Alaton'un 'yardım' çığlığı

Neredeyse cumhuriyetle yaşıt bilge işadamı İshak Alaton 'Ben artık nefes alamıyorum' diyor.

İshak Alaton bir mektup göndermiş.
Aslında mektup direkt bana değil TESEV Yönetim Kurulu üyelerine.
E o zaman bana ne oluyor?
Bir şey olduğu yok, galiba mektubun müsebbibi benim.
Daha doğrusu geçen hafta sonu yazdığım ‘Peki ya bizim asimilasyon politikalarımız?’ başlıklı yazı İshak Bey’i böyle bir mektup yazmaya sevk etmiş.
‘Biz Türklere gaddar davranmış Bulgaristan’ın bugünkü parlamenterlerini’ geçen hafta aldıkları ‘tarihi kınama’ kararından dolayı, tek kelimeyle ‘kıskanmış.’
Haset etmemiş.
Hemen kâğıt kaleme sarılıp TESEV Yönetim Kurulu üyelerine ‘Ben artık saygınlık arıyorum’ başlıklı bir mektup yazmış.
Bugün okur-yazar mektubu yayımlama günü.
Konu mühim.
Neredeyse cumhuriyetle yaşıt bilge işadamı İshak Alaton “Ben artık nefes alamıyorum” diyor.
Hepimizi özellikle de parlamentoyu bir dakikalık saygı duruşuyla geçmişin günahlarından arınmaya çağırıyor.
İşte İshak Bey’in ‘yardım edin’ çığlığı: 

***

Sevgili Dostlarım,
2015’e üç var...
Üç yıl su gibi geçer.
24 Nisan 2015’e doğru yol alırken alışılagelmiş inkâr politikamıza devam edip kaçacak delik aramaktansa farklı davranalım.
Öncelikli hareket edip, boğayı boynuzlarından kavramak için örgütlenelim.
Ayıp oluyor artık...
Geçmişi ile yüzleşmekten korkan, büyümemiş, güdük kalmış çocuklar gibi davranmaktan ben yoruldum.
Sesimizi yükseltelim.
Ülkemize ve toplumumuza saygınlık kazandırmak, gelecek kuşaklara karşı borcumuzdur.
Doksan yıl boyunca sayısız günahlar işledik.
İskeletleri dolaplara yığıp kapılarını kilitledik.
Doksan yıldır, kafamız kuma gömülü, dünya kör ve sağır diyoruz.
Gerçeklerle yüzleşmekten korkuyoruz. Bizlere korkmayı öğrettiler.
İskeletler, dolap içinde çürüdüler, yayılan kokular dayanılmaz hale geldi.
Ben artık nefes alamıyorum. Ya sizler?
Bari diyorum, ufak komşumuz Bulgaristan parlamentosundan ders alalım.
Bu mektubu, 14 Ocak 2012 günü Radikal gazetesinde Eyüp Can’ın makalesini okuduğumda, ilham alarak kaleme sarıldım.
Makaleyi ilişikte dikkatinize sunuyorum.
Biz Türklere karşı gaddar davranmış Bulgaristan’ın bugünkü parlamenterlerini kıskandım.
Gözümde yüceldiler, saygınlık kazandılar.
Ben, geçmişte bizlere karşı günah işleyen Bulgarları affettim.
Bulgar milletini topyekûn suçlu görmeyi düşünmedim.
Gelin, bizler de sesimizi Ankara’daki parlamenterlerimize duyuralım. Bizlerin, milletin milletvekilleri olduklarını hatırlatalım.
Milletin sesini partilerinin yönetimine duyursunlar.
İskelet dolu dolapların kapılarını açmamıza yardımcı olsunlar.
Bizlere yakışır defin törenleri sonrası bir dakikalık saygı duruşu ile günahlarımızdan arınalım.
Böylece, geçmişimizle barışalım, kurbanların ruhlarını şad edelim. İsteyenler mezarlarına birer karanfil bıraksınlar.
“Babaların günahını çocuklarının ve torunlarının omuzlarına yüklemek, adil insana yakışmaz” derdi lisedeki felsefe hocam.
Hepsi öbür dünyaya göçmüş birkaç insanın günahlarının hesabını bizden kimse sormuyor.
Cesaret fakiri, gerçeklerden kaçan bir toplumun ferdi olmaktan yoruldum.
Ben artık saygınlık arıyorum.
Saygınlığa çok önem veriyorum.
Bana yardım ediniz.
Sevgilerimle, İshak Alaton