Çocuk ve tablet, bakıcı ve dayak!

Tatil boyunca daha önce bin kere yazdığım konunun da sağlamasını yaptım. Yabancı ailelerde tablet mablet yok kardeşim. Çocuklar bildiğin Mowgli gibi takılıyorlar doğada. Ayrıca dört senelik bakıcı bağımlısı cesur bir anne olarak bu konuda yazmadan edemeyeceğim.
Çocuk ve tablet, bakıcı ve dayak!

BİR TATİLİN ÖZETİ

L: Anne, sence ben şu an ne yapabilirim?
E: Arkadaşlarınla oynayabilirsin, taş boyayabilirsin, yüzebilirsin, yaprak toplayıp inceleyebilirsin…
L: Neler neler, maydanozlu köfteler. Başka bir şeyler yapsam diyorum.
E: Nasıl bir şey mesela?
L: iPad beni çağırıyor gibi meselaaaaa.
Yukarıdaki diyalog, hangi ortamda ve saatte olursak olalım, tatil boyunca günde en az üç kere tekrarlandı. Sebebi, direndiğim tablet sahipliğine yenilmem ve Laylu’dan bir ay sakladıktan sonra tatilde yakalanmam. Akabinde bir sürü çocuk oyunu indirilmesi ve esaret.
Beni biliyorsunuz, dijital vakit geçiricileri sadece çok sınırlı kullanmasına izin veriyorum. Fakat bu tatilde uyku saatleriyle birlikte bu konuda da geçici olarak esnedim. Çocuk tatili iyice yaşasın diye. Yoksa 365 gün aynı geçiyor.
Etrafta tabletli başka çocuklar ortama 1-0 yenik giriliyor. Ama kimsede yoksa, çok rahat. O zaman aklına gelip istemiyor.
Farklı mekanlarda geçirdiğimiz tatil boyunca daha önce bin kere yazdığım konunun da sağlamasını yaptım. Yabancı ailelerde tablet mablet yok kardeşim. Çocuklar bildiğin Mowgli gibi takılıyorlar doğada. Bu manyaklık sadece biz Türklere ait. Eğitimli cehalet denen budur işte.
Laylu’ya ara ara izin versem de şu bilgileri açıklamalarıyla birlikte sürekli kafasına kaktım: Çok oynarsan hasta olursun, aptal olursun, gözlerin iyice bozulur. Aptal kısmı bizimkini çok etkiledi ki, her hatırlattığımda elinden bıraktı. Tatil bitip İstanbul düzenine dönünce bu tutku da bitti çok şükür. Bir kere bile iPad demedi.
Peki bu arada 43 yaşındaki çocuk geceleri ne yapıyor dersiniz? Gizli gizli çocuğunun oyunlarıyla oynuyor! Toca Boca diye bir oyun üreticisi var. Acayip neşeli ve geliştirici oyunları var, nasıllll tatlılar, anlatamam!

BAKICI VE DAYAK

Dört senelik bakıcı bağımlısı cesur bir anne olarak bu konuda yazmadan edemeyeceğim.
Şunu baştan bir okuyun: N.G.’nin yaptığını kesinlikle ve hiçbir koşulda kabul etmiyor, şiddeti şiddetle kınıyorum. Bazı çocuksuz, empati yoksunu, emekçiye çoook saygılı kişilerin bu yazı üzerine bana nasıl saldıracağını şimdiden merak ederek başlıyorum.
O babayı ve eşini anlıyorum! Hem de o kadar iyi anlıyorum ki, içim çekiliyor düşünürken. Siz hiç saatlerce eve-bakıcıya-çocuğa ulaşamamanın nasıl bir panik olduğunu yaşadınız mı? Bırakın saatleri, 15. dakikada benim için hayat duruyor. Ki, “evrim ve panik”, aynı cümlede bulunması zor iki kelime.
Zaman zaman hayalinizde nasıl şiddet senaryoları kurduğunuzu biliyorum. Ben hiç düşünmedim diyen, yalan söyler. Aradaki fark eğitimle halloluyor Allahtan. Biz kendimizi tutuyor, konuşarak halletmeye çalışıyoruz. Alttan alarak, aman kaçmasın diye korkarak. Ben içimden üç hanelilere ulaşana kadar sayıyorum mesela.
N.G. vakasını medyadan okuduğum üzerinden, bir tutam deneyimle birlikte değerlendiriyorum:
Bakıcı, anne-babaya haber vermeden çocuğu da alıp bilinmeyen bir yere borç ödemeye gidiyor. Kontörü yokmuş. Mış-muş!
1) Hiçbir kişi (ne bakıcı ne de arkadaş, eş-dost) ana-babanın bilgisi ve rızası olmadan, çocukla günlük rutinin dışında bir yere gidemez. Yolda kazası var, binbir beklenmeyen durum var. İzin gününde gitsin. Rutin bile olsa dış aktiviteleri mutlaka haber vermesi gerekir.
2) Ya o bakıcı borcunu öderken bir anlaşmazlık olsaydı, kavga çıksaydı? Çocuğa, bakıcıya zarar gelseydi?
3) Borç ödeme yalan olabilir. Sevgilisiyle bile buluşmuş olabilir.
4) Kontörü yokmuş, ondan haber verememiş ya… Külliyen yalan! Ödemeli arama diye bir şey var. Hadi arayamıyorsun, telefonu neden açmıyorsun be kadın? Evden çıkmadan ev telefonundan ara, başkasından ara…
Ben ve arkadaşlarım aynılarını yaşadık, yaşıyoruz. Bakıcılar, ister Türk ister yabancı olsun - istisnalar dışında- muhtaçlık durumunuzu bildikleri için bizi parmağında oynatıp sonra da mağdura yatıyorlar. Sorumluluk sahibi bir insan, çocuğun en azından annesi ile her zaman yakın temasta olur, önce çocuğun güvenliğini düşünür. Bu işi yapanların çoğu zor şartlarda büyümüş, eğitimsiz ve düşüncesiz olduğu için her gün birçok şeye şükrederek yaşıyoruz.
Evdeki yardımcıların iletişimdeki dağınıklığından ben de dertliyim. Parktaki diğer çocukların annesini aramaktan, mahalledeki esnafa “bizimkiler oradan geçti mi” diye telefon etmişliğim çok.
Evdeki en son vaka şu: Telefonunda 3 harf tek tuşta olduğu için, mesaj yazıp haber vermekte zorlanıyormuş! Bu arada en yeni model akıllı bir telefonu ve bir hattı daha var. Zaten çok merak edersem güvenlik sisteminden evde olup olmadıklarını anlarmışım. Medyumum ya, nerede olduklarını da bakla falından görürüm zaten.