Her anne bir gün Rapunzel sırasını tadacaktır

Disneyland demek, kuyruk demek. İnsanlık için küçük, kendiniz için büyük bir sabır testinden geçeceksiniz. Benzer bir seyahat planınız var ise bu yazıyı saklayın. Tüyolar için bana duacı olacaksınız.

Dededen yana zengin kızım “komik dede”sinden iki sene önce sağlam bir söz aldı: Disneyland seyahati. O günlerde hiçbiri başlarına nasıl bir şeyin geleceğini bilmiyordu. Ailede, yetişkin haliyle kalkıp roller-coaster’a bineceğim diye defalarca eğlence parkı gezen bir ben olduğum için bu seyahati olabildiğince geciktirmeye çalıştım. Her şeyden önce, Leyla’nın bu tatilin tadını çıkarabileceği bir yaşa gelmesini istedim. 

Yazıya iyice girişmeden belirteyim; bahsi geçen Disneyland, Fransa’nın başkenti Paris’teki. Eskiden Eurodisney derlerdi, sonra battı, batmadı v.b. hikayelerini takiben onun da ismi Disneyland oldu.

“Görmemiş gibi seyahate gitmiş, harcadığı paraları anlatıyor” deme ihtimali olanlar için de bu bilgi gelsin: Asgari ücretle çalışıp, yaz tatillerini aklımın almadığı şekillerde en über-yıldızlı tatil köylerinde geçirmeye alışkın her Türk ailesi, hiç korkmadan bu seyahati planlayabilir. Yeter ki, doğru zamanda doğru eylemi planlayın. Denize girmek gibi bir endişe olmadığı için, yılın her mevsimi yapılabilir bir tatil.

*

Faydalı bilgilere geçmeden önce bizim seyahati kısaca özetleyeyim:

Beş yaşındaki Laylu, koca tema parkın sadece Fantasy Land kısmıyla ilgilendi. Yani prenseslerin, Mickey’lerin, masal dünyasının ve en küçük çocuk eğlencelerinin v.b. olduğu bölümle. Diğer bölümlerde de küçük çocuklara uygun harika aktiviteler var ama bizimki sadece Buzz Işıkyılı’nın lazer savaşlarına girdi. Ne Orbitron’a ne de atlıkarıncaya bindirebildim. Havalanan ve dönen her şeyden kaçtı sıpa. Sonuçta iki tam günü prenses-peri peşinde koşarak, aynı şeylere beşer kere binerek geçirdik. Ama ne tatildi! Hayatı boyunca unutmayacağına eminim.

*

HANGİ YAŞ GRUBU İÇİN?

Onlara sorarsanız, her yaştaki çocuk için Disneyland’de eğlence var. Buyurun bu benden duyacağınız acı gerçek: iki-üç yaşındaki bir veletle herhangi bir DL seyahati, boşa gitmiş para olabilir. Binip eğlenecekleri atraksiyonlar çok az. Ayrıca hafızaları elek, kıymet bilme duyguları sıfır. O an eğlenir ama hiçbir tortu bırakmaz. Önerim, 5 yaşının üstü çocuklar için tercih edilmesi. Hatta dürüst olayım, 6-7 yaş. Bilete sağam bir para ödediğinizi göz önünde bulundurursanız, amortismanı düşük bir gider olduğunu söyleyebilirim. Disney Studios parkına adım bile atmadık üstelik.

NE ZAMAN?

