Hayatımdaki tavşanlar

Özkök'ün 8 aylık kızımın yatağında ne işi var?

Doğumla birlikte Leyla’ya bir sürü hediye geldi. Aralarında yumuşak tüylü hayvanlar da vardı. Bazıları ileride uyku arkadaşı olarak uygun olacağı için birkaçını sakladım, diğerlerini hediye ettim. Zamanı gelince ‘geçiş objesi’ olarak kullanırız dedim.

Geçiş objesi denen şey, bebekler yaklaşık 6 aylık oldukları dönemde hayatınıza giriyor. Kenarını, köşesini emmek, sarılmak, koklamak ve kendini güvende hissetmek için iyiler. Özellikle de uykuya dalma sırasında.
Leyla 4-5 aylık olduğunda birer birer tutuşturmaya başladım elde ne var ne yoksa. Köpeği attı, ayıyı sevmedi, müzik çalan bebeğin kafasına başını vurdu, canı acıdı, öbürünün tüyleri dökülüyor, ben sevmedim, battaniyeye fazla dolanıyor derken, aralarından birini seçti: Uzun kulaklı bir tavşan. Kulaklarını emerek uyuyor.

Sıraya tavşana isim vermek gelince, bana da bulaşmış bir fetiş, bana yol gösterdi. Neden isim veriyorsun demeyin; Leyla’nın hayatındaki her şeye bir isim verme takıntım var. Oynadığı herkesin ve her şeyin bir ismi olsun istiyorum.

Ben bir Hürriyet çalışanıyım. Nerdeyse 8 yıldır buradayım. Sekiz senemin yedisi Ertuğrul Özkök’ün genel yayın yönetmenliği ile dolu. Çoğu Hürriyet çalışanı için tavşan demek, Ertuğrul Özkök demektir. Özkök’ün yazılarını okuyorsanız bilirsiniz ne demek istediğimi. Ertuğrul Bey’in bir Tavşan Kardeş (Bugs Bunny) takıntısı vardır ki, tadından yenmez. Her fırsatta dile getirir, yazar; en büyük hayallerinden biri işe Tavşan Kardeş kılığında gelmektir.
Sonuçta bizim tavşanın adı Özkök kaldı. Biz nerede, Özkök orada. Evin içinde Özkök aşağı, Özkök yukarı. Bozcaada’da da bizimle, İzmir’de, Göcek’de, annemlerin evinde de. Leyla uykuya mı yatacak, hemen Özkök aranıyor evin içinde... “Ertuğrul beeeey, nerdesiniiiiz?..”

Fakat bizim Özkök’ün bir problemi var. Çok pis kokuyor. Başta böyle değildi tabii, sonradan oldu. Leyla’nın sürekli emdiği kulaklar bir türlü kuruyamadığı için kokuyor. Onsuz uyumadığı için bir türlü alıp yıkayamıyoruz da. Bazen iki uyku arasında yalandan duruluyoruz en fazla. Nereden alındığını, kimin hediye ettiğini de hatırlamıyoruz işin kötüsü. Bilen varsa Allah rızası için haber versin, yedekleyelim. Kaybolacak, kulağı falan kopacak diye yüreğim çıkıyor.