Şanlıurfa'nın tatları

Gümrük Han ve aralardaki karmaşa içindeki dükkanlarda pek çok salaş ciğerci var.

İş seyahatlerim beni zaman zaman yorsa bile, gezmek her zaman güzel, yeni yerleri görmek, tanımak, lezzetlerini keşfetme fırsatı bulmak büyük zevk. Son bir iki ay içerisinde 2 defa ziyaret etme şansı bulduğum Şanlıurfa, bugünkü konum.

Urfa, öncelikle daha önce gitmeyenleri şaşırtacak kadar büyük ve modern bir şehir. Eğer şanslıysanız, hava açık ve gündüz vakti bir uçakla Urfa'ya geliyorsanız, müthiş bir Atatürk Barajı manzarası ile karşılaşacaksınız. Atatürk bBarajı benim için çok ayrı bir yer çünkü yapımında babamın da mühendis olarak emeği geçmişti. Bu güzel manzaradan sonra Şanlıurfa'ya doğru yaklaşık 35 km'lik bir yolculuk yaparak şehir merkezine varıyoruz.

 

Şehir merkezi, genel hatları itibariyle diğer gelişmiş Anadolu illerinden pek farklı görünmüyor. 7-8 kat civarı ve yeni oldukları belli olan bir çok bina, farklı olarak genellikle oldukça geniş ana caddeler dikkat çekici. Urfa'ya gelip, Balıklıgöl'ü görmeden dönmek olmaz. İlk olarak orayı ziyaret ettikten sonra, hemen yakındaki Gümrük Han ve aralardaki karmaşa içindeki dükkanları gezmeye başlayabilirsiniz. Buralarda pek çok salaş ciğerci var. En meşhurları, Ciğerci Aziz. Sokak ortasında son derece alçak taburelerde oturup, soğanınızı isotunuzu kesme tahtasında kendiniz doğruyorsunuz, tuzu kimyonu kendiniz ekliyorsunuz. Lezzetler gayet güzel, fiyatlar inanılmaz... Yarım ciğer, yarım yürek, yarım kuşbaşı ve ayran, 20 TL gibi bir rakam. Ankara'da İstanbul'da bizi nasıl kazıklıyorlar diye sormadan edemeyeceğiniz bir durum açıkçası. Yine bu bölgede bulunan baharatçılardan

 

O kadar da salaş olmasın, masamızda efendi gibi oturalım diyenler için de Urfa'da seçenek bol. Çağdaş Ocakbaşı, Osman Gazi Mah. 400. Sokak'ta yer alıyor ve oldukça lezzetli seçenekler sunuyor. Ben gittiğimde yine karışık yedim, yarımşar porsiyon yürek, tavuk ve kuşbaşı, bir şalgam, bir ayran, su, ikram salatalar derken, 32 TL ödedim. Fiyatlara göre lezzetler şahane. Ancak, tabakta gelen kırmızı biberlere özellikle dikkat, garson arkadaş siz acı seviyorsunuz özel seçtim biberleri dedikten sonra, hala aklını toparlayamayan ben, ufaklardan bir tanesini tavuklarla hazırladığım dürüme kattım. Sonuç, sanki bir yumruk yemişim gibi bir ilk temas hissi, sonrasında ise ağzımdaki yanmadan kaynaklı terleme oldu. Yemek bittiğinde hala ter döküyordum. Ancak acıya dayanıklıyım diyorsanız, mutlaka deneyin, çok farklı bir deneyim.

Urfa'nın diğer bir meşhur mekanı da, Çulcuoğlu. Şehrin en büyük meydanına bitişik olan Çulcuoğlu'nda sadece lahmacun ve içli köfte yiyebildim. Lahmacunlar, 4 TL'ye ve inanılmaz büyüklükteler. İçli köfte de çok iyi daha lezzetlisini çok az yerde bulabilirsiniz. O da 4 TL. Çulcuoğlu ayrıca ocakbaşı bölümü ve bir çok kebap ve baklava çeşidine de sahip. Özellikle baklava konusunda çok iddialılar, ancak ben yiyecek yerim olmadığı için bu gidişte deneyemedim.

 

Tatlı dediğiniz zaman da, Şanlıurfa çok iyi seçenekler sunuyor. Bence buranın imza tatlısı, bol fıstıklı bir kadayıf türü olan billuriye. Miroğlu kadayıf, tavsiyeyle gittiğim bir adresti ve çok memnun kaldığımı söylemeliyim. Gaziantep'in baklavası şöbiyeti neyse, Urfa'nın da billuriyesi o. Bol fıstık, iç baymayacak bir tatlılık. Mutlaka deneyin.

Eh bu kadar yemek yedikten sonra da, Şanlıurfa'nın çevresinde gezilmesi şart olan Göbekli tepe ve Harran Ovası'na mutlaka gidin, ben henüz Harran'a gidemedim ancak Göbekli Tepe, manzarası ve tarihiyle inanılmaz bir yer. Ayrıca Şanlıurfa Müzesi de, civardaki buluntulardan toplanmış tarihi malzemeleriyle çok çok etkileyici bir müze, mutlaka zaman ayırmanızı öneririm.

Keyif dolu günler dilerim.