İlkokul arayışları

Benim gibi geç anne olduysanız, emeklilik hayali falan kurmayın. En az 15 sene Türk eğitim sistemine çalışacaksınız.

Oooof çekerek mi başlayayım yazıya, yoksa hem mantığım hem de duygumla en doğru kararı verebilmek için adak mı adayayım?

Şunu yazarak başlayayım en iyisi: İyi bir okulu anlatan cümle, ancak “oksimoron” olarak tanımlanabilir. Çünkü;

1) Eve yakın olacak

2) Akademik eğitimi sağlam olacak

3) Köklü bir kurum olacak- yüz yıl civarı tercih sebebi

4) Eğitim dili Almanca olacak

5) Sadece lisan değil, kültür de verecek

6) Çocuğun yaratıcılığını, kişiliğini bastırmayacak

7) Öğretmenler hırs küpü olmayacak

8) Bahçesi, kampusu güzel olacak

9) Pahalı olmayacak

Tahmin edersiniz ki, bunların her birini tek tek karşılayan okullar çok. Sıkıntı, ikiden fazlasını bir araya getirmeye çalışınca başlıyor. Elimizi en çok bağlayan, kaliteli Almanca arayışı. Üstelik, okul ne kadar iyi olursa olsun, haftada taş çatlasa 20 saat alıyorlar yabancı dili. Ve üzülerek yazıyorum: Laylu dörtbuçuk senelik hayatında gördüğü Almancayı, liseye kadar hiçbir okulda bulamayacak. Önce bunu hazmetmem lazım galiba.

Almanca eğitim veren okulların biri Hanya’da biri Konya’da; Hadımköy’den Ömerli’ye uzanan saçma sapan mesafelerdeler. Geçen hafta oturdum, haritayı radar gibi tarayarak gibi evimize yakın özel okulların listesini yaptım. Tabii hepsi İngilizce. İkisini kafadan eledim. Eğer Laylu’yu onların birine yollarsam beni dövün, dedim arkadaşlarıma.

Şımarık mısın, neden devlet okuluna vermiyorsun, diyeniniz vardır. Eve yürüme mesafesinde, ortalamanın üzerinde bir ilkokulumuz var. Hem de etütlü, sadece anne-babası çalışan çocukları kabul ediyorlar. Ama komşular ve mahalleli boş geçen dersleri, olmayan hocaları sayınca ilk onu çizdim listeden.
Bazen şeytan diyor ki, yolla mahalle okuluna, tasarruf ettiğiniz parayla seyahat et, yaz kampına yolla, hem dünyayı görsün hem de dili yerinde öğrensin. Akıllı çocuk, geri kalmaz. Ama bir saniye sonra, ileride karşılaşabileceği zorlukları düşünüp vazgeçiyorum. Anasının bohem kafası geleceğine mal oldu densin istemem.

Geçen hafta eve yakın bir okulla “tanışmaya” gittim. Yakın dediğime bakmayın, servisle 45 dakika. TEM’den değil, şehir içinden gidiliyor diye teselli bulabilirim ancak. Görüşme sonrası beklentilerimin birçoğunu karşıladığını anlayınca pek sevindim, bir kerede buldum diye. Ama gelin görün ki, okulda bahçe yok. Valla yok! Bizim hapishane dediğimiz ortaokulumdaki avlu bile bunun yayında olimpiyat stadı. Buyrun size ilk adımda dilemma!

Gelelim son maddeye. Okul paraları çıldırmış. Kendimi, viral videolarda RTE’nin Amerika’nın keşfi iddiasına yorum yapan amca gibi hissediyorum. Paraya servis, yemek, kitap paraları da ekleniyormuş. Benim gibi geç anne-baba olduysanız, hiç emeklilik hayalleri filan kurmayın arkadaşlar. Türk eğitim sistem(sizliğ)ine çalışacaksınız en az 15 sene!