Aydın Doğan'dan barış dili çağrısı

Aydın Bey'in hepimizi 'barış dilini korumaya' çağıran mektubunu bir medya mensubu olarak ben çok önemsedim.

Yeni yılın ilk günlerine Radikal’in ‘İmralı’da iki gün’ başlıklı manşeti damgasını vurdu.

Dün gün boyu ‘tebrik’ telefonları aldım. Doğrusu ben sadece atlatma haber hazzı yaşayan bir gazeteci olarak değil, terör ve şiddetin bir an önce son bulmasını isteyen bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak da son birkaç gündür yaşananlardan çok mutlu oldum.

Dün bu mutluluğumu pekiştiren çok önemli bir mektup aldım.

Kimden mi?

Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan’dan, yani patronumdan.

* * *  

Radikal’in detaