Steakhouse: Neden iyi, neden kötü?

Steakhouse'lar bence artık aşırı pahalı hale geldiler. Bundan 3-4 sene öncekine göre fiyatlar iki katından daha yüksek şu anda örneğin, farklı bir et yemek isterseniz, porsiyonu en iyi ihtimalle 40-50 TL civarından başlıyor, 80-100 TL'ye kadar da yolu var.

Bugün, son dönemin en gözde restoran konseptlerinden birisini biraz ayrıntılı olarak incelemek istiyorum. Son 5-6 yıl içerisinde İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde oldukça yaygınlaşan, diğer şehirlerde de giderek popüler hale gelen Steakhouse konseptini biraz irdeleyelim.

Steakhouse'lar, özellikle Amerika kökenli restoranlar demek mümkün. Büyük ve lezzetli et kesimlerinin, çoğunlukla ızgaralarda pişirildiği (ve ne mutlu ki, genellikle kesimlere uygun şekilde pişirildiği), yanına basit garnitürler ile servis yapılan restoranlar. Ülkemizdeki eti çok ama çok pişirme, kurutma, kayış gibi yapma alışkanlığına karşı bayrak açmış neferler adeta. Sırf bu nedenle bile, Steakhouse'ların çok büyük önem taşıdıkları bir gerçek. Çünkü, ben bunu daha önce de bir çok sefer söylemiştim, yine tekrar edeyim, iyi bir ızgara etin tadı, et çok pişirilmeden, içi sulu olduğu zaman çok daha güzel çıkar. "Ama Evren, bunun içi kanlı, ben yiyemeam!!!" diyen arkadaşlarımı da yıllar içerisinde eğitmeyi başardım, sizler de eğer hala bu düşüncedeyseniz, bir seferlik kendinizi zorlayın artık.

Aynı zamanda, bu güzide lokantalarımız bizlere farklı kesimler ve teknikleri de öğrettikleri için çok kıymetli bence. Kaçımız daha önce T-Bone Steak biliyorduk? Ya da, sadece lokum bonfile bile, ne kadar nefis bir katkı oldu hayatlarımıza değil mi? Hele Dry-Ageing dediğimiz, özel nem ve sıcaklık koşullarında olgunlaştırılan etleri ilk tattığında, ilk kez çikolata yemiş çocuklar gibi yüzü gülen sadece ben değilim, bu da kesin (ya da ben öyle umuyorum, ben deli değilim sonuçta).

Bir de, uzun pişirilmiş kaburga, dana yanağı gibi farklı lezzetleri sunan yerler var (ki, İzmir'de yer alan Cumba bu konuda şu ana kadar rastladıklarım arasında en iyisiydi, onu da not düşeyim). Bu lezzetler de klasik ızgaralardan farklı, yumuşak ve aromatik tatlar. Bir de, evinizde yapmak isterseniz bir çok steakhouse'tan alıp bu üst düzey kalite etleri götürme imkanınız da mevcut, bu da bence önemli bir avantaj.

Peki, bu kadar iyiliğin yanında, kötü yanlar neler?

Bir kere, steakhouse'lar bence artık aşırı pahalı hale geldiler. Bundan 3-4 sene öncekine göre fiyatlar iki katından daha yüksek şu anda örneğin, farklı bir et yemek isterseniz, porsiyonu en iyi ihtimalle 40-50 TL civarından başlıyor, 80-100 TL'ye kadar da yolu var. Bu dediğim fiyatlar, Ankara fiyatları, daha İstanbul'da Nusret'te ne ödersiniz onu bilmiyorum bile... Bunların yanına bir salata, bir kadeh şarap içseniz, adam başı 150 TL'yi görmeniz garantili. 150 TL, çok yüksek bir rakam, çok özel bir yemek değilse, bu kadar yemek için çok fazla.

Bir de, nereden geldiğini bilmediğim ahşap kesme tahtası üzerinde servis modası var buraların büyük bölümünde. Evet, ahşap çok otantik ve şık görünüyor v.s. v.s. Ancak, uzmanlar sürekli olarak söylüyor, ahşap kesme tahtaları üzerinde ciddi bir bakteri üretimi oluyor. Siz onu deterjanla yıkamaya kalkışsanız, deterjan aradaki pürüzlerin içerisine girebilir ve etinize bulaşabilir. Çok suyla yıkasanız, bu sefer de kesme tahtasını deforme ediyor (daha yeni bir restoranda çanak antene dönmüş bir tahtada servis yapıldığına şahidim örneğin). Bütün bu konuları düşünürsek, ahşap kullanımına son verilmesinin gerektiğini düşünüyorum. Az önce bahsetmiş olduğum Cumba, bu konuda da iyi bir örnek teşkil ediyor. Kocaman beyaz tabaklar üzerinde son derece şık sunumları var. Steakhouse işletmecilerinin gidip görmelerini tavsiye ederim.

Ama ne olursa olsun, özellikle et konusunda katkıları yadsınamayacak olan steakhouse'lar iyi ki varlar, benim gibi yemek meraklılarını çok mutlu etmeye devam edeceklerine hiç şüphem yok.

Yukarıda lokum bonfile demiştim, buyrun, aşağıda da evinizde nasıl lokum bonfile yapacağınızı anlattığım bir videom var, dilerseniz çok hızlı bir şekilde siz de bu lezzeti yakalayabilirsiniz.

Keyifli haftasonları dilerim...