Çocuk gibi istemek

2015'te hepimiz için çocuk gibi istemeyi öğrenmeyi diliyorum!

Dün sabah bilgisayarın başına oturup, “Analı-kızlı 2014 özeti” şeklinde bir ilk cümle kurdum. Kurmaz olaydım! Toplantılar yaptım, saatlerce yol kat ettim, binbir iş hallettim ama yok, bir kelime daha yazamadım. Akşamın körü oldu, o cümleden öteye gidemedim.

O zaman (daha da) uzatmanın alemi yok. 2014 özeti yapmayarak başlıyorum yazıya. Ama şükredeyim; bugün burada bu yazıyı yazmaya oturabiliyorsam eğer, ben de, Laylu da iyiyiz demektir. Bu sene sağlıkla, sabırla sınandık. En zorlusu, ben, “korkunç 4 yaş” sendromuyla sınandım. Ama öte yandan da hayatımda ilk defa tatilin dibine vurduk, ilk senelere göre çok daha harika birlikte vakitler geçirdik.

Bir satır sonra tıkanmamak için bu konuyu kısa kesip, geçmişe değil geleceğe bakmak istiyorum izninizle.

Ermiş bir arkadaşım var, ismi lazım diil, bana hep şöyle öğüt veriyor: “Çocuk gibi iste! Olduğunu göreceksin!”

2015’te çocuk gibi isteyin arkadaşlar. Kızınıza, oğlunuza, yeğeninize, komşunuzun çocuğuna bakın, aynen öyle yapın.

AVM kapısında yerlerde sürünün demiyorum tabii. Bir çocuğun saflığıyla, temiz zihniyle, her şeyin mümkün olacağını düşündüren hayal gücüyle isteyin. Amasını, mamasını, öyleyken böylesini falan boşverin. Param yok, çok zor, çok uzak, imkansız falan filanı unutun.

Başımıza ne geldiyse, bu yetişkinlikten geldi zaten.

Çocuk gibi sorun, çocuk gibi isteyin! Bu, bir günde olacak bir değişim değil, isterseniz başaracaksınız. Karşınıza böyle biri çıkarsa, onu da baltalamayın, olur mu?

Ben mesela, Laylu’nun şu dileğini örnek alıyorum kendime: Bu hayatta gerçekten uçmak istiyorum, diyor her gün.

Bir dileği daha var, prenses olmak. Bu, teorik olarak imkansız diil. Hem bana da bir kraliçelik falan çıkar, belli mi olur?

Hep birlikte sağlıkla, eğlenceyle, dostlukla dolu mutlu bir 2015 dilerim!

ÇOCUĞA NE ALINMAZ?

Bu bölümün ilhamını sağolsun Elif Key verdi. Yazı çıkmıyor diye Twitter’a ağladığımda, yaratıcı hediye rehberi yapsana, dedi. Onu diil de, neyin alınmayacağını daha iyi yazabilirim dedim.

“Yılbaşı heyecanına ve çocuğunuzun ağlamaklı gözlerine kanmayın, hediye alırken sağduyulu olun”, şeklinde bir beylik cümleyle başlayacağım.

Bu yılbaşında çocuğunuza sakın canlı hayvan almayın!

Gerçekten bakacağına inanıyorsanız, bir barınağa gidin, oradan sahiplenin.

Belli bir yaşın altındaysa –ki bu bana göre yüksek bir yaş olmalı- çocuğunuza elektromanyetik alan yayan cihazlar hediye etmeyin. Aptallaştıran akıllı telefon, tablet falan yani.

Sizinkiyle yalvararak sınırlı sürelerde oynadığı hayatınıza devam edin. Hele odasında televizyonu falan aklınıza bile getirmeyin.

Yılbaşı gazıyla şeker, çikolata ve binbir zararlı gıdaya da boğmayın lütfen çocuklarınızı. Evde, misafirlikte olandan azıcık tırtıklasın, yeter.

El becerisini, zekasını, yaratıcılığını, doğayla bütünlüğü teşvik edici bir şeyler arayın. Küçük de olsa, elle yazılmış bir not, kart hazırlayın. Saklamayı da unutmayın.
Bırakın, 31 Aralık gecesi istedikleri saatte yatsınlar, akşam içlerinden geldiği gibi kudursunlar. Uykusuzluktan sinir krizi geçirirlerse, iki kadeh içmiş olacağınız için çok dert etmezsiniz nasıl olsa.

Bir de lütfen çocuklar için iyi bir şeyler yaptığına inandığınız bir kuruluşa bağış yapın. Eğitim olur, sağlık olur, çevre olur… Minicik bir bağış yeter. Sertifikasını çocuğunuza gösterin ve anlatın, bu dünyada bizimkiler kadar şanslı olmayan milyonlarca çocuk var.


PATCHWORK AİLELER ÜZERİNE

Geçen haftaki yazımı çok sayıda beğenen oldu, teşekkür ederim. Bana yolladığınız e-postalarda ve sosyal medya paylaşımlarında “Patchwork Aile” tanımını öne çıkarmışsınız hep.

İzninizle yılın son yazısında yine kıllık yapacağım. Patchwork, çok kibar bir maske bu hallere. Ben, “uysa da kodum, uymasa da” ailesi demeyi tercih ederim. Zira, Patchwork denen çalışmada, farklı parçaların uyum içinde bir araya geldiği, güzel bir bütün oluşması için çabalanır. Oysa bunu bitmiş ve yeni yolculuklara çıkılmış ilişkilere, aşka-meşke dair pek diyemeyiz takdir edersiniz ki.

Kafası çalışan bir kadın, bir adam duymadım ki, eski sevgilisinin, eski eşinin aynısı veya çok benzeriyle birlikte olsun. Kaldı ki, kimsenin kimseye bir sonraki ilişkisinde tüme yönelik bir harmoni borcu, sorumluluğu falan da yok. Di mi?