Genç müzisyenler ödüllerini aldı

Çocuğunuzu müzik dersinden spor kursuna yetiştirmeye çalışırken şunu düşünün lütfen: Çocuğunuz bunlara gerçekten ilgisi ve yeteneği olduğu için mi katılıyor, yoksa siz istediğiniz için mi?

Geçen Pazar Laylu’ya harika bir ödül törenine katıldık: BT Müzik ve Sahne Sanatları tarafından Türkiye’de birincisi düzenlenen, Uluslararası Genç Yetenekler Müzik Yarışması’nın kazananları açıklandı. 

Avrupalı onlarca müzik öğrencisinin katıldığı yarışmaya Türkiye’den de ilgi yüksekti. Yedi bölgeden katılım vardı. Gönül ister ki, bu katılım seneye yüzleri bulsun ama bu bile gurur verici! Bu başarının mimarı, BT Müzik Evi’nin kurucusu Benal Tanrısever tabii ki. O olmasa, bu yarışma Türkiye’de hayat bulamazdı. Bakın bu da jürisi: İKSV Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak, İngiliz besteci ve piyanist Richard Lambert ve Avrupa Birliği Yarışma Birliği Başkan Yardımcısı Justas Dvaronias.

Yarışmada üç farklı yaş grubuna göre belirlendi kazananlar: 5-7, 8-10 ve 11-13 yaş. Sekiz yaş ve üstü çocukların uluslararası müzik dünyasındaki başarıları bana çok olağan geliyor. Dikkatli aileler, özenli eğitimciler ve doğru yönlendirme ile yetenekli çocuklar öne çıkıyor. Fakat itiraf edeyim, ilkokul öncesi yaşlardaki başarılar beni şaşırtıyor. İyi anlamda tabii ki!

Beş yaşında bir çocuk annesi olarak yazıyorum. Misal; daha yeni yürümeye ve konuşmaya başlamış bir canavarla günü tek parça bitirmeye çalışıp, sonrasında 2-3-4 yaş sendromlarında delirmemeyi başarırken, bir yandan yuva krizleriyle baş ederken, ben ne yalan söyleyeyim, Leyla’da böyle üstün bir yetenek olsa erkenden görebilir miydim acaba diye çok düşündüm. Hele ki müzikal eğitim başlangıcı için 4 hatta 5 yaş önerilirken, bu kadar erken fark etmek, büyük beceri. Laylu daha bebekken, 4 yaşında gelince piyano dersine başlar diyordum. Kızım 5’i bitirdi ama piyano falan sokamadık hâlâ hayatımıza.

Hadi yeteneğinin farkındasınız diyelim -ki yetenek yetmez, ilgisinin de olması gerek- pire gibi zıplayan, laf anlatmanın deveye hendek atlatmaktan daha zor olduğu bu minik insanı o derslerde nasıl zapt edeceksiniz? Şunu demeye çalışıyorum sevgili okur: İlkokul öncesi çağdaki çocuğun başarısının yarısı ebeveyne kredi edilmelidir! Çocuktan çok o anne-baba uğraşmıştır çünkü. Mütevazı olmaya gerek yok.

***

Evrim Sümer, Gürer Aykal ve Laylu...

Törene mutlaka Laylu ile gitmek istedim. Kendi yaşındaki o mini minnoşların başarısını görüp heyecanlansın, biraz da özensin diye. Gerçekten de çok hoşuna gitti. En prenses elbisesini, cici ayakkabılarını giydi, çantasını aldı, yanıma oturup bacak bacak üstünde izledi gıkını çıkarmadan. Ben, şirketim adına ödül alıp verirken yüzünde öyle bir gurur vardı ki, anlatılamaz!

Bizim için orada olmanın büyük bir kazanımı daha oldu. Onur konuğu olarak katılmış çok kıymetli bir müzik insanı vardı: Şef Gürer Aykal. Tören sonrası, “Kızıma bir el verir misiniz, belki başarınızın, istikrar ve idealizminizin bir parçası ona da geçer” diye yanında bitiverdik. Sağ olsun bizi kırmadı, hem Laylu’yla sohbet etti hem de birlikte hatıra fotoğrafı çektirdik. Bilen biliyor, Leyla yeni tanışıklıklarda tutuk, hatta uyuzdur. Fakat lider ışığı böyle bir şey işte; Leyla’nın Gürer beyin gözlerinin içine bakışını görmeliydiniz! Ne mutlu bize!

Kapanış: Çocuklarınızı küçük yaştan sanata yönlendirin. Müzik, tiyatro, resim… sırasıyla deneyin, birine yeteneği olabilir. Ama işte tam da bu noktada korumamız gereken dengeler olduğunu da unutmayalım. Bu çocukların spor da yapması gerekiyor malum. Müzik dersi, spor kursu derken, zavallıyı yarış atına çevirmeden, çocukluğunu mengeneye sıkıştırmadan kurmamız gerek bu düzeni. Ve şunu iki değil, oniki kere düşünün lütfen: Çocuğunuz bunlara gerçekten ilgisi ve yeteneği olduğu için mi katılıyor yoksa siz istediğiniz için mi?!!