Çalışan anne olmak konusunda...

Hadi herkes birbirinin çocuğuna bakıp para kazansın!

* İki hafta önceki yazıma yüzlerce destek mesajı aldım. Sadece annelerden değil üstelik. Resmi kurumlarda çalışanlardan STK’lara kadar farklı platformlardan geldi bir kısmı. 

* Herkese çok teşekkür ederim. Bazıları çalış diyor, bazıları ilk 2,5 sene çocuğun gelişiminde çok önemli… Aralarında yazıda bahsettiğim şekilde mağdur olanlar olduğu gibi, bir arkadaşım gibi sadece 1 ay ücretsiz doğum izni kullanmak istediği için işten çıkarılanlar da vardı. 

* Ücretsiz izin hakkından bahsedememiştim geçen hafta, bu vesileyle onu da yazayım.
SSK’nın belirlediği izin süreniz bittiğinde siz hâlâ işe dönmeye hazır değilseniz, ücretsiz izin hakkınız var. Çalışma Bakanlığı’ından aldığım bilgilere göre düzenleme şöyle:
Devlet memurları 12 aya, diğer çalışanlar 6 aya kadar ücretsiz izin alabiliyor. Bu süre boyunca sosyal sigortanız devam ettiği gibi, işverenin bu konuda takdir yetkisi yok. Yani, ben ücretsiz izne gidiyorum dediğinizde, şirket kalacaksın diyemiyor, işten de çıkaramıyor. Aksini yapan şirketleri ciddi cezalar bekliyor. Ama tabii sadece yetkililerin haberleri olursa. Bu noktada annelerin sorunu Çalışma Bakanlığı’nın iş müfettişlerine intikal ettirmesi gerekiyor. 

* Yazıya gelen yorumlardan biri, tam da benim derdimin ulusal bir sorun olduğunun farkında olan, konuyu çift taraflı düşünen bir erkekten. 

* Bakın ERG- Eğitim Reformu Girişimi Koordinatörü Batuhan Aydagül ne diyor: “Bu benim uzun yıllardır üzerinde çok düşündüğüm bir konu, gerçekten müthiş bir dilemma. Öte yandan, kadınların işgücüne katılımı artmadığı takdirde, Türkiye’nin gerçek anlamda büyümesini sürdürmesi çok zor. Çözüm aslında biraz senin yazında mevcut; anne (ve babalara) yeterli doğum izni, arkasından kaliteli çocuk bakımı ve eğitimi hizmetleri. Çocuğun gelişimini ve ebeveynleriyle azami vakit geçirmesini sağlarken, bir yandan da anne/babayı iş gücünden kaybetmemeyi sağlamak.” 

* İşe sarkastik bir gözle bakarsak zinciri şöyle de kurabiliriz: Ben çalışırım. Bebeğime Gülay bakar, para kazanır, evini geçindirir. Onun çocuklarına bakan bir başka kadın da para kazanır, böyle uzar gider. Yani, bir anne, çocuk bakmak dışında bir iş yapacak diye herkes bir başkasının çocuğuna bakıcılık yaparak para kazanabilir. Trajikomik değil de, ne? Gel de şimdi Avusturya’dan örnek verme… Nerde oradaki devlet yuvaları, kreşleri, nerde bizimkiler. Bizimkileri bulamazsınız, çünkü yok. Mevcutlar özel, fiyatları malum. Hani belli sayının üstünde çalışanı olan şirketlerin kreş açma zorunluluğu var ya?.. Bana bir saysanıza, kaç şirkette var kreş? 

* Bu konuyu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan aldığım sevindirici bir bilgiyle noktalamak istiyorum:
Çalışma Bakanlığı, bir süredir kadınların istihdama katılmalarını kolaylaştırmak için bazı çalışmalar yapıyor. Yeni anne olanların durumu ve çocuk bakım hizmetleri de ele aldıkları konulardan biri. Mesela benim de bu konudaki çözümlerini ölümüne kıskandığım Avusturya ve Almanya ile bir AB eşleştirme programı yürütüyorlar. Projenin adı, “Çalışma Hayatında Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi”. Amaç Türk ve AB mevzuatlarının gözden geçirilmesi ve nihayetinde uyumlaştırılması.
 
* Uzun lafın kısası, birkaç sene sonra doğum sonrası izinler konusunda daha sağlıklı koşullar elde edilebilir gibi duruyor. Bana yaramadı ama gelecekteki annelere inşallah. 

* Anneler! Sessiz kalmayın, hatta sesinizi yükseltin! Hep birlikte haklarımızı arayalım. Çocuklarımız, ebeveynler ve işverenler için en uygun yolu birlikte bulalım!