Neden koruyucu aile olmayasanız ki!

Çocuğun korunması ihtiyaca tabi değil, anayasa ile belirlenmiş hakkıdır. Bunu bir kazıyalım önce kafamıza.

Bir ay önce katıldığım Koruncuk Vakfı konferansından sonraki yazımın o kadarla kalmayacağını tahmin etmişsinizdir. Hani şu, “Neden Türkiye’de sadece 3 bin koruyucu aile var?” sorusuyla bitirdiğim yazı. Gerçekten, neden bu kadar az? Türkiye’de yaklaşık 12 bin çocuk yuva ve yurtlarda yaşıyor. Bir o kadarı da ailesinin yanında şiddete, istismara maruz kalıyor, sokakta yaşıyor. İstanbul Koruyucu Aile Derneği’ne ilk sorum buydu. Neden sayı az? İki gerekçe öne çıkıyor. 

1. Koruyucu ailelik hakkında yeterli bilgilendirme olmadığı ve kapsam bilinmediği için. Koruyucu ailelik evlat edinmeyle karıştırılıyor. 

2. Biyolojik aile, çocuğu herhangi bir zamanda geri alabilir korkusu.

Kendimi koyuyorum yerlerine, aynı endişeyi taşırdım. Aile olmuşken, diyelim sekiz sene sonra öz ailesi “Çocuğumu verin” dese, hayatımın önemli bir kısmı eksilirdi. Bu korkuyla şu bilgiyi de paylaşayım: Yüzde veremem ama bu çocukların hemen hepsi reşit olana kadar ve sonrasında koruyucu aileleriyle yaşamaya devam ediyor.

Ki evlat edinme opsiyonu var. Koruyucu aileye verilen çocukların biyolojik anne ve/veya babası hayatta olduğundan, bu çocukların evlat edinme sürecine dahil olabilmesi için ebeveynin mahkeme kararıyla izin vermesi gerekiyor. Söz konusu ebeveyn(ler) ölürse devlet önce koruyucu aileye soruyor.

“Neden koruyucu aile olayım ki?” diyorsanız… Koruncuk konferansında Bengi Semerci’nin aklıma kazınmış tespiti var: “Çocukları yurtlara, yuvalara alıyoruz ama ‘bakmaktan’ öteye gitmiyoruz, hapiste gibiler.” Bu çocukların kayıp, eksik, dışlanmış birey olarak yetişmemeleri, yaşadıkları her günün anlamlanması için koruyucu aile olabilirsiniz. Büyük bir parantez: ‘Aile’ denince anne-baba-çocuk üçgeni geliyor değil mi gözünüzün önüne? Oysa koruyucu aile olmak için evli olmak şart değil. Bu, evlatlık edinemeyenlerin önünü açan en önemli madde. Kadın-erkek ayrımı yok, çocuklu-çocuksuz, 25-65 yaş arasındaki herkes koruyucu aile olabilir. T.C. vatandaşı olmak, sürekli Türkiye’de ikâmet etmek, düzenli gelir ve en az ilkokul mezunu olmak da gerekli.

Kriterleri karşılıyorsanız hemen başvurabilirsiniz. Koruyucu aile olmanın bir olumlu yanı; çocuğun masraflarını devletin karşılaması. Nedir bunlar derseniz; aylık ücret, okul başlangıcı gibi dönemlerde ek ödeme. Peki özel okul giderse? Tüm özel okulların şehit çocuğu, koruyucu aile çocuğu gibi çocukların faydalanması gereken yüzde 3’lük bir kontenjanı varmış. Uygulayan var, uygulamayan da çok maalesef. Ama biraz dişliyseniz çocuğunuz bu kontenjanla burstan faydalanabilir. Servis, okul yemeği gibi başlıklarda fatura ibrazıyla belli bir katkı da alınıyor.

İstanbul’da sadece 235 koruyucu aile varmış. Ne kadar ayıp! Denetim konusu da parlak değil. İstanbul’da bu ailelerin denetimini yedi, sekiz Sosyal Hizmetler Uzmanı/Psikolog yapıyormuş. Bürokrasisinden, denetimine her şey bu kişilerde! Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı geçen yıl artan koruyucu ailelerin çoğalmasını, bu çocukların yüzde 100 iyi olduğundan emin olmak istiyorsa kadroları da büyütmeli.

Bilgi için: koruyucuaile.gov.tr, istanbulaile.gov.tr, istanbulkoruyucuaile.gov.tr (İst. Kor. Aile Dern.), koruyucuaile.org.tr (Denizli Kor. Aile Dern.)