Ozan Barış Sanlısoy

Bu haftaki köşemi, haberi bile olmadan başka bir anneye devrettim. Bakın otizmli Ozan Barış Sanlısoy'un annesi Sedef Erken ne diyor: "Otizm bana kendimi öğretti. Beni yok etti, seni öğretti."

Bugün köşenin yarısını başka bir anneye teslim ettim. Üstelik onun bundan haberi bile yok. 4 sene önce yazdığı bir yazı beni o kadar duygulandırdı ki, sormadan alıverdim buraya.

Ozan Barış Sanlısoy desem, bilirsiniz belki ama kısaca özetleyeyim. Ozan, otizmli bir çocuk. Ailesi, bu zor hayata uyum sağlamaya çalışırken, bir de üzerine, devletin kendilerine koyduğu bariyerleri aşmak için uğraşıyor. Çünkü Ozan barış, “normal” çocukların devam ettiği okullara alınmıyor.

Annesi Sedef Erken, avukat, kaderine boyun eğmeyen bir kadın. Sosyal medyada ve Change.org’da yürüyen kampanyalara geçen hafta yeni bir halka ekledi. Büyük, çok sağlam bir halka!

3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin önünde çadır kurdu. Yaz tatillerinde kullandıkları çocuk çadırını hem de. Kimse de biber gazı falan sıkmadı üzerine. Ve sonuç: İki yıldır davayı kabul etmeyen AİHM sonunda davayı kabul etti.

Ozan’ın, ailesinin bu derece zorlamadan, bunu bir insan hakları davasına dönüştürmeden kaynaştırmalı eğitime kabul edilmemesini kabul etmiyorum arkadaşlar. Gerçi devlet bu konuda çoğu özelden daha iyi. Zira özel okullar, “diğer çocukların motivasyonu ve başarısının düşmesi gerekçesiyle” hiç kabul etmiyor.

Otizmli çocuklar engelli değildir. Bunu kafanıza yazın. Otizimli çocuk, özel gereksinimli çocuktur. Kaynaştırmalı eğitim sistemi ile her okula gidebilir, yanı sıra özel eğitim alır. Masalarının arkasında, empatiden ve sosyal zekadan yoksun bir şekilde oturan bürokratlara ve hırs küpü özel okul yöneticilerine iki sorum var:

1) Siz, hiç hayata bir annenin vicdanıyla bakmayı denediniz mi? Çocuğunun “farklılığını” sizin gibi mesai saati kadar değil, bütün hayatı boyunca yaşayan bir anne, çocuğu için kötü olacak bir şeyi tutturur mu?

2) İQ ve EQ farkını biliyor musunuz acaba? Artık İQ değil, EQ, yani duygusal zeka belirliyor hayatı. İsterseniz İQ’nuz 160 olsun, o duygusal zekadan yoksunsanız, işiniz çok zor. Kaynaştırmalı eğitimle büyüyen çocukların nasıl gelişeceğini öngören bir araştırma falan okudunuz mu hiç? Kast ettiğim, özel çocuklar değil, diğer çocuklar. Farklılıkları, empatiyi, desteği, paylaşmayı bu şekilde öğrenen çocukların hayata bambaşka bakış açısıyla yaklaşacağını düşündünüz mü hiç?

Çevremde de var. Bazı ebeveynler tercih etmiyor kaynaştırmalı eğitimi. Çocuğu üzülürmüş. Hayat bu arkadaşlar! O hayatın içinde de her türlü gerçeklik var. Soyutlamayın çocuklarınızı.

***

Sedef Erken’in Change.org’daki “Eğitimde Ayrımcılık” kampanyasına imza verenlerin sayısı birkaç gün önce 100bini geçti. Ben bu yazıyı yazarken, 104bine yakın. Bu vesileyle Sedef Erken girişte bahsettiğim o yazıyı yolladı bize, destekçilerine. Bundan sonrası onun. O maili, giriş yazısını ve 2010 tarihli yazıyı aynen kopyalıyorum buraya. Bir kelimesine ve satırına dokunmadan.

