Sokak Ev Yemekleri

Avrupa'ya gidip bakarsanız, bir çok küçük restoranın basit, az ama öz çeşit içeren menüler, az personel ile son derece lezzetli işler yapabildiğini görürsünüz. İşte Sokak Ev Yemekleri tam böyle bir yer.

Geçtiğimiz günlerde Ankara'da küçücük bir yer keşfettim. Aslında keşfettim demek çok doğru değil, bir süredir bana burayı denemem gerektiğini söyleyen bir dostum vardı. Hatta biraz da beni zorlayarak gelmemi sağladı, iyi ki de yapmış.

Türkiye'de, bence lüks restoran konusunda bir hayli yol aldık. Hatta imkanı olan tüm restoranlar kendilerini lüks olacak fiyatlarda konumlandırmaya başladığı için, bir tabak yemeğe 50 TL ve üzeri fiyatlar vermek artık bizi maalesef çok fazla şaşırtmıyor. Büyük Alışveriş Merkezleri ve civarlarındaki lüks zincir restoranlar, milyonlarca liralık yatırımlarla açılıyor, menülerinde mantı da, döner de, pizza da, fajita da sunuyor. Fiyatları da hep çok ama çok yüksek.

Oysa, özellikle Avrupa'ya gidip bakarsanız, bir çok küçük restoranın basit, az ama öz çeşit içeren menüler, az personel ile son derece lezzetli işler yapabildiğini görürsünüz. Michelin yıldızlılardan bahsetmiyorum, örneğin Paris'te gidebileceğiniz bir sokak café'sini söylemeye çalışıyorum. İşte, bizim en büyük eksiklerimizden birisi, bu tür yerler. Küçük bir alanda, günlük malzemelerle yemek yapan, uygun fiyatlara güzel lezzetler sunan yerler.

İşte Sokak Ev Yemekleri tam böyle bir yer. Bu tür yerleri yazarken biraz korkuyorum, büyüsünler istemiyorum, Erol Evgin şarkısı gibi, "hep böyle kal"sın istiyorum. Ama bu lezzetlerden kimsenin mahrum kalmasını da istemiyorum. Böyle ikilemler içerisindeyim işte.

Sokak ev yemeklerinin sahibi, Ayşe Cesur adında bir şef. Kendisi hem sosyolog, hem de profesyonel aşçılık eğitimli. 2009'da 3 Michelin Yıldızlı Jean Georges'un Spice Market'ında başlayan serüveni, büyük otel ve restoran mutfaklarında devam ettikten sonra, yaklaşık 1 aydır kendi işini yapmaya başlamış. Özellikle Spice Market'ta Ortadoğu'lu şeflerle yaptığı çalışmaların izleri yemeklerinde mevcut.

Sokak, sağlıklı beslenmeye yönelik olarak malzemeleri mevsiminde kullanıyor. Slow food akımını benimsiyen Ayşe Cesur, tüm ürünlerini kaynağı belli üreticilerden tedarik etmeye gayret ediyor. Asma yaprakları Tokat'ta Narince bağlarından, kuzu eti Balıkesir Gönen'den, tereyağı Trabzon'dan...

Yemeğe başlamadan ikram gelen humus, bizim meyhanelerden alıştıklarımızdan biraz farklı. Genelde sarımsak, kimyon ve limonun baskın lezzeti vardır bizde, ancak Sokak'ta daha önce Ürdün'de yediğim humusun aynısını buldum. Zaten Ayşe hanım da Ürdün'lü bir şeften öğrendiği tarifi uyguluyormuş, nohut ezilmeden önce 10 saat pişiyor, hafif yapılı, sulu bir humus. Hafif isli gibi bir lezzeti var, çok beğendim. Yine yemek öncesi gelen muhammara da, bizim alıştıklarımızdan farklı, daha sulu bir kıvamı var ve serinletici bir lezzetle beni çok şaşırttı.

Mevsim lezzetleri demiştim, biri balkabaklı börek, hafif, balkabağı çok aşırıya kaçırılmadan kullanılmış, oldukça hafif bir başlangıç.

Sokak'ta yediğim kuzu incik ise başlı başına bir başarı. Yine Orta Doğu mutfaklarının etkisi hissediliyor, tarçınlı, hafif tatlı bir sos içerisinde 12 saat pişen incik, çatal değdiğinde dağılıyor, ağzınızın içinde adeta eriyip gidiyor. Sosu çok lezzetli, beraberinde verilen bulgur pilavı da, bir risotto gibi kıvamıyla inciğin lezzetini daha da öne çıkarıyor. Kuzu incik, büyük zincir restoranlarda yemeğe kalktığınızda 40-50 TL fiyata veriliyor ve bu kadar nefis olması çok zor, Sokak'ta ise 24 TL'ye bu lezzeti tadabiliyorsunuz.

Sokak'taki en pahalı yiyecek kuzu incik. Diğer lezzetlere bakacak olursak, çorbalar 5 tl, zeytinyağlı sarma 7 tl, ev mantısı 17 tl, lazanya 16 tl. Yani fiyatlar oldukça mantıklı seviyelerde. Pozitif enerjinin adeta havada dolaştığı bir ortamda, lezzetli ev yemekleri denemek isterseniz, Bilkent 2 Park Sitesi T2/7'de sizleri bekliyor.

Keyifli bir hafta sonu dilerim.