Dakika bir, ateş 39!

Leyla'nın nelerini özlüyorum, nelerini düşününce bile kaçmak istiyorum... Ve her dem favorilerim...

Laylu’nun yuvası açılalı sekiz gün oldu. Dokuz değil, 10 değil… Ama bizimki ne yaptı etti, mikrobu kapıp çarşamba gecesi 39 derece ateş çıkarmayı becerdi.

Gece ağlayarak uyandı, kafam ağrıyoooo, diye. Baktım ateşi var, çaktırmadan teselli ettim, uyuttum. 38,3 olduğu için ilaç vermemeyi denedim. Uyudu, iki saat sonra uyandı. Bu sefer daha çok sızlanıyordu. Ateşi aynıydı ama başı çok ağrıdığı için ilaç verdim bu sefer. Ben, ateş 38,5 civarına gelmedikçe ilaç vermeyenlerdenim. Hele ki geceyse ve uyuyabiliyorsa, asla. Ama ne kadar uğraşsam da 3,5 senelik hayatında iki kere antibiyotiklik olduk.

Bazı anneler kendini paralar çocuğun ateşi çıkınca. Ateş 37’yi bir geçti mi, krizler başlar evde. Ben ekstrem bir durum olmadıkça, bağışıklığının güçlenmesi için doğru ve faydalı olduğunu düşünenlerdenim. Vücutları sürekli yeni bir mikropla tanışıyor. Siz dışarıdan müdahale ederseniz, bünyesi onunla savaşmayı öğrenemiyor, güçlenmiyor. O yüzden ‘minimum müdahale, maksimum ılık duş’ annesiyim ben. “Okula geç yollayayım, daha az hastalansın” savının da doğru olmadığını söyleyeyim üzülerek. Ne kadar erken, o kadar iyi.
Bazı yaklaşımlara göre acımasızca, bazılarına göre çok doğru bu yaklaşım. Kendim de öyleyim, ateş tavan yapmadıkça, başım çatlamadıkça ilaca elimi sürmem. Nitekim dün güle oynaya uyandı bizimki. “Ben artık iyileştim” dedi. Yine de yollamadım yuvaya. Dinlensin, koşturup terlemesin diye.

Her sabah okula ağlayarak giden cüce pek bir üzüldü arkadaşlarını göremeyecek diye. Sonra kısa bir baba programı ve evdeki atraksiyonları duyunca sustu. “Hem ağlarım hem giderim”, okula giden çocuklar için olmalı aslında!

Gece zırt pırt uyanıp ateşine bakarken uykum kaçtı. Başladım düşünmeye; Leyla’nın nelerini özlüyorum, nelerini düşününce bile kaçmak istiyorum. Ve her dem favorilerimi tabii!

Sadece anne sütü emerkenki bebek kokusu: Özlüyorum. Özene bezene yıkayıp, Mustela’yla banyo yaptırıyorduk adeta. Söylemesi ayıptır, o dönem kakası bile parfümlü gibi kokuyordu.

İki yaşına kadar bitmek bilmeyen gece uyanmaları: Özlemiyorum. Kızım artık özel bir durum olmadıkça kesintisiz uyuyor. Çok şükür.

Bazı kelimeleri yanlış söylemesi: Özlüyorum. Kozalağa kolazak, salatalığa salatık, parmağa parnak, limona lilom… Bir şeyi yanlış söylerse düzeltmiyorum, öyle kalsın istiyorum ama kendi düzeltiveriyor sıpa.

Milyonlarca soru sorması: Her dem favorim. Asla sorularını cevapsız bırakmam, “Çocuk anlamaz” deyip geçiştirmem. Geçen dayanamadım sordum: Neden bana bu ara pek bir şey sormuyorsun? Bilmem, dedi, acaba her şeyi öğrendiğim için mi?

Yürümeyi öğrenmeye çalıştığı günlerdeki halleri, babasıyla benim aramdaki yürüme denemeleri, parmak ucu yürümesi: Özlüyorum.

Yürümeye başladıktan sonraki kontrolsüzlüğü, evin içinde atom karınca gibi şuursuzca her köşeye koşması: Özlemiyorum.

Ateşi çıktığında kucağıma tırmanıp kafasını göğsüme yaslayıp kuzu kuzu durması: Çok gaddarca biliyorum ama her dem favorim!

Evin içinde bir dakika bile yalnız bırakmaya gelmemesi: Özlemiyorum. Artık kendi kendini harika oyalıyor. Küçük oyunlar, hikâyeler kuruyor.

Uzay gemimiz bile var evde, Hindistan’a gidip duruyoruz!

Durup durup “Annecim seni çok seviyorum” demesi ve şapır şupur öpmesi: Her dem favorimmmmm!

Pusetinde yürüyüşler yapmamız, melül melül etrafa bakması, uyuklaması: Böyle bir dönem vardı di mi! Özlüyorum ama onun yerini çok daha
güzel vakitler aldı şimdi.

İlk aylarda yavru koala gibi gıdımda uyuklaması. Özlüyorum! Doğumdan sonraki iki hafta uyuduğu anlar dışında kimseye vermemiştim desem! Ha, kendimin bu halini özlemiyorum, o başka.

Sabaha karşı uyanıp çıplak ayakla çap çap yürüyerek yatağıma gelip “Ben geldim annecim” demesi: Her dem favorim.

Emzirmeyi: Özlüyorum. Ne kadar bağlayıcı olursa olsun, o kadar güzel bir duygu ki! 100 kere doğursam, hepsini son damlaya kadar emziririm.

İlk bir sene: Özlemiyorum! Hem de hiç! Çocuklar annelerinin karnından bir yaşında çıksa? Bağ kurmak vs. için en önemli zamanlar, hiç şikâyet etmedim, yine olsa yine aynısını yapar(d)ım ama almayayım! Ben çocuk olayını kapattım. Bu da böyle biline.