Hangi anneye bakmıştınız?

Dünyada çocuk doğuran ilk ve tek kadın olarak 15 maddede yeni nesil Türk annesini takdimimdir.

Biraz gülmeye ihtiyacımız var. Biraz değil, çok!..

İnternette dolaşan bir yazıyı, kendi yorumlarımı ekleyerek paylaşacağım bugün sizinle. Kaynağının neresi olduğunu bilmiyorum, o yüzden benim karşıma çıktığı web sitesi yorgoderki.net’teki Sema Kavaslar imzalı yazıyı alıntılayabilirim sadece.

Dünyada 7 milyar insan ve ona orantılı bir sayıda çocuk var. Ve ciddi sayıda da bir anne. İşte bu yazı, “Türk annesi” hakkında. Madde madde yazmışlar. Bazısı trajikomik, bazısı absürt.

Buradan itibaren italik kısımlar dışında hepsi o yazıdan:

İnsanlığın ilk ataları ve anaları 200 bin yıl önce ortaya çıktı. Sonra evrildik, biz büyüdük ve kirlendi dünya falan filan derken sayımız 7 milyarı geçti… Ama bu 7 milyar insanın içinde dünyanın en önemli varlığı olan tek bir kişi vardı: Tonguçhan. Annesinin uğruna kişiliğini kaybettiği, etrafında pervane olduğu, biricik Tonguçhan.

İnsan sormadan edemiyor, ne oldu da birden annelik bir kadının hayatında gerçekleştirebileceği en önemli şey oldu? Ve yeni nesil Türk anneleri nasıl bir evrim sürecinden geçti ve bu kafaya geldi… Cevabını hiçbir zaman bilemeyeceğiz ama durum budur.

İşte, dünyada çocuk doğuran ilk ve tek insan olarak 15 maddede yeni nesil Türk annesi:

1- Artık onun bir adı yoktur. Bundan sonra ona “Tonguçhan’ın Annesi” diyeceğizdir…

Doğru valla. Leyla daha minicikken bir yazı yazmıştım, “Annesi” başlıklı. İsyan etmiştim, benim adım Evrim diye. Etrafımda ne zaman birine hitaben “Annesi, Babası” dense gözüm ters ters oraya kayıveriyor.

2- Dünyanın en önemli canlısını doğurduğu için Meryem Ana’dan bile kutsaldır.

Psikiyatristlerin “çocuğumun annesini mi ….” içerikli baba danışanlarının çokluğunu öğrendiğim gün müthiş şaşırmıştım. Kutsal ama nereye kadar? Kime kutsal, neye kutsal?

Ha bir de bu yüzden olsa gerek; Türk erkeği karısını dövmekten, sövmekten, kurşunlamaktan müthiş bir haz alır.

3- Ve tabii ki ilk işi bir anne blog’u açmaktır.

Bu sanırım ucu bana da dokunan bir tespit. Gerçi benimki blog değildi. Bana bu köşeyi getiren, “Anne Olmak…” başlıklı bolca sarkazm içeren tweet’lerimdi. Doğruya doğru, okumayı sevdiğim birçok anne blogu var. Bazılarını, aynı şeyleri paylaştığımızı bilmek ve rahatlamak için okuyorum, bazılarını bilgi alır mıyım diye. Birçoğunu ise, web sayfası karşıma çıktığı saniye içinde kapatarak bir rekora imza atıyorum.

4- Yeni nesil Türk annesi, çocuğunu batılı gibi yetiştirmeyi kafasına koymuştur.

Koymuştur, koymuşuzdur da, ne kadar yapabiliyoruzdur, onu bilemem bak. En “Yemeğine karışmam, ister yesin ister yemesin; yerlerde sürünsün, n’olcak” diyen anne bile bir noktada kendini kaybediyor. Ben dahil. İngilizce yuvaya gittiği için çocukla İngilizce konuşanlar falan komik geliyor bana. Anadili olan ya da vatandaşı olduğu, bin yıl yaşadığı ülkenin dilini konuşanlar bundan muaf.

5- Batılı gibi çocuk yetiştirmek için ilk adım tabii ki de Baby Shower partisi yapmaktır.

Asla! Bana Baby Shower yapılmadı, yaptırmadım, yapana da gitmedim. En yakın kız arkadaşlarım toplanıp doğumdan bir süre önce zorla bana eve geldiler. Adı Baby Shower olmasın diye kızlara bir kurabiye bile ikram etmedim.

6- Sağda solda kimseye aldırmadan ciyak ciyak çocuk ağzıyla konuşur, şarkılar söyler. Çünkü o anda dünyada bir tek kendisi ve Tonguçhan vardır.

Bak işte ben bu model değilim. Çocukla çocuk dilinde konuşan tanıdık, o an yanında anane-teyze-dede kim varsa uyarılır, bizim köyde çocukla yetişkin diliyle konuşulur. Şarkı söylemek zaten gireceğim bir top değil; kızım benden nefret etmesin durduk yere.

7- Tonguçhan büyüyünce çok özgüvenli olmalıdır. O yüzden terbiyesizlik yapsa bile hep destek tam destektir.

Falan! Bakınız son 5 yılki yazılarımın özeti! Zavallı kızımın benden en nefret ettiği anlar, kabalık yaptığı birinden özür dilemesi için koyduğum tavırlarda oldu muhtemelen.

8- Yılların entel, hoppa kızı şimdi “Allah sana da nasip eder inşallah cnm” lafını düşürmez ağzından.

Bir kere bile söylemedim bu lafı. Ha bir de derler ya; anne olunca anlarsın. Yok anacım, bende bir aydınlanma falan yok. Mottom hâlâ, “İyi kızlar cennete, kötü kızlar her yere…”

9- Bir zamanlar severek evlendiği adamın da bir adı yoktur artık. Ona kısaca “babamız” diyebiliriz. (Gerçi eskiden de “kociş” diyorduk.)

Bende koca olmadığı için bundan muafım ama genele bakarsak, 1 numaralı maddenin erkek versiyonu bu. Leyla’yla konuşurken babası için “babiş” falan derim ama kendisine isminden başka bir şekilde hitap ettiğimi hatırlamıyorum.

10- Yeni doğuran diğer kadınlarla Instagram’da örgüt kurar, bütün gün maşallahlaşırlar. Instagram’a maşallah butonu ne zaman gelecek?

Dıt dıt dıt… Aradığınız anneye şuan ulaşılamıyor…

11- Tonguçhan teknoloji çocuğudur. Onun için şimdiden bir Facebook sayfası vardır.

Yok. Olmadı olmayacak. Hiçbir sosyal medyada kızımı herhangi bir şekilde hashtag ile de paylaşmadım, paylaşmayacağım.

12- Yeni nesil Türk annesi, üç günlük bebenin ağzından paylaşımlar yapar: “Bugün biraz kustum, biraz da kabızım ablalarım abilerim”

Çocuk kim, ebeveyn kim, birey olmak da ne demek zaten? “Biz bugün aşı olduk” diyen arkadaşıma, mini minnacık kalmış gözbebeklerimle, “Nasıl? Kocanla sen de mi?” demişliğim var.

13- Tonguçhan’ın annesine göre her kadın anne olmalıdır ama yine de bunu en iyi kendisi başarmıştır.

Kendi kızıma karşı anneliğimi elimden geldiğince iyi yapmaya çalışıyorum ama “global mükemmel anne” falan gibi bir hevesim yok. Kör gözüne parmak yanlışlar bir yana, herkesin kendi yöntemi var. Hatta bendeki ve ailemizdeki bazı defoları değiştirmek için kesinlikle uğraşmıyorum. Biz buyuz, çocuğumuz da bizi görerek yapacak tercihlerini.

14- Herkes Tonguçhan’ın çığlıklarına, kaka kokusuna katlanmak zorundadır. Çünkü o dünyanın en özel bebeğidir.

Yorum yapmıyorum.

15- Her yeni nesil Türk annesi gibi Tonguç’un annesi de velet büyüyene kadar blogger, okula başladıktan sonra da Yoga eğitmenidir.

Valla içimde bir yerde bir ev kadını saklı ama, ne mizacım ne de hayatın bana sunmadığı fırsatlar bunu mümkün kıldı. 16 yaşımdan beri staj derken, üniversite yıllarımdan beri full time çalışıyorum. Başkasını bilmem. Özenirim ama nasıl olacağını bilmediğim için yapamam.

Hadi anneleri hayata döndürmek için yapacak bir şey yok ama peki büyüdüklerinde biz bu çocuklarla ne yapacağız?