Peperoncino Söğütözü ilk tadım, Piero devam...

Açık hava ile birlikte, Ankara'da yeni mekanlar da açılmaya başladı yine ufak ufak. Bunlardan birisi, Ankara'da üçüncü şubesi açılan Peperoncino.

Ankara'da açık hava günleri nihayet başladı. Ha bu bir Alaçatı Ot Festivali gibi düşünülmesin, artık mekanların açık hava yerlerinde oturmaya başladık nihayet. Kastettiğim şey bu. İyi haber elbette, yemek yemenin açık havada daha fazla keyif verdiği konusunda herkes benimle aynı fikirdedir umarım.

Merhaba Peperoncino Söğütözü

Açık hava ile birlikte, Ankara'da yeni mekanlar da açılmaya başladı yine ufak ufak. Bunlardan birisi, Ankara'da üçüncü şubesi açılan Peperoncino. Uğur Mumcu Caddesi ve Arcadium'da şubeleri bulunan ve süper sempatik chef Daniel Evangelista'nın işlettiği bu İtalyan restoranları, çok kısa bir süre önce Armada'nın yanında Bayraktar Tower'ın altında Peperoncino Brasserie'yi açtı.

Biraz önce oradaydım, sıcak sıcak yorumlarımı yazma ihtiyacı duydum. Öncelikle, daha çok yeni açılan bir yer ve bazı aksaklıklar olması elbette doğal. Örneğin, benim favorim Porcini mantarlı çorba (15 tl fiyatı) menüde olmasına rağmen sipariş ettiğimizde pek iyi değilmiş denerek getirilmedi. Onun yerine minestrone söyledik, ancak o da rondodan geçirilmiş bir yeşil sebze çorbası şeklinde geldi, o da gerçek minestrone olmaktan uzak kaldı haliyle. Lezzeti de fazlaca ekşiydi, hiç beğenmedim maalesef. Fiyatı ise 9 tl.

Pizza hamuru Peperoncino'nun iyi olduğu bir alan, hatta yemeklerden önce fırından yeni çıkmış pizza hamurundan yapılan ekmeklerle zeytinyağı servisi bence buranın en güzel özelliklerinden birisi. Bu konuda bir farklılık yok. Pizza fiyatları da gayet makul, 15 liradan başlıyor, 22-23 lira civarı en pahalı pizzalar.

Ben mantarlı pizza söyledim, ki o da 15,50 lira. Ancak, yine yeni oluşuna veriyorum, pizzanın sosu çok kaçtığı için lezzeti yine fazlaca ekşi ve hamuru da ortalarda fazlaca yumuşak olmuştu. Bir de, 7 kişilik bir masada toplam 5 tane pizza sipariş ettik, hepsi farklı zamanlarda geldi, bu da ufak bir sıkıntıyı işaret ediyor. Foccacia pizza üzerindeki mozarella ve diğer malzemelerle güzel ve farklı bir alternatif, bunu gayet beğendim.

Çok güzel yönlerine gelince, soda istediğinizde bardağın içerisinde nane, limon ve nar taneleri hem görsel olarak hem lezzet olarak keyif katıyor. Dondurmalar ev yapımı, çok iyi. Şarap menüsü, Peperoncino'nun en iyi olduğu alanlardan birisi, hem çeşit hem fiyatlandırma olarak bence çok iyi, burada da farklı olduklarını hiç sanmıyorum (öğlen yemeği için gittiğimden açıkçası bakmadım).

Daniel Chef mükemmeliyetçidir, yeni açılmadan kaynaklı olduğunu düşündüğüm bu aksaklıkları kısa zaman içerisinde gidereceğine eminim. Bunlar düzeldikten sonra, zaten bu fiyat politikası da sürerse, çok başarılı olacağını tahmin ediyorum. Biraz zaman geçtikten sonra tekrar değerlendireceğim. Özellikle de G.O.P. şubesinde yapılan yemek ve şarap eğitimlerini de takip etmenizi öneririm, çok keyifli oluyorlar.

İzmir Meyhane Piero, ikinci tadım

Geçtiğimiz haftalarda İzmir'de yeni açılan Meyhane Piero'yu yazmış, fakat biraz tok gittiğimden ötürü pek fazla çeşit tadamadığımdan da bahsetmiştim hatırlarsanız. Geçtiğimiz günlerde yine yolum İzmir'e düştü, tekrar gittim ve farklı çeşitlerinden deneme yaptım. Objektif olmak adına bu tadımlarımla ilgili izlenimlerimi de paylaşmak isterim.

Öncelikle turşu... Turşuyu Piero'nun işletmecisi Koray bey kendisi yapıyormuş. Ben bu konuda kendilerini kutladım, burada da tekrar yazmak istiyorum, bugüne kadar yediğim en güzel turşulardan birisiydi, sirkede ve tuzda boğulmamış, müthiş. Masalara ikram olarak geliyor, iyi ki de geliyor.

