Bakamayan bakan!

Sayın Bakan sordunuz ya, 'Bir toplum bu insanları nasıl yetiştiriyor?' diye. Ve devam ettiniz, 'Bunu uzmanlar incelemeli' diye. Söyleyeyim mi, neden?

Bu yazıyı yazmak için oturmuş olmaktan bile nefret ediyorum. Bu konudaki haberleri okurken midem kalkıyor, içim parçalanıyor. Yine de Bakan Ayşenur İslam kadar cevapsız ve çaresiz değilim!

Anladınız, korkunç şekilde artan çocuk kaçırma, tecavüz, ensest, cinayet vakalarından bahsediyorum. Bakan İslam, çarşamba günü toplumumuz için çoooook faydalı bir basın toplantısı yaptı. Sanırsın bakan değil, sokakta karşılaşmış iki az eğitimli insanın sohbetinde komşuya içini döken gariban anne…

“Ah ah vah vah, neden böyle olduk. Neden bu toplum böyle insanlar yetiştiriyor...” Ailelerine sabır dilerim kısmındaki duygu yoğunluğuna (!) tüylerim diken diken oldu. Bence Başbakan gibi Berkin stratejisi uygulayıp ağzını açmamalıydı. Belki o zaman kendini o çocukların annelerinin yerine koymaya çalıştığını zannedebilirdik…

Sayın Bakan sordunuz ya, “Bir toplum bu insanları nasıl yetiştiriyor?” diye. Sonra devam ettiniz, “Bunu sosyologlar, psikologlar, uzmanlar vb vb incelemeli” diye. Ben söyleyeyim mi, neden?

Birincisi Türkiye’deki eğitim kalitesi. Avrupa standartlarının o kadar altlarında ki, ne desem az. ‘Eğitim Reformu Girişimi’nin araştırmalarını okuyabilirsiniz. Eğitim bu kadar kötü olunca, bir insana hayatı boyunca faydalanacağı formasyonu veren temel yapıtaşı eksilmiş oluyor. Bu sapık kişiler yaptıklarının ahlaka, topluma aykırı olduğu konusunda net fikre sahip değiller. Yoksa ensestte mesela ilk sıralarda yer almazdık! Hadi kendinde bir anormallik olduğunu fark ediyor diyelim. Sırada sağlık hizmetleri bariyeri var. “Beni tedavi edin” diye çalacağı kapıda karşısına bakalım işinin ehli doktor çıkacak mı? Ehil olmayı bırakın, bakalım ihtiyacını karşılayabilecek bir doktor çalışıyor mu orada? Buldu diyelim, kaç ay sonrasına randevu alacak? ‘Ruh doktoruna’ gitmek toplumumuzda zaten berbat bir yafta.

İkinci sebep derseniz; Türkiye’deki aile içi şiddet boyutlarının rakiplerini katbekat aşmış olması. Kadına, çocuğa şiddet bu topraklarda ‘normaldir’ diye görülmeye devam ettikçe, çocuk istismarı ve cinayetlerini çooook göreceksiniz. Tecavüz, ensest, sosyal şiddet… Ne ararsanız var.

Çocuk pornosu, pedofili ve ensestte neden ilk sıralardayız, düşündünüz mü? Çünkü siz ve hükümetiniz, geçmiş hükümetler bu suçları etkili şekilde cezalandırmıyor. Çoğu vakada bu suçlar-suçlular gizli kalıyor. Çünkü toplumda eğitim eksikliğinden mütevellit, gözlem yoksunluğu var. “Ayyy ne feciii, X hanımın kocası her gün dövüyormuş. 20 yıldır komşuyuz, bir kere bile fark etmedim” benzeri cümleler kim bilir her gün kaç kere uzayın boşluğuna gidiyor. Zaten karısını sokak ortasında döven, bıçaklayan adamın yanından geçip giden insanlardan ne beklenir ki?

Sayın İslam, göreve geldiğiniz günden beri aile içi şiddete gözlerinizi, kulaklarınızı kapadınız. Diyorsunuz ki kayıp çocuklar konusunda gerekli adımları attık, atacağız. Yahu bu konu yeni değil ki! Çok önce yapılması gereken hiçbir şey yapılmamış. Kaçıncı defadır duyuyoruz: “Cezaları gözden geçiriyoruz.” Koysanıza en ağır cezaları, kimyasal hadımı!

Allah’tan sivil toplum kuruluşları, büyük şirketler falan var da bu işlerle ilgileniyorlar. Bakanlığımız dururken, onlar ulaşabildikleri herkesi binbir konuda bilinçlendirmeye çalışıyorlar.

Bir de çok teşekkür etmeliyiz size. Muhteşem faydalı bir bilgi paylaştınız: “Çocuklarınızı koşulsuz sevin ve onlara çığlık atmayı öğretin.” Dört yaşındaki kızım iki yaşından beri çığlık atmayı biliyor. Çığlıktan önce; sürekli başını, kolunu mıncıklayanlara, öpmeye kalkanlara “Bana dokunmayın” demeyi öğrendi. Taciz devam ederse, çığlığı basacağını biliyor. Yuvada üç dilde “Bu yaptığından hoşlanmıyorum, hemen dur” demeyi öğrettiler.

Bu öneriniz var ya; “Biz bir halt yapamıyoruz, siz çocuğunuza sahip çıkın” demektir.

Ve son bir tespit: Siz ve ekibiniz somut adım atmazsa halk, cezasını kendi vermeye başlayacak. İşler lince varacak. En şiddetli vuranlar da evine gidip eşini, çocuğunu pataklayanlar, tecavüz edenler olacak.