Bir annenin servis yakarışı

İstanbul trafiğinden ben kurtuldum, kızım yakalandı...

İstanbul trafiğinin en çirkin hallerini 12 sene boyunca Güneşli-Bağcılar hattında yaşadıktan sonra bu sene başında şehir içinde bir işe ve dolayısıyla yeni diyebileceğim bir hayata transfer oldum. Sabah sekizde başlamak ilk günlerde zordu, ama işime geldi. Leyla yeni okulu için sabah yediyi çeyrek geçe alınıyor. Onu servise bindirip peşinden de ben çıkıyorum.

Fakat tam ben trafik çilesinden kurtulmuşken zavallı kızım yakalandı…

Azıcık ger, sarayım: Okul arayışlarımızı biliyorsunuz. Almancada zaten seçeneğimiz azdı. O uzak, bunun eğitimi iyi diil, öbürü nerdeyse Edirne’de diye eledikten sonra elimizde bir tane okul kaldı.

Müdürle görüşmeye gittiğimde ilk sorum, servis süresiydi. Sağ olsun hemen raporları çıkarıp bizim semtin zamanlamalarını paylaştı benimle: Çocuklar en fazla bir saatte bırakılıyordu.

Sevdiğimiz, köklü bir kuruluş olduğu için bu bilgiyi de alınca tereddütsüz yaptık kaydını.

Gelin görün ki, yaşadıklarımız hiç de bize verilen bilgideki gibi olmadı.

Laylu resmen sürünüyor. Sadece o değil, aynı servisteki ve güzergahtaki tüm çocuklar.

Sabahları yarım saat-kırk dakikada varıyor okula, OK. Fakat okul çıkışı tam bir işkenceye dönmüş durumda. Haftada en az iki gün, eve varması iki saati buluyor. İki saat!!! Altıya doğru, nerdeyse benimle aynı zamanda geliyor. İşten beşte çıkıyorum. Birçok kere servisi yolda yakalayıp Leyla’yı yarı yolda aldım.

Ha, sanmayın ki okul Kurtköy’de, evimiz Bakırköy’de. Ev ve okul arası 11 kilometre. Okul da, evimiz de şehrin içinde merkezi kabul edilen semtlerde.

En hızlı geldikleri günde , 1 saat 15 dakika sürüyor.

Olabilir mi bu? Kabul edilebilir mi?

Bunun bir düzenlemesi, sınırlaması yok mudur arkadaş?

Geçtikleri hatta bir nokta öyle felaket tıkanıyor ki, içinden çıkılmaz bir durum söz konusu. Orayı baypas etmek için alternatif rota yapsanıza… Servisin şoförüne, hostesine de yazık diil mi?

Laylu yol uzayınca serviste uyuyakalıyor, uyanınca huysuzlanıyor, uyumazsa sıkıntıdan patlıyor, orası burası ağrıyor. Eve geldiğinde o travmayı atması için en az yarım saat gerekiyor. Sonra yemek, duş derken zaten sekizde yatıyor. E bu çocuk ne zaman oynayacak? Seneye deli gibi ev ödevi yıkacaklar, onları ne zaman yapacak? El insaf!

Bizim durumda trafiğe ek olarak süreyi iyice uzatan bir de yanlış planlama vardı bonus olarak. Sene başından beri okulun servis yetkilisiyle defalarca konuştum, nafile.

Şöyle de bir durum var, itiraf edeyim; okulda arıza anne olarak mimlenmemek için böyle konuları mümkün olduğunca en yukarı taşımadan birinci muhatapla halletmeye çalışıyorum. Fakat bir adım bile yol alamayınca müdüriyete ilettim de lütfedip ilgilenmiş gibi yaptılar. “Yarın hemen bakacağız ve sizi arayacağız” diyorlar, iki haftadan önce ses çıkmıyor. Düşüyorum peşlerine; konuştuk ya sizinle diyor, Yeşilköy’deki çocuğun annesi sanıyor hâlâ beni; yalan söylediğimi iddia ediyor. Yeşilköy nere, bizim semt nere diyorum, “Ay pardooon biz yine yanlış anneyi aramışız” deyip geçiştiriyor. Ve bu mazeretle bir ay daha uzuyor çözüm süreci. Hükümetin çözüm süreci daha çabuk bitecek bu gidişle.

Bir de Tursan öyle ketum ki, servisin güzergahını soruyorum, söylemiyorlar, hangi çocuk nerde oturuyor, sanırsın devlet sırrı. Serviste kaç çocuk var, o bile bilinmiyor.

Bir de bana ısrarla iddia ediyorlar; çocuğunuz şu saatte bırakıldı diye. Yahu cep telefonumuza “çıkın hadi” diye gelen çağrının saati var, evde kamera sistemi var; bir kere bile dedikleri vakitte gelmedi kızım. Güya servis aracında takip sistemi de var. Gel gör ki, araç iki haftadır serviste, Arvento da yalan.

Özetle; ben hayatımda böyle kötü bir planlama ve organizasyon görmedim. Daha üzücüsü, Tursan’ın çözüm bulmak için gerçekten uğraşmaması, mış gibi yapmaları. İstanbul’da tekelleşmeye yaklaşmış birkaç servis şirketi var. Onun rehaveti çökmüş üstlerine. Tıkanık kısım için alternatif güzergah düşünelim falan yok… “Bizde böyle.” Yerse. Çünkü biliyorlar, onlara muhtacız. Çaremiz yok. Ne yapacağım, her akşam işten iki saat erken mi çıkacağım Leyla’yı okuldan almak için? Ya da şoför mü tutacağım? Yok, daha iyi bir fikrim var. Helikopter alayım…

Leyla bu hafta eve her gün iki saatte gelince dün ilk defa düşündüm, okul kararımızı gözden mi geçirmeliyiz?

Çok uzak dediğim öbür okula versem, eminim daha çabuk gelir eve. Ama bu sefer de psikopat kamyon şoförlerinin cirit attığı TEM’de gidecek kilometrelerce. 12 sene TEM’de araba kullanınca endişelenmek için her türlü hakka sahibim.

Almancadan tamamen vaz geçip eve en yakın İngilizce okula mı kaydettirsek?..

Kafamda binbir soru, çaresizlik…

Okul servislerinde belli sınırlamalar, kurallar olmalı. Beş yaşında bir çocuğu iki saat boyunca serviste oturtmak düzenlemeye aykırı olmalı…

Bu konuda deneyimli ebeveynler vardır aranızda, bana biraz bilgi verir misiniz?

Ben bu servis işinde henüz çömezim ama benim de profesyonel olacağım gün gelecek. Beni tanıyan bilir.


****

KINDS ADS


Bu yazının anne-çocuk konularıyla direkt bağlantısı yok. Ama indirekt olarak var. Neden? Hayvan seven, onları koruyan ebeveynlerin çocukları da öyle olur. Empati kurabilirler, vicdanlı olurlar.

Kind Ads diye bir internet servisi var. İnternette göreceğiniz reklamların gelirini, dernek ve vakıflara bağışlamak üzere biriktiren iyi amaçlarla kurulmuş bir servis.

KindAds bir Google ürünü. Eklentiyi indiren kullanıcılara rahatsız etmeyen reklamlar gösteriyor ve bu reklamın gelirini biriktiriyor. Ardından biriken paranın tamamını sahipsiz hayvanlara destek olan vakıf, dernek ve kuruluşlara bağışlıyor. Gelecekte çocuklara ve kadınlara yönelik vakıf, dernekleri de destekleyecekler ama önce 1000 kullanıcıya ulaşarak daha çok reklam geliri yaratmaya ihtiyaçları var. 

İlk bağışı, Sahipsiz Hayvanları Koruma Derneği'ne yaptılar. Sonra Kadıköy'ün Köpekleri hayvan barınağı geldi.


Bağış yaptıkları dernek ve vakıflara giden reklam gelirinden herhangi bir komisyon almıyorlar. Sadece iyi kalplilikle oluşturulmuş bir proje.


Bana biraz daha bilgi derseniz, www.kindads.com’a bakabilirsiniz. Bir de tatlı videoları var: https://vimeo.com/146032311


Şimdilik çok cüzi bağışlar yapıyorlar, desteklerinizle artacak!



****

ANNE BEBEK OSKARLARI

 
Türkiye'nin ilk Anne-Bebek Oskar Töreni yapılıyormuş. Her şeyin bir Oskar’ı var, bebek dünyasının neden olmasın ama di mi?

1.İBS ödülleri, "Hamile Dostu Ürün", "Bebek Dostu Ürün", "Çocuk Dostu Ürün", "Anne Dostu Ürün", "Aile Dostu Ürün", "İnovasyon" ve "Yılın Ürünü" kategorilerinde düzenlenecekmiş. İBS Anne Çocuk Bebek Fuarı'nın resmi internet sitesi www.ibsfuar.com/ üzerinde yapılacak puanlamaya katılan ebeveynler aynı zamanda 11 Aralık günü yapılacak büyük çekilişe katılma hakkı kazanacaklarmış. Puanlamaya son katılım 6 Aralık. Buyrun buradan seçin.