Yanık yoğurt, daha önce de yazdım, keşke her yerde bulabilsek, muhteşem bir lezzet. Porsiyonu 12 tl (sadece bu yoğurt için, porsiyona göre fiyat biraz fazla geldi bana, onu da ekleyeyim, içimde kalmasın, çünkü o kadar lezzetli ki porsiyonu ufak geliyor ve mutlaka daha fazla istiyorsunuz).

Lakerda, genellikle çoğu mekan tarafından daha büyük parçalar olarak servis edilir, Piero'nun lakerdası çoğu örneğe göre biraz ince dilimlenmiş, turşudaki gibi yine daha az tuzlu, daha yumuşak, kılçık yok. Torikten yapılmış. Porsiyonu 22 lira idi hatırladığım kadarıyla, lezzetini beğendim, tavsiye ederim.

Atom, benim ilk olarak İzmir'de çok sevdiğim dostlarım sayesinde tanıdığım ve çok sevdiğim bir meze. Piero'nun atomu da beklentileri karşılıyor, ne eksik, ne fazla. Zaten bu konuda farklı bir şey yapan bir tek yer gördüm, o da turşu biberden atom yapmayı deneyip eline yüzüne bulaştırmıştı.

Enginarlı karides, ara sıcak olarak servis ediliyor. Burada not düşmem gerek, maalesef kalamar ve karides sıklıkla benim midemde rahatsızlık yarattığı için bunların bulunduğu yemekleri pek kolay yiyemiyorum. Ancak karides taze kullanılmış, geçen hafta tarifini verdiğime benzer, ama daha az limonlu olacak şekilde pişirilmiş enginar ile birlikte, biraz da deniz börülcesi kullanılmış. Benim midemi rahatsız etmedi, lezzeti de güzeldi. Fiyatı da 22 tl civarı hatırladığım kadarıyla. Bir de dilli enginar var, onu bir dahaki gidişimde mutlaka deneyeceğim.

Yine korka korka yediğim bir diğer ara sıcak, tereyağında bebek kalamar. Sarımsak ve tereyağı ile kalamarlar güveçte pişirilmiş, tereyağı biraz fazla gibi, ancak sarımsak ayarında, kalamar da taze olduğu için beni zorlamadı.

Bir zayıf noktam ise ahtapot. Karides ve kalamar yerken korkan, çoğu zaman da midesi kötü olan ben, ahtapot konusunda bir intikam tugayı formu alıyorum ve sınırsız yiyebilirim gerçekten. Piero'da zeytinyağlı bebek ahtapot vardı masada, beğendim beğenmesine ama zeytinyağı tadı, bebek ahtapotun tadını bastırmış. Belki normal ahtapot ile yapılsa bu kadar keskin bir tat bırakmayacakken, ahtapotun tadını alamayacak hale getirmiş neredeyse. Aslında bu kullanılan zeytinyağının iyi kalite oluşuyla ilgili bir durum. Keskin lezzetli bir sızma zeytinyağı kullanılmış, ancak dediğim gibi, ahtapotun tadını bastırdığı için beklentilerimi karşılamadı. O da 22 tl civarı idi hatırladığım kadarıyla.

Ana yemek olarak levrek fileto söyledik. Fotoğrafını çekemedim maalesef, ancak kılçığı tamamen çıkarılmış, balığın filetoları iki yana kelebek gibi açılmış, kafası da duruyordu, ızgarada ve hiç kurutulmadan pişirilmiş. Farklı bir sunum ve iyi bir lezzet. Bu konuda tebrik etmek gerekir, çok iyi bir balık. Porsiyonu 27 tl.

Piero aynı zamanda çok miktarda sakatat çeşidi yapıyor ara sıcaklarda, son gidişimde iki Alman misafirim vardı, o nedenle bu çeşitlerden istemedim. Ancak ben meyhanelerde sakatat çeşitlerini çok beğeniyorum, rakıyla müthiş uyumlu buluyorum, burada bir daha gittiğimde denemeye kararlıyım.

Piero'yu değerlendirirken, daha önce fiyatlar konusunda verdiğim sözü tutmam gerek. Mezeler, deniz ürünü değilse 10-12 tl civarı, deniz ürünleri genellikle 22-26 tl aralığında. Ara sıcaklarda da benzer fiyatlar var. Et ve balık fiyatları da porsiyonu 20-27 tl civarı rakamlarda diyebiliriz. Biz bu sefer 3 kişi gittik ve bir şişe rakı içtik. Yukarıda saydıklarım harici bir de kavun, ezine peyniri, bir iki çeşit daha meze yedik. Balık iki kişi yedi. Bütün bunlara toplam 330 tl hesap ödedik, ki rakı ile birlikte, yediklerimizin de içerisinde çok deniz ürünü bulunduğunu düşünürseniz, makul diyebileceğimiz bir fiyat.

Bu değerlendirme ışığında, Piero'yu tekrar ve gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Kıbrıs Şehitleri Caddesi Muzaffer İzgü Sokak'ta, telefon numarası da 0232 464 50 05. Giderken mutlaka rezervasyon yaptırın.