Özel anlar, özel durumlar

Tek başınıza olacağınız tek yeri bile çocuğunuzla paylaşıyorsanız, bu yazıyı okuyun!

Leyla’ya post-it, koala yavrusu gibi çeşitli isimler takmıştım yıllar önce. Değişen bir durum yok. “Ben nerde, o orda” sistemi aynen devam. Mutfakta dibimde, çalışırken tepemde, sabaha karşı yatağımda, denizdeyken sırtımda, restoranda kucağımda şeklinde sürüyor hayatımız. Bunlara artık bulunmasının beni rahatsız ettiği ortamları da ekleyebiliriz. Mesela, ben banyodayken ya da tuvaletteyken kapıyı açıp pat diye içeri dalabiliyor. Ya da sabahları işe gitmek üzere giyinirken, eve geldiğimde üzerimi değiştirirken hep yanımda. 

Bunun bir sınırı olmalı diye düşünüyorum. Uzun bir süredir düşünmekle kalmıyor, söylemlerimle bu vakaları azaltmaya çalışıyorum. O da farkında birçoğunun. Anne-babası dışında kimse onu çıplak görmemeli konusunda çok net. Konunun bana dair kurallarının da bilincinde. Ha, bilincinde ama umurunda mı peki? Çok sanmıyorum. Biliyor ama yapmaya devam ediyor. Bir de bilmiş gibi, “şimdi sen yıkanırken ben banyoya girdim ya, ama ablam giremez di miiii?” diyor. 

Bu durumlarda sert tepki vermeden, olayı çok anormalmiş gibi göstermeden, sakin bir tavırla anlatıyorum her seferinde. Fakat yaz tatili, aynı odada geçen 3 hafta derken iş çığırından çıkınca çocuk ve ergen psikoloğu Füsun ablayı tatilde yakalayıp soruya boğdum. 

Sorularım bitmek bilmedi: 

- Çocukların anne babasını çıplak görmesinde sakınca var mıdır? Varsa, kaç yaşından itibaren geçerlidir? İlk yıllardaki doğal çıplaklık halleri sağlıklı görülebilir mi? 

- Ebeveynleri banyoda veya tuvalette iken yanlarına dalması? 

- Çocuğun kendi mahremiyeti için de geçerli diil mi? yani o tuvaletteyken bizim onun yanında olmamamız gerekliliği mesela? 

- Günlük, kısa süreli olağan çıplaklıklar, yani giyinme-soyunma kısımları nasıl yönetilmeli? 

- Hemcins ve karşı cinsteki ebeveynin çıplaklığı aynı etkiyi mi yaratır?.. 

*** 

Tüm soru-cevap kısmının çıktısını şu cümle ile özetleyebiliriz: “Ödipal dönemden itibaren çocuk ve ebeveyn arasında çıplaklığa ve yatak odasına dair sınırlamalar olmalı. 2,3-3 yaşından itibaren, hani kız çocukların babaya, erkek çocukların anneye düştüğü 2-3 senelik zaman dilimi yani.” 

“Çocuklar ödipal dönemden itibaren karşı cins, cinsiyet ve cinselliğe dair bilgiler edinir. Bu konuda gereksiz erotize uyarılar çocuğu rahatsız edip kafasını karıştırır. Yetişkini farkında olmadan çıplak gördüğünde abartmamak, nötr davranmak ve sorduğu sorulara yaşına uygun (erotik olmayan) cevaplar vermek uygundur” dedi Füsun abla. 

Giyinip soyunurken, tuvalet-banyo zamanlarında artık sınırlar olmalı. Bu çift taraflı işlemeli hem de. Yani, o da tuvaletteyken yalnız olmalı, ancak çok ihtiyacı olunca yardım çağrısı üzerine gitmeliyiz. Hatta, “Tuvalet temizliğini de kendi yapmaya başlamalı” diyor Füsu abla. Leyla büyük tuvalet sonrası bazen kendi deniyor ama genellikle evrende yankılanan şu cümle var bizde de: “Bittiiiii, sillll.” 

Aynı cinsteki ve karşı cinsteki ebeveynler de farklı alınıyormuş ele. Mesela 4,5 yaşındaki Leyla’nın babası ile mahremiyet sınırları daha geniş olmalıymış. Bana ne kadar şaşırtıcı gelse de, babası artık tuvalet ve duştayken yanında olmamalı, diyor Füsun abla. 

Peki evdeki abla, dedim? Çünkü gündüzleri ben evde yokken ablası veya annem yıkıyorlar Leyla’yı. Abla için de aynısı geçerli, diyor. Özetle, Leyla’yı artık sadece ben yıkayacağım gibi duruyor. E biz ayrıyız, babasında kaldığı zamanlarda babası yıkıyor. Ne olacak? Babasında yıkanmayacak mı? Yoksa artık kendi kendine yıkanmayı öğrenmesi için gongun sesini mi duyduk? 

***

Geçenlerde bir kitapta okudum, gerçi bir romandı ama oradaki bir bilgi aklımda yer etti: Çocukluğunda sürekli annesiyle ayni yatakta yatan kız çocukları ileride hemcinselliğe daha yatkın oluyor(muş). Dayanamadım, içim rahat etsin diye sordum. Malum, Leyla tüm gece değil ama sabaha karşı yanımda bitiveriyor çoğu gün. Ona da cevabımı aldım, sustum: “Çocuk zaten bireyselleşme nedeniyle anne ve babası ile yatmamalı. Ama bu, seksüel bir sapkınlıktan ziyade, gelişimde gerileme açısından önemli. Yani, yaşına göre daha küçük veya olgunlaşmamış olur, geriye döner.” 

Anlayacağınız, bugün itibarıyla bizim evde çok daha kesin sınırlar olacak. Tepkilerde sertleşmeden, tatlı tatlı tabii ki. 

Bir de sıcakta evde yarı çıplak dolaşma huyundan vaz geçirmem gerek acilen. “Kızım evde donla dolaşılmaz, üzerine bir şey giy” demekten dilimde tüy bitti.