Bebelere saygı

"0-1-Başla!", çocuğunuz büyüdüyse bile geçmişi şöyle bir anmak veya hediye etmeden önce karıştırmak için harika bir kitap.

Ne kadar zamandır yazmalık bir kitap okumadım diye yakınırken, beni daha ilk sayfasından 5 yıl önceki günlerime ışınlayan bir tanesi çıktı karşıma. Kızımın içinde olduğu yaş ve ona denk gelen gelişim süreçlerini yazmayı tercih ediyorum, geçmişi ve ileriki zamanları konu yapmayı sevmiyorum. Ve evet, yeni doğanların sırt üstü mü, karın üstü mü yatması gerekir şeklinde bilgiler artık kesinlikle işime yaramaz. Fakat çocuk yetiştirme felsefesine de dokunan öyle güzel laflar var ki. Okumakla kalmadım, tavsiye de ediyorum.

Kitabın ana yazarı Dr. Şirin Seçkin. Yardımcı yazarlar ise Dr. Fatma Kırcı ve Dr. Ertan Seçkin. 0-1-Başla!’nın temel okur kitlesi, bebek bekleyenler ve 0-1 yaş arası bebek ebeveynleri. Hem ilk doğumdan 1 yaşa kadar olan süreçleri kronolojik sıralamışlar hem de karşınıza çıktığında sıkıntı yaratabilecek onlarca durumu ayrı ayrı bölümlerde birkaç kere ele almışlar. Yani, neresinden açsanız, faydalı bir bilgi çıkacak karşınıza.

Kitabın beni 1 saniyede yakalayan bölümü, “Bebeğe Saygı” oldu. Bakın alıntılıyorum; bu bir manifesto değil de, nedir?

“(…) Bebeğe saygı, onunla birey olarak iletişim kurma ve davranma dışında, sevip sevmediği şeyleri keşfederek onu olduğu gibi kabul etmeyi de içerir. Ebeveynler bebeklerine genellikle, nasılsa anlamıyor ve iletişim de kurmuyor zannederek daha çok oyuncak bebek gibi davranır. Ayrıca biz her şeyi biliriz ve benim bildiğim, duyduğum ya da kitapta okuduğum gibi olacak şeklinde diretir. Bebeğinize mutlaka adıyla seslenin. Yanındayken ya da telefonda konuşurken “Bebek dün gece uyumadı demek yerine, “Ayşe dün gece uyumadı” demelisiniz.

(…) Beslenme, altını değiştirme, banyo, soyunma ve giyinme işlemlerini yapmadan önce ne yapacağınızı açıklamanız bebeği rahatlatarak tedirgin olmasını azaltır.”

Laylu daha birkaç günlükken bile nerdeyse hiç susmadan konuşuyordum. “Ne yaptık, ne yapıyoruz, ne yapacağız, bak bu klasik müzik, bak buna kedi denir, şimdi merdivenden iniyoruz, çorbama limon sıkıyorum, bunun adı kozalak” diye binbir şey anlatıyordum. Babası o dönem dalga geçiyordu, “Leyla konuşmaya başladığında ilk söylediği ‘Bi sus anne’ olacak” diyordu. Ne oldu? Sus komutu almadığım gibi, Leyla benden daha çok soruyor ve konuşuyor ama bir o kadar da bilinçli ve meraklı. Çok şükür. Çevresiyle kurduğu iletişimde de bu temelle ilerliyor. Kendinden küçüklere karşı özellikle bilgilendirici.

Aynı başlıktan devam edelim;

“(…) Çok hızlı emen ve memeyi beş dakikada boşaltan bebeği, ısrarla daha doymamıştır diye ikinci memede tutmaya çalışmak memeyle mücadele, kusma, memeyi reddetme gibi sorunlar doğurur. Oysa doyup doymadığını en iyi kendisinin bileceğini ve bizim beklentimiz kadar değil, kendi istediği kadar yemesi gerektiğini kabul ederek tercihine saygı duymalıyız.”

Her ebeveynin, bebeğin daha anne karnındayken birey olduğunu kabul etmesi lazım. Yoksa hayat herkes için çok zor. Bunu, “Bebekle-çocukla inatlaşmayın!” olarak da anlayabilirsiniz. Hani bazı anne-babalar çok dertlidir, “bizimki çok inatçı” diye şikayet ederler. Unutmayın, inatlaşmak için iki taraf gerekir. Direnmeyin, başka yoldan çözmeye çalışın ya da bırakın gitsin. Geçmişe dönüp bakınca, Laylu’nun davranışlarında “koyverip kabullendiğim” konuların hiçbirinin bana kötü dönmediğini söyleyebilirim.

Kitapta 0-1 yaş arası geçirilebilecek hastalıklardan tutun da, bu dönem aşılarının tek tek detaylı anlatıldığı bölümden sivilce ve lekelere, oyuncaklara kadar sade ama bir o kadar detaylı, rahat ettirici bilgiler var.

Kitabın en bomba kısmı ise örnek soru-cevaplar. Bazısını “böyle de soru olur mu” diye okudum ama evet, öyle soru olurmuş. Benim için arkadaşlık bitirme sebebi olabilecek bir duruma dair örnek mesela; “Yemekteki misafirimiz 9 aylık bebeğime rakı tattırırken birkaç yudum içtiğini tahmin ediyorum. Bir sakıncası var mı?” Şirin Seçkin 20 yıllık doktor, kimbilir yazmadığı daha nelerle karşılaşmıştır meslek hayatında.

Bu kısımlarda kişi olarak da çok sevdiğim Dr. Şirin Seçkin’in sakin ve dingin tavrını gördüm. Empoze etmeyen, yaklaşımlar ve kültürler arasındaki farklılıkları gözeten, laf dolandırmayan, doğru kararda şüphe bırakmayan fakat yine de son kararı ebeveynin vereceği örneklerle dolu kitap. Nerdeyse hepsini tek tek okudum. “Delirdim mi, vaktim mi çok, bebek mi özledim acaba” soruları aklımdan geçmedi değil. Hiçbirine cevap aramadan devam ettim.

Özet: “0-1-Başla!” ile, hamile ve yeni doğum yapmış arkadaşlarıma hediye ettiğim “bebek anayasası” niteliğinde kitapları üçlemiş oldum.
Onlar nedir derseniz; Epsilon Yayınları’nın “Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler” ve “Bebeğinizin İlk Yılında Sizi Neler Bekler” ile Ayşe Öner’in “Hamilelik Doğum ve Bebek Bakımı” kitapları.
 
0-1-Başla! Remzi Kitabevi.