Leyla, ağızdan laf alma ustası

Daha önce sağlam bir gol yediğim için bu sefer düşmedim tuzağına.

Bundan birkaç ay evvel, onun cin, benim uyku ile uyanıklık arası arafta olduğum bir karga kahvaltısı saatinde tepeme dikilip daha önce evlenip evlenmediğimi sorup eski kocamın adını öğrenmişti. Yakın bir arkadaşımda kaldığımız gecenin sabahında uyku arası çene ishaline kapılan ben saf anne, iki saat sonra Leyla arkadaşımın oğullarına “Biliyor musunuz, annemin eski kocasının ismi x’miş” diye anlatırken uyanmıştım.

Diğer çocuklar annesinin karnına nasıl girdiğini merak eder, bizimki eski defter kurcalıyor…

İki-üç haftadır merakta bir adım daha ileri gitti. Konu, benim aşk hayatım.

Uyumak üzereydi, mırıl mırıl sohbet ediyorduk. Beklemediğim yerden geldi soru:

- Anne, senin ilk sevgilinin ismi ne?

- Anlamadım?

- Senin diyorum, en eski sevgilinin ismi ne? Hatırlamıyor musun yoksa?..

Genelde sorularına net ve açıklayıcı cevaplar veririm ama bu sefer karşı taarruza geçtim.

- Leyla’cım ne kadar ilginç bir soru bu. İnsanların birden fazla sevgilisi, karısı/kocası olabileceğini anlamışsın yani.

- Eveeet. Mesela sen eskiden babamla sevgiliydin, sonra anlaşamadınız, birlikte yaşamamaya başladınız.

- Evet canım, aynen öyle.

- Ya da ananem… Eskiden Hasan dedemle evliymiş, sonra sevgileri bitmiş, ananem Teo dedemle evlenmiş. Di mi?

Ben onu konuşturup konudan uzaklaşmaya çalışırken, bizimki gitti damarı buldu:

- Anneee, senin şimdi sevgilin var mı?

- Benim mi?

- Evet senin.

- Olmasını ister miydin?

- Hmmm bi düşüneyim… Evet, isterdim. Eee, hadi söyle, sevgilin var mı bakalım?

Size yemin ederim aynen böyle oldu. Cevabını aldı, sonra ben bir iki manevrayla konuyu kapattım, o sırada bizimkinin de pili bitti.

***

O uyuduktan sonra düşündüm. Bende, bizde mi bir hata var acaba? Ben onun yaşındayken bu tip konulara hiç kafa yormazdım. Hayallerim çoğu kız çocuğu gibiydi. Bir kere evleneyim, bir sürü çocuğum olsun. Ayrılmış anne-babanın çocuğuyum ya, boşanmamak önemliydi benim için. Hayat insana kararını böyle yutturur: Bin yıl önce, üç vakte kadar boşanacağımı bile bile evlendim. Vakit, üçü bulmadan da bitti. Evliliğin, nikahın adını anmak istemedim bir daha. Sonra babasıyla birlikteliğimiz, ve magazinci tabiriyle “nikahsız bebeğimiz” Leyla geldi. Kızımın ikinci yaşından az önce ayrıldık, babasının başka bir ailesi var. Leyla, babasıyla evlenmediğimizi biliyor mesela. Benim için bir tabu değil bu konu. İnsanların birbirini sevmesi ve çocuk olabilmesi için nikah gerekmediğini öğrendi çoktan. Etrafımdaki koca koca insanlardan daha aydınlık bu konuda.

Aile demişken; Laylu şanslı çocuk vesselam. Üç dedesi birden var mesela. Kardeş desen, çok… Ansiklopedi tanımını biraz esnetirsek üçe-beşe çıkar. Amcalar, kuzenler, dayı, dayısının kız arkadaşı, onun yeğenleri derken, alyanslı-alyanssız, kocaman bir ailesi var.

Bunları masaya serince çocuğun düşünce şeklinde bir gariplik olmadığını anladım. Bu küçücük yaşında en yakından tanık olduğu aile içi ilişkileri kavramayacak da neyi kavrayacak.

***

Şu soru geliyor bazen: Kızıma, geleneksel bir ailenin, toplumun her kesiminde kabul gören hayatını rol model olarak sunmak ister miydim? İsterdim. Ama olmadı. Ha, olmadı da noldu? Hiçbir şey? Her çocuk etrafındakilerle besleniyor, onlarla gelişiyor. Bizimki de böyle büyüyecek. İnsan dediğin, torna tezgahından çıkmıyor sonuçta. Farklılıklar, hayatta tek bir yol olmadığını, sıra dışı tercihler yapabileceğini, bunun da hiç fena olmadığını öğretecek.

(PS: Geleneksel aile rol modeli nedir, ondan da pek emin değilim aslında ama çaktırmayın!)

***

Özet ve kıssadan hisse:

1) Çocuklar meraklıdır, her şeyi sorarlar. O sordu diye, sizin de çat diye her şeyi söylemeniz gerekmiyor. Vereceğiniz cevapların, onun anlayabileceği ve işleyebileceği nitelikte olması gerek. O an makul karşıladığı bir bilgi onu korkutabilir, üzebilir, kızdırabilir, içine kapanmasına sebep olabilir. Yalan söylemeyin ama cevabınızı uygun hale getirin.

2) Çocuğunuzun temel ihtiyaçlarını layıkıyla karşılıyor musunuz? Sevgi, bakım, gıda, barınma, eğitim, sosyalleşme, sağlık ihtiyaçları, oyun, düzenli bir hayat?.. Çok kaba bir liste olmakla beraber bunlardan yana bir eksiğiniz yoksa, kendinizi sıkmayın. Hatta koyverin gitsin. Çok duyuyorum: “Boşanmış çocuk travması”, “bakıcısı değişti travması”, “okulu çok uzak travması”, “annesinin yeni kocası travması”… Hayat bu arkadaşlar, yapacak bir şey yok. Karakterini farklı renklerle yoğuracak öğeler olarak kabul edin zorlukları. Sağlam durun, kendiniz olun, eğilip bükülmeyin. Sizi öyle örnek alsın.