Ortaya karmakarışık

Bu hafta ne yazayım bilemedim, sabah Leyla'ya sordum. 'Evimizi yaz' dedi...
Ortaya karmakarışık

ÇATI YAZISI
Bu hafta ne yazayım bilemedim, sabah Leyla’ya sordum. “Evimizi yaz” dedi. “Nesini” diye sorunca, “Çatısını” dedi. Çok güzel bir çatımız varmış. Kiremit yerine alüminyumla kaplı olduğu için parlak parlak hoşuna gidiyor. Arada kuşlar veya yandaki ağaçtan tırmanan fareler yürüyor tıpır tıpır, o sesleri de seviyor. “Fareler parti yapıyor” diyor. Çocuk kafası böyle işte. Ben neden hoşlanmıyorsam, o seviyor. İzolasyon yüzünden geçen ay tam ısınmamamıza rağmen 700 lira doğalgaz ödedim, fareler cabası. Onun için sorun yok. O mutlu, ben mutlu…

ŞOVLAR KIZI LAYLU
Okulların sömestr tatilinden gani gani faydalandık. Gösteriden gösteriye vurduk kendimizi. Cumartesi babasıyla, pazarları benimle o sahne benim bu sahne senin geziyor küçük hanım. Benim binbir dereden su getirip gitmek istemediğim Winx Perileri konserine de gittik tabii ki. Bayıldı! Kelebek kanatlı, pırıltılı kızlar hem şarkı söylüyor hem dans ediyor hem de müzik aleti çalıyor. Leyla için bütün hayallerinin ete kemiğe bürünmüş hali!

Sıradan bir İstanbul gününde rutin bir hal olan bir çatışma arasında kalıp trafik durunca yarım saate yakın geç kalmamıza rağmen çok eğlendi. Koltuğundan kalkıp deliler gibi dans etti. Babasıyla gittiği Stomp’a da bayılmış. Daha büyük çocuklar için önerilmesine rağmen çok eğlenmiş. Bir haftadır sabah akşam onları anlatıyor. Çöp tenekesi çaldılar, kibrit çaldılar… Bu pazar Bubble Show’a gidiyoruz, günlerdir ona heyecan yapıp duruyor. Yakaladığınıza gidin, son iki gün.

ARABADA GERGİNLİK
Yukarıda dedim ya, çatışma arasında kaldık diye. Abartmıyorum. İki otobüs dolusu adam ve bir otobüs dolusu polis birbirine girmişti. Havaya açılan ateşten gaza her şey vardı. Böyle anlarda çocuğu idare etmek ve korkutmamak çok zor. Yolun ortasında duran polis otobüsünün bozulduğunu söyledim. Sesler için çatapat deyip çatapatı açıkladım, biraz müziğin sesini açtım. Aklıma ilk çatapat geldi, çünkü ben çocukken böyle ses duyunca asla silah olduğunu düşünmezdik. Evet, 80’lerde çocuktum ama yine de bu kadar değildi. Nerde çatapat atılıyor diye koşup arardık hemen. Onu korkutmadım ama ben korktum, yüzüm bembeyazdı, ter bastı. Her an, hemen koltuğunda eğil, komutu verecekmiş gibi tedirginlikle bekledim.

KİTAP ÖNERİSİ
Bu ara bir sürü arkadaşım ya hamile ya da doğurdu. Kendi hamileliğimde ve taze anneyken okuduğum iki kitabı önere önere dilimde tüy bitti. ‘Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler’ ve ‘Bebeğinizin İlk Yılında Sizi Neler Bekler’. Bu kitapları okuyan mutlu, okumayan tarumar. Evdeki hazırlıktan bebeğin gün gün gelişimine, babaların ruh halinden anneleri doğum sonrası bekleyen kâbusa, hepsini çok güzel anlatıyor. Ay ay, sakin sakin hazırlıyor anneyi. Korkutmadan ama gerçeklerden de sapmadan. Okuyun, okutun, hediye edin…

REFLÜ MÜ?
Leyla galiba çocuk reflüsü oldu. Galibayla kalma, doktora git diyeceksiniz… Haklısınız ama bu öyle sevimsiz bir şey ki, insan kabul etmek istemiyor. Ben de bir zamanlar yaşadığım için semptomları tanıyorum, onda da aynı haller var. Babası, kardeşinin doğumu için bir ay yurtdışındayken başladı, sonra biraz azaldı, bu günlerde yine tam gaz.

Fiziksel bir sebepten de kaynaklı olabilir, psikolojik de. Yüzleşmek istemediğim kısım burada işte. Benimki sıkıntıdandı, Leyla da aynı şekilde öksürüp tıksırdığı için onda da böyle olduğunu düşünüyorum. Neyse, hadi ben şu yazıyı bitirip doktoru arayayım.