Disneyland’lerde şöyle bir sorunsal var: Sıra beklemek. Üç dakikalık, hatta daha kısalık heyecanlar için bazen saatlerce sıra bekleniyor. Ucunda evlilik falan da yok hani. İşte bu sıraları minimize etmenin birinci yolu, düşük sezonda seyahat etmek. Tabii sadece sakin sezonda gitmek yetmiyor. Onun da hafta içi, hafta sonu farkı var. Hava -10 dereceyken bile ciddi fark oluyor hafta sonlarında. Önerim şu: N’apın edin, seyahatinizi hafta içine denk getirmeye çalışın. Ara tatile mi organize olursunuz, rapor alıp birkaç gün okula mı yollamazsınız bilmem ama parayı harcayan kimse, bu sayede çok tasarruf edecek. Tabii düşük sezonun “tatlı bir serinlik”ten çok daha sert kelimelerle tanımlayabileceğim tasvirleri var. Ama korkmayın. Bir şekilde üşümüyorsunuz. Doğru kıyafet, kat kat giyinmek en ama en doğru çözüm. Şapkanızı, eldiveninizi, su geçirmeyen ayakkabı ve kalın çorapları unutmayın.

NASIL

Yukarıdaki sihirli kombinasyon bu başlıkta da geçerli: Düşük sezon. Yolculuğa nispeten kısa bir süre kala aldığımız uçak biletleri vergiler dahil kişi başı 500 TL’nin altındaydı. Hiç mil falan harcamaya gerek yok. Hafta içi-sonu farkı uçak biletlerinde de bariz bir şekilde göze batıyor. Biz pazartesi gittik, cuma döndük. Olabilecek en masum kombinasyonlardan biri herhalde.

NEREDE KALMALI

Daha önce hiç çocukla gitmediğim için Paris’te kalıp günübirlik gitmiştim tema parka. Bu seferki seyahat bir tür askerlik olduğu için direkt DL bölgesinde bir otelde kaldık. Tecrübesiz olduğum için bir hata yaptım maalesef. Booking.com ve Disney’in kendi sitesinden otellere bakarken Disney’e ait otelleri fiyatları yüksek olduğu için eledim. Hata yapmışım. Bir daha gidersem –ki korkarım gideceğim- kesinlikle Disney otellerinde, hatta direkt Disneyland Oteli’nde kalırım. Çünkü bu otellerde konakladığınızda, park giriş biletleriniz pakete dahil. Web sitelerini doğru düzgün okumayınca bu bilgiyi atlamışım. DL otelinin bir diğer avantajı ise parkın hemen girişinde olması. Diğer otellerden parka shuttle servis varken burada birkaç adımda istediğiniz gibi gir-çık yapabiliyorsunuz.

Biz DL’in anlaşmalı olduğu otellerin birinde kaldık. Fiyatı gayet makuldu. Odalar temiz, pak, ihtiyaca hizmet ediyor ama kahvaltılar, yemekler vasat. Ekonomik krizin canına okuduğu Fransa’da otelde çalışan personel sayısı olması gerekenin üçte biri. Fakat her bir otelin kurulduğu arazi muhteşem. Önlerinde göletler falan… Zaten hemen hepsinin isminde bir şato, saray var.
Bütün oteller tema parka son derece yakın ama mesafe ne kadar kısa olursa olsun, teşekkürler, ben bir daha kimseyle bu kadar kucak kucağa, tıkış tıkış gitmek istemiyorum. Bizim belediye otobüslerinden beterdi.

PARK BİLETLERİ

Eğer bir DL otelinde kalmıyorsanız, biletlerinizi DL’in resmi sitesinden, internetten alın. Her türlü seçenekle mevsime göre fiyatlandırma yapılıyor. Bir-iki park, tek-çoklu gün ve düşük-yüksek sezon gibi bir sürü seçenek var. Kalacağınız otel anlaşmalı Disney tesisi ise, önceden promosyonları öğrenin. İki güne 3 gün kampanyası gibi şeyler var. Biz, kapıda 80 küsur Euro olan giriş biletlerini bu sayede 47 Euro’ya aldık. Çok kıymetli tüyo: Online alıyorsanız mutlaka 1 gün önceden halledin çünkü bu biletler satıldığının ertesi günden itibaren geçerli oluyor. Bir de tesadüf eseri sahip olduğumuz bir bilgi: Emekliler için günlük 52 Euro’ya iki parka da giriş sağlayan biletler kapıda satılıyor.

KİM KİM GİDECEKSİNİZ

İşte bu çok can alıcı bir konu! Seyahat öncesi bana soranlara şöyle cevap veriyordum: Annemler, Leyla, ben ve bir kutu sakinleştirici. Kabul edin, kolay değil. Beş yaşında bir kız çocuğu ve onun hiçbir dediğini ikiletmeyen, her türlü disiplini yok sayan anane-dede ile beş gün, dile kolay! Seyahatten bir gün önce tansiyonumun tavan yapmasını başka nasıl açıklarım? Neyse ki felaketler yaşanmadan döndük.

Eğer benim gibi single ebeveyn iseniz, yanınızda mutlaka bir başka yetişkin olmalı. Sizden çok, çocuğun hayatını kolaylaştırmak için. Ve kimse alınmasın, sağlıklı, zor şartlarla başa çıkmaya alışkın biri olmalı. Neden derseniz: Sıraya sokmak için! Hani demin dedim ya; bu seyahatin en zorlu kısmı sırada beklemesi. Çünkü:

Rapunzel’i, Minnie’si öyle düşük sezon falan tanımıyor sayın ebeveyn. Bu ne ki derseniz; kendileri en şık kıyafetleri içinde bir yerde konuşlanıyor, çocuklar (ve biz) onyüzellibinmilyarsaat sıra bekleyip kendileriyle tanışıp fotoğraf çektiriyor. Sadece belli saatlerde oluyor bu tanışmalar. Mesela Rapunzel için sadece 1 küsur saatliğine açılıyor o sıra. “Ay ne güzel, uzun dilmiş” diye sevinmeyin, çünkü burada yazmak istemediğim sıfata sahip, sabah güneşinin bolca geldiği Rapunzel için 2 saat bekledik. Daha doğrusu annem bekledi. Bunun ne kadar kıymetli olduğunu anlatmak için havanın 5 derece ve yağmurlu olduğunu söyleyeyim. Gittik geldik, Leyla bir sürü alete bindi, o kuyruk bitmedi. Acıktık, yemek sırasına girdik, yarım saat o kuyrukta geçti, tam yemekleri aldık, annem aradı, koşun diye. Bizim zavallı, hamburgerini Rapunzel’i beklerken çimenlerin üzerinde yedi. Bir daha sıraya girmeyi göze alamadığımız için annemle ben bir hamburgeri bölüştük. O gün bir daha annemi gören olmadı. Beni dinlemeyip kazağını otelde bıraktığı için titremekle sekmek arasında bir şekilde ilk kafeye gidip saatlerce orada kaldı.

TANIŞMALAR

Yukarıda bahsettiğim tanışmalar, küçük çocuklar için anlatamayacağım kadar önemli. Bir prensesin ya da Külkedisi’nin farelerinin görevi bitmiş, çıkışa doğru gidiyorlar mesela, peşlerinde, etraflarına yüz çocuk… Birlikte girilen bir kare, alınan bir imza, onlar için Nişantaşı’nda 7 katlı apartman kadar değerli.

Bu tanışma fasılları ağırlıklı olarak Fantasy Land’de oluyor. Fantasy Land’i “küçük çocuk bölgesi” olarak da kodlayabilirsiniz. Her bir şahsiyetin kendi alanı ve zamanı var. Bir de “Prenses Pavyonu” denen bir yer yapmışlar. Onun için her sabah onbuçukta kısa bir süre için açılan bir kuyruğa girip başka bir saat için giriş alıyorsunuz. Üzerinde zaman aralığı yazan biletlerimizle tam o saatte oraya geri gittiğimizde hemen tanışıp çıkacağız sanıyordum. Saf mıyım, salak mıyım neyim… Meğer o biletler (paralı diil) 2 saat daha sıra beklemeniz için tanınmış bir ayrıcalıkmış. Öğlenki Rapunzel felaketinden sonra Leyla’cım bile bir daha beklemek istemedi. Tabii benim, “ya gündüz gördüklerinden biri çıkarsa” şeklindeki yalan ikna cümlemin de etkisi oldu.
O yüzden sevgili dostlar, DL’e küçük bir kız çocuğuyla gidiyorsanız, çok söylenmeyen, vitaminini yemeğini eksik etmeyen biriyle gidin ki, sizin için sırada beklesin. Siz de o sırada aynı alete beşinci kere binin, prenses makyajı yaptırın, bininci defa çiş için tuvalete koşturun ve onu da isterim bunu da diyen çocukla başa çıkın.

ÇOK FAYDALI BİLGİLER

Disneyland’e giderken yanınızda şunlar olsun:

  • Kostüm. Bunu bana söyleyen arkadaşıma duacıyım. Parktaki bütün çocuklar, erkekler bile kostümlü. Leyla da 2 gün boyunca Elsa kıyafeti ile dolaştı. Yanımızda olmasaydı ilk gün oradan almak zorunda kalacaktık. Fiyatlarını yazmayayım. Bir Anna kostümü aldık tabii. İki taneden iyidir.
  • İmza defteri. Yanınızda şöyle kalın kapaklı, hatıra defteri gibi bir defter ve kalem götürün. Tanışma ve yakalama fasıllarında imza alınıyor. Yan sayfaya da o an çekilmiş fotoğrafı yapıştırdınız mı, tamam. Orada da satılıyor ama neden 5 katı para ödeyesiniz ki?
  • Su matarası. Sıradan sıraya koşturduğunuz zamanlarda çocuğa su içirmeyi unutmayın. Biraz aç kalabilir ama susuz bırakmayın! Ufak tefek atıştırmalıklar da iyi oluyor. Ben bir sürü kuruyemiş ve meyve kurusu götürdüm, çok işe yaradı.
  • Spor ayakkabı: Şıklık yapayım, mokasen falan giyeyim diye düşünmeyin hiç. En rahat, en yıllanmış, ayağınızın şeklini almış ayakkabınız hangisiyse atın çantanıza.

DISNEYLAND APP

Bu program süper! Hem harita hem de nerede ne kadar sıra var, çevrimiçi gerçek zamanlı takip edebilirsiniz. Ayrıca nerede ne yenirden otellere ve binbir farklı bilgiye ulaşabileceğiniz harika bir uygulama. Özellikle de seyahat dönüşü güneşli bir hafta sonunda kullanmak için ideal. Neden mi? Mesela bizim hiç sıra beklemeden girdiğimiz Küçük Dünya, Casey’nin Treni, Buzz Işıkyılı’nda falan ne kadar kuyruk olduğunu görmek için. Döndüğümüzden beri her gün açıp açıp bekleme sürelerine bakıyor, pis pis sırıtarak şunu diyorum: “Donduk monduk ama hiç sıra beklemedik.” Züğürt tesellisi…

BÜYÜKLER İÇİN

Bu seyahat Leyla’ya 5 yaş hediyesiydi ve tüm aile onun etrafında pervane olduk. Oysa her yaş grubu için atraksiyon var Disneyland’de. İçinizdeki çocuğu birazcık muhafaza ettiyseniz gitmelisiniz. Dünya tersine bile dönse orada mutluluk var. Suni muni, bir kere girince birkaç saatliğine kendinizi dünyadan koparıyorsunuz. Bütün parkta insanın üzerine gelmeyen müzik yayını var, her yer rengarenk. Özelikle kar-yağmur demeden her gün saat 17.30’da yapılan geçit törenini gördükten sonra, Allah’ın tarlasında bir fareden mucize çıkaran insanlara muthiş saygı duyacaksınız. Geçidin yapıldığı araçlardaki yaratıcılık ise ayrı bir tasarım konusu olur!