0-8 yaş arası Türk çocuğu: Yüzde 23 fiziksel, yüzde 74 duygusal şiddet kurbanı

Çocuğun sağlık, eğitim, duygusal gelişim, beslenme, barınma gibi gelişimsel ihtiyaçlarının göz ardı edilmesi, çocuğa yönelik şiddetin önemli bir yönü...

Bernard van Leer Vakfı, çocukların daha sağlıklı, güvenli ve destekleyici bir ortamda yetişmelerine destek olmak amacıyla faaliyet gösteren, Hollanda merkezli bağımsız bir kuruluş. 15 yıldan uzun bir zamandır Türkiye’deki projelere destek sağlıyor. Geçen sene Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Serra Müderrisoğlu liderliğinde, Hümanist Büro ve Frekans Araştırma tarafından Türkiye’de 0-8 yaş arası çocuklara yönelik aile içi şiddet konusunda, ulusal ölçekte bir araştırma yapılmasını desteklediler. 

Temel amaç, çocuğa yönelik aile içi şiddetin yaygınlığı, yöntemleri ve şiddetin uygulanmasına neden olan koşullarla ilgili veriler elde etmekti. Sonuçlarla, Türkiye’de bu alandan farklı paydaşlar için durum analizi sunulması ve müdahale yöntemleri geliştirilmesi için bir ortak zemin oluşturulması hedefleniyor.

Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Serra Müderrisoğlu ve Uzm. Psk. Ceyda Dedeoğlu ile Hümanist Büro’dan Av. Seda Akço ve Bürge Akbulut’tan oluşan araştırma ekibi çeşitli illerden 4 bin kişiyle görüştü. Bazı çarpıcı bulguları aşağıda özetliyorum. 

‘Duygusal şiddet’ görülmüyor!
Araştırmada ilk olarak çocuğa yönelik ihmal ve duygusal/fiziksel şiddetin boyutları şiddet derecesine göre ele alındı.

- 0-8 yaş arası çocukların yüzde 32’si oyun parkında, sokakta, spor sahasında, okul saatleri dışında okul bahçesinde, internet kafede yanında bir yetişkin olmadan zaman geçiriyor.

- 0-8 yaş arası çocukların yüzde 66’sı günde en az iki saat TV izliyor.

- 0-8 yaş arası çocukların yüzde 8’i 12 yaşından küçük bir başka çocuğun gözetiminde, yüzde 6’sı tek başına bir hafta içinde evde en az bir saat geçiriyor.

- Çocuklarının kendilerini kızdıran davranışlarına karşı ebeveynlerin yüzde 74’ü duygusal şiddet yöntemlerine (çocuğun sevdiği bir şeyin yasaklanması, temel ihtiyaçların kesilmesi, bir odaya kilitlemek, bağırmak vb.), yüzde 23’ü fiziksel şiddet yöntemlerine (tokat atmak, sarsmak, saç çekmek vb.) başvurduklarını belirttiler.

- Duygusal şiddete başvuran ebeveynlerin çoğu, bu yöntemlerin çocuklarına zarar vermediğini düşünüyor.
Araştırmanın önemli bölümü ihmal ve duygusal/fiziksel şiddetin ilişkili olduğu değişkenlerin belirlenmesine ayrıldı.

- Ebeveynlerin eğitim seviyesi arttıkça çocuğa yönelik ihmal ve duygusal/fiziksel şiddet azalmaktadır.

- Ailedeki çocuk sayısı artıkça çocuğa yönelik ihmal ve duygusal/fiziksel şiddet ile çocuğun aile içi şiddet tanıklığı artmaktadır.

- Ailede engelli bir bireyin olduğu hanelerde çocuklar daha çok ihmal ve duygusal/fiziksel şiddete maruz kalmakta ve tanıklık etmektedir.

- Ailenin ekonomik durumu düzeldikçe çocuğun ihmal düzeyinde, şiddet düzeylerinde ve çocuğun şiddet tanıklığında azalma olmaktadır.

- İşsiz kalma, ciddi hastalık/kaza, göç, ölüm vb. travmatik olayların yaşandığı ailelerde çocuklar daha çok ihmal ve şiddete maruz kalmakta ve tanıklık etmektedir.