'in içerisinde eski dostu arayanlar için Nisan ayından bu yana hizmet veriyor.

Ankara, başkent oluşu dolayısıyla hem Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, hem de çok sayıda yabancı misyona ev sahipliği yapıyor. Bu da, özellikle politikacıların ve yabancıların yemek beklentilerini karşılayacak yerleri bir ihtiyaç haline getiriyor. Ankara bu konuda çok zengin bir içerik sunuyor aslında, özellikle de deniz ürünleri konusunda. Evet, bazı İstanbullu instagramcı arkadaşlar bunu pek komik buldular bir vakit, ama aslında Ankara'nın denizi olmasa da deniz ürünleri konusunda haklı bir ünü var, çünkü Türkiye'nin her yerinde tutulan balıklar çok hızlı bir şekilde buraya getirilerek tüketiliyor. Büyük ve üst düzey balık restoranları da, hem menü zenginlikleri hem de kaliteleriyle Türkiye'nin en iyileri arasına rahatça girecek seviyedeler.

Neyse konumuz balıkçılar değil, Chez le Belge. Belçikalı, daha farklı bir konsept ile karşımıza çıkıyor. Tipik bir Fransız mutfağı. Ama neler derseniz, Fransız usulü soğan çorbası da var, kerevitte var, ördek ciğeri pate de var, krep süzet bile var. Geçtiğimiz günlerde mekan sahibi Poyraz bey ve eşi Meltem hanımın daveti üzerine Chez le Belge'de idik ve çok keyifli bir yemek yedik beraber.

Önce eleştirilecek tek yönüyle başlayacağım. Bu kalitede bir menüyü gayet makul fiyatlara yiyebilmenizin mümkün olduğu bir yerde, ambiyans biraz daha iyi olabilir, dekorasyon olarak biraz otel restoranı havası ağır basıyor. Gerçi biz gündüz vakti gittik, esasen akşam yemeği yenmesi gereken bir yer, ancak yine de bu tür restoranlar arasında rekabet o kadar fazla ki, benzer restoranlardan bu konuda bir parça geride kaldıkları bir gerçek.

Ancak, yemekler servis edildiği zaman iş gerçekten değişiyor. Ramazan Usta, orijinal Chez le Belge'in şefi, hala mutfakta. Zaten isim de ondan geliyor, Belçika'da öğrenmiş yemek yapmayı. Bize gerçek bir tadım günü yaşattı.

Soğan çorbasını da tavuklu mantar çorbasını da tattım, tavuklu mantar çorbası sanki biraz fazlaca kremalı gibi, soğan çorbasında da belki soğan biraz daha karamelize olup renk biraz daha sararabilirdi. Ancak ikisi de lezzet olarak beklentileri karşılıyor.

Antreler oldukça çeşitli. Ördek pate, özellikle hoşuma gitti, kendileri yapmışlar, Fransa'daki örnekleri kadar ağır ve yağlı değil. Yanındaki turşular da uyumlu olmuş. Kerevit kokteyli, benim deniz kabuklularına biraz çekingen yaklaşmama sebep olan mide sorunuma rağmen hiç rahatsız etmedi, sosunu özellikle çok beğendim.    

Sıcak başlangıçlarda ise, kerevit köfte ve tavuk köfte farklı lezzetler, yoğun bir beşamel ile köftelerin harçları hazırlanmış ve tam kıvamında panelenmişti. Kerevit Bordelaise ise gerçek bir lezzet, kerevitin pişmişliği, sosu çok yerinde. Böcekleri yemek biraz zahmetli elbette, ama bu lezzeti de denemeyi hararetle öneriyorum. Ramazan şef bize bir de Fransız usulü salyangoz denetti, o da memlekette çok nadir bulunabilecek bir lezzetti.

Sıcaklarda karabiber soslu bonfile ve şaraplı tavuğun tadına baktım. Sosları bol, kıvamları doğru. Bonfile benim şahsi zevkime göre biraz ince olsa da, Türk insanı ortalamada az pişmiş tercih etmediği için uygun, yanında hem patates tava hem patates kroket olmasını eleştirebilirim, belki kroket yerine tavuksuz bir sezar salata olsa daha bir Fransız restoranı havasına uygun olurdu. Tavuk ise şaraplı sos ile yakışmış, lezzeti Fransa'daki coq au vin'ler ile aynı diyebilirim.

Tatlılarda favorimiz ise Crepe Suzette oldu. Portakal likörü ile yapılan crepe suzette tam bir Fransız klasiği ve doğru yapılmış. Çikolata mus ve dame blanche yine gayet iyi ama esas yıldız crepe.

Fiyatlar da oldukça makul. İnternet sitesinde bulunan menüden kontrol edebilirsiniz, çorbalar 8 TL, ördek pate 12,5 TL, kerevit kokteyl 14 TL, Kerevit Bordelaise tanesi sadece 2,5 TL (bu fiyat hatalı mı yazılmış diye düşünüyorum gerçekten), karabiber soslu bonfile 30 TL. İstanbul'da Karaköy civarında benzer menülü biraz da janjanlı bir yer olsa 2-3 katı fiyata yersiniz tüm bu lezzetleri, orası kesin.

Chez le Belge, Ankara'da mutlaka yaşatılması gereken bir değer, hem yemek kalitesi hem de tarihiyle. Pazartesi hariç her gün açık, Güvenlik Caddesi No:13'te. Telefon numarası 0312 418 90 99. Menü ve ayrıntılı bilgi için web sitesi de www.belcikalininyeri.com