***

100.000 İMZA VE 'UZAKTAN CESUR OLMAK KOLAYDIR'
08 Ara 2014 - 
Sevgili dost, kampanyamıza imzası ile güç veren güzel insan...Teşekkür ederim... Bu akşam kampanyamız 100.000 imzayı geçti, sen ve 99.999 kişi daha bizimle aynı şeyi düşünüyor, aynı güzel sonuç için yürekten çaba sarfediyor...Bu mektup sana bir müjde... Bu 100.000 imza çok önemli. Bir eşiği birlikte aştık... Dönüm noktası dediğimiz AİHM ziyareti sonrasında seni buradan sık sık gelişmelerden bilgilendireceğim..Ama bu akşam bu 100.000 imza beni gerçekten çok duygulandırdı, umudumu tazeledi, geleceğe olan güvenimi arttırdı.Kendimi kelimelerle ifade etmekte zorlanıyorum. Sana daha önceki bir zaman bu konuda yazdığım bir metni gönderiyorum. Sanırım o neler hissettiğimi daha iyi anlatacak...Ozan'a ilk tanı konduktan sonra otizmle ilgili hemen bir şeyler yapmak istedim. Bunlardan biri de bir dergi için yazdığım ilk 'otizm' yazısı idi. Hala güncelliğini koruyor... İşte hediyen...Adı... UZAKTAN CESUR OLMAK KOLAYDIR... Yüzyıllar boyunca milyonlarca kitap yazılmış. Şimdi internet var. Bilgi giderek daha da yaygınlaşıyor. Peki, İnsan bilgiye daha kolay ulaştığı için bilgeliğe de erişebiliyor mu?Öğrenciliğimde sevdiğim derslere çoğu zaman fazladan çalışmam bile gerekmedi. Dersi yaşamak ve severek takip etmek sınavı geçmeme yetiyordu. Öğretmenime güvendiğim, öğrettiklerine inandığım anda başarım garanti oluyordu. Ama okulda cesaret üzerine bir ders yoktu…Yıllar sonra, hayatta pek çok aşamayı geçtiğimi düşündüğüm bir dönemde, bildiklerimin büyük bir sürprizle hayatıma giren oğlum Ozan’ın bana öğrettiklerin yanında ne kadar aciz kaldığını fark edecektim. O doğduğunda, ilk on gün, nerdeyse 24 saat, başında ağlayarak Allah’a “beni bu hediyeye layık görmesi için ne yaptığımı” sorup durdum. İlk göz göze geldiğimiz andan itibaren bir daha hiç kopmayacak bir bağ kuruldu. Yeni öğretmenimle böyle tanıştım.Ozan sakin bir bebekti ama derin bakışları vardı. Anlıyor ama itiraz etmiyor gibiydi. Onun derin bir kabulleniş hali vardı. Ama bu sevdiği şeylere tutkuyla yaklaşmasını engellemiyordu. Bildiğim, önem verdiğim şeylerin, mesela kariyerimin artık çok boş geldiğini hissetmeye başladım. Bu arada dışarıdan kolay görünen annelik durumunun hiç de sanıldığı gibi bir şey olmadığını anlıyor, 38 yaşında gelen bu acemilikle büyük mücadele veriyordum.Birlikte parka gittiğimiz günler en güzeliydi. Bir ağacın altında o uyurken, ben kitap okuyordum. Uyandığında kuşlar, bulutlar, çimen ve toprakla ilgileniyordu. İnsanlarla kurduğu iletişim farklıydı, sanki ara sıra başka bir dünyaya gidiyor, yapayalnız bir evrende yaşıyordu. Çok sessizdi. Hele de benim gibi çenebaz bir annenin bebeği için fazla sessiz. Diğer çocukların görünce kendinden geçtiği oyuncaklara pek yüz vermiyordu.Önceleri belirgin olmayan, tam da anlam veremediğim şeylerdi bunlar. Zamanla konuşmasındaki gecikmenin etrafta bana sürekli söylendiği gibi “erkek çocuktur açılır” türü geçici bir şey olmadığını anladım. Bu süreçte “Sanırım aklımı kaybediyorum” diye düşündüğüm gün çoktu.Bazı tanışmalar zordur. 2008’in Aralık ayında otizmle tanışmak da zor oldu. Önce çok korktum. Hayatımdaki pek çok korku, bu büyük korkuyu görünce girecek delik aradı, kayboldu, gitti. Sonra anladım ki “bozukluk” otizmi tarif etmek konusunda yetersiz bir kelime. Biraz sancılı olsa da, bu durumdan da öğrenecek çok şeyler olduğunu gördüm. Öncelikle ona dair hiçbir şey bilmediğimizi anladım. Çünkü otizm de içine kapanıktı. Otizmle ilişki kurmak için de otizmin dilini öğrenmeliydik.Bazı bitkiler vardır sadece güzel çiçekler açmaz şifa da verir. Benim oğlum da sanki bana böyle bir şifa elini taşımıştı. Geçenlerde kardeşim “Abla sen eskiden agresif biriydin. Şimdiyse o sinirli hallerin gitti tamamen değiştin” dedi. Haklıydı, eskisi kadar kırılmıyordum kimseye. Artık herkesin kendince haklı olduğunu, aslında herkesin sadece korktuğunu anlamıştım. Herkes bir şeylerden korkuyor ve kendini korumak için de diğerlerini korkutmaya çalışıyor.Sanırım bir zamanlar “uzaktan cesur” olan ben, otizmden “gerçek cesaret” konusunda çok şey öğrendim.Otizm bana elinde bir ateş topu varmış gibi hissederken bile kızgın olmamayı, kendini hiç eğilmez bir ağaç sanırken bile eğilmeyi ama kırılmamayı öğretti.Otizm bana kendimi öğretti. Beni yok etti, seni öğretti.Sedef Erken- İstanbul- 2010...

evrim merhaba Uykusuz Anneler Kulübü olarak başlattığımız yeni sosyal sorumluluk projesini paylaşmak için rahatsız ettim.
Lohusa depresyonuna dikkat çekmek, farkındalık sağlamak, annelere destek olmak için önümüzdeki hafta boyunca etkinlikler yapacağız.
16 Aralık ta bir ücretsiz seminerimiz var özellikle bunu herkese duyurmak ve fayda sağlamak istiyoruz. Seminerin detayları şu şekilde:
16 Aralık Salı saat 13:00 'da Hisar Hastanesi evsahipliğinde, Uykucubebek.com sponsorluğunda Uzm. Psk. Aysun Bal Ömeroğlu'nun vereceği seminerin içeriği şu şekildedir:
Lohusa kime denir? Lohusa depresyonu nedir? Lohusalık hüznü ile depresyonu arasındaki farklar nelerdir? Bir anne depresyon geçirdiğini nasıl anlayabilir? Lohusa depresyonu geçiren kişinin yapması gerekenler? Lohusa depresyonu geçiren anneye destek olmak için baba ve yakın çevrenin yapabilecekleri? Lohusa depresyonu tekrarlar mı? Tedavisi sonrası dikkat edilmesi gerekenler Sağlık çalışanlarının /hastane ve aile sağlık merkezlerinin yapabilecekleri Toplum olarak yapılabilecekler
Hisar Hastanesi adres: Saray Mah. Site Yolu Cad. No:7 Ümraniye/İstanbul tel:0(216)5241300
Seminer kayıt ve bilgi:uykusuzannelerkulubu@gmail.com
Bize destek olup paylaşırsan da ayrıca sevinirim ekte görseller ve manifestomuzu da yolluyorum