Vialand'da bir gün

Eğlence parkı Vialand'da 25 farklı ünite var. Atlıkarıncadan roller-coaster'a, itfaiyeden İstanbul'un fethine kadar çok geniş bir yelpazede seçenekler...
Vialand'da bir gün

İlk açıldığında biraz negatif yaklaştığımı itiraf etmem gerek. Doğanın içine yeşilliği azaltmak suretiyle yapılan her şeyin karşısındayım. Vialand ilk açıldığında da böyle düşünmüştüm. Huzurlarınızda yazıyorum, yanılmışım. Yani evet, orada bir inşaat var mı, var. Ama tahminlerimden çok daha iyi yerleştirilmiş, ferah, açık, nefes alabildiğiniz, üstelik de alt tarafında dev bir gölet olan bir yerleşke kurulmuş. Tabii bu benim çevreci takıntılı kafamın bakışı. Çocuk odaklı bakarsanız, yeryüzündeki cennetlerden biri. Geçen pazar Hürriyet Çocuk Kulübü ve Vialand’ın ortak davetinde gördüm, ikna oldum, daha önce gitmediğime üzüldüm.

Aslında gizliden gizliye merak ediyordum, çünkü ben bir roller-coaster delisiyim. Kulağımdaki sorun yüzünden artık binmem yasak ama geçmişimde Avrupa’dan Amerika’ya, Disneyland’dan Six Flags’e bayağı bir eğlence-tema parkı gezdim. En yükseği, en hızlısı, en delisi, en karanlığı, en eskisi derken onlarca roller-coaster’a bindim. ‘En eskisi’ denilen bildiğiniz ahşaptı. Tangır tungur sallanıyordu, üstelik gördüğüm çoğunun beş katı falandı. Hâlâ korkuyla anarım kendisini. Neyse, Vialand’daki ‘Nefeskesen’ de hiç fena değil, grupta birkaç kişi üst üste üç kere bindi.

Kaç dönüm alana kurulmuş bilmiyorum ama devasa bir alan Vialand. İçinde 25 farklı ünite var. Buna yeme-içme alanları dahil değil. Atlıkarıncadan roller-coaster’a, itfaiyeden İstanbul’un fethine kadar çok geniş bir yelpazede seçenekler. Üstelik çok hoşuma giden bir yerleşim yapmışlar, küçük ve büyük çocukların binebildiği oyuncakların olduğu alanlar ayrı. O yüzden “Ona binemezsin, buna binemezsin” diye bir kavga etmemize gerek kalmadı Laylu’yla. Zaten benim tırsık kızım yükselen ve hızlı giden hiçbir şeye binmek istemedi.  Onun yerine sürekli elimden kaçıp kaçıp başına buyruk dolaşıp bana canlı korku tüneli yaşattı. Sonunda çaresiz, koluna cep telefonumu yazdım. 

Yönlendirmeler, her bir ünitedeki yaş ve boy belirlemeleri ve görevliler çok iyi. Çocuğunuzun neye binip neye binemeyeceği muallakta kalmıyor, emniyettesiniz. Laylu’nun binebildiklerinden Atlıkarıncada 20 tur falan geçirdik. Suyun içinde gezdiğiniz Minik Kâşifler’e iki kere girdik. Fatih’in Rüyası’nı biraz daha büyük olsa daha çok anlardı, şimdilik sadece Fatih’in atına hayran kaldı. Masal Okuyan Ağaç, Çarpışan Otomobil, şu-bu derken beş saat geçirdik Vialand’da. Daha da kalırdık da pilimiz bitti. Davet kısmında parkın yüz boyama ustalarını da gördük. Gerçekten harika makyajlar yapıyorlar çocuklara. Kelebek, prenses, korsan… Ne isterseniz var.

Vialand’ın alıştığım eğlence-tema parklardan bir farkı var. Onlarda istisnasız her köşede satış noktaları var. Şekerden kıyafete binlerce ürün satılıyor. Burası öyle değil. Kafanızı kaldırdığınızda etrafı rahatça görüyorsunuz, satış noktaları makul sayıda, insanın üzerine gelmiyor. Umarım böyle kalmaya devam eder. Çünkü Leyla sürekli bir şeyler tutturduğu için bu tip yerlere olan ziyaretlerimi ciddi kısıtlıyorum.

Özetle ve sonuçta, Türkiye’de çocukların eğlencesi için iyi bir şeyler oluyor. Ormanınızı, deniz kenarınızı, müzenizi eksik etmeyin ama yaşına ve zaman planlamanıza göre bunlara da vakit ayırın. Vialand’ın dışında KidzMondo gibi eğlence-öğrenme alanları da var. Onları ayrıca yazacağım.