Hepimiz utanmalıyız

'Çevremde korunmaya muhtaç çocuk yok' diyen yüzde 88 için: Taze at gözlüklerimiz geldi haniiim!

Geçen hafta Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı’nın düzenlediği bir konferansa katıldım. Hem çok kıymetli hocalarımızın konuşmalarını dinledim hem de bir şeyler anlattım.

Hak vermemenin mümkün olmadığı yorumlar, hepsi araştırmaya dayalı veriler paylaşıldı. Bir de araştırma. GFK, Türkiye’de korunmaya muhtaç çocuk algısı üzerine bu sene yapmış bu araştırmayı. Algı: Bir olay ya da bir nesnenin varlığı üzerine duyumlar yoluyla edinilen yalın bilinç durumu. (TDK) Sonuçları bence çok dramatik olan araştırma, şu soruya cevap aramış: Korunmaya muhtaç çocuklar ile ilgili algılamalar nasıldır?

Kantitatif çalışmada 15 ilde 1240 hanede yüz yüze görüşme ve kalitatif çalışmada İstanbul’da yaşayan 18-45 yaş arası BC1 SES grubundan ev kadınları, çalışan kadınlar ve üniversite öğrencileriyle görüşmüşler.

Bütün algılara bakıldığında ailesi olmayıp sokakta yaşayan ya da ailesi olup ilgisiz/sevgisiz yetişen çocukların korunmaya muhtaç oldukları düşünülüyor. En yoğun odaklanılanlar; sokaktaki çocuklar; mendil satan, arabaların camlarını silen, tinerci çocuklar…

- Cevap verenlerin yüzde 54’ü ‘kimsesiz çocuk’ korunmaya muhtaçtır demiş. Öksüz/yetim çocuklar yüzde dokuz ile dördüncü sırada. Yüzde 2’lik kısım engelli çocukları bu başlıkta görürken, şiddet gören çocukların korunmaya muhtaç olduğunu düşünenler sadece yüzde 5.
Korunmaya muhtaç çocukların fiziksel görünümüne dair tasvirler;

- 4-10 yaş, 7-11 yaş, erkek, esmer, karnı aç, zayıf, bakımsız, hasta, saçları uzun, yüzü gözü kir/pas/boya içinde, üstü başı pis/bakımsız/yırtık, çorabı/ayakkabısı olmayan, şiddete dair izler taşıyan, boynu bükük duran, ışıklarda mendil satan, hırsızlık yapan, zorla dilendirilen…

Peki bu çocukların psikolojik durumu nasıldır sorusuna gelen cevaplar;

- Mutsuz, psikolojisi bozuk, hırçın, ilgiye, sevgiye muhtaç, ürkek / korkak, içine kapanık…
‘Korunmaya muhtaç çocuk’u en iyi tanımlayan üç ifade dendiğinde şiddet gören çocuk verisi yukarılara çıkmış:
1. Annesi/babası veya ailesi olmayan
2. Fiziksel istismara uğrayan/Şiddet gören
3. Aile sevgisinden uzak

Korunmaya muhtaç çocukların hayatta karşılaşacağı zorluklar hemen hemen tüm cevaplayanlar için benzer sıralamada:

- Toplum tarafından dışlanma, iş hayatında sıkıntılar (iş bulamama gibi) ve güven sorunu.
- İş hayatında şiddete eğilimli olabilir diyenler yüzde 18! İşverenin daha düşük maaşla istismar etme/fazla iş yükü bindirme/sömürüye meyli olabileceğini düşünenler ise yüzde 15.

Araştırmaya katılanlara sormuşlar: Çevrenizde korunmaya muhtaç çocuk var mı? Cevap yüze 88 ile hayır çıkmış! (Taze at gözlüklerimiz geldi haniiiim…) Evet diyen yüzde 12’nin çoğunluğu Güneydoğu ve İç Anadolu’dan.

Araştırma sonuçlarına göre bu çocukların aile kültüründen uzak oldukları için evlilik/aile hayatına uyum sağlayamayacağı algısı çok net.
Oysa size bir şey söyleyeyim mi yafta meraklıları! Boşanma, ayrılma, kurumda büyüyen çocuklar arasında çok daha az. Bu çocukların korunmasında kimlere görev düşüyor sorusunun cevabında yüzde 72 ile devlet/Sosyal Hizmetler öne çıkarken, gönüllüler/bireyler diyenler yüzde 59 ile üçüncü sırada. Devletin bu konuda yeterli olamadığını bir nebze anlamışlar yani.

Peki o zaman soruyorum size: Türkiye’de neden SADECE 3 bin küsur koruyucu aile var?
Bu sonuçlar, aklıyla ve kalbiyle okuyanlar için gerçekten utanç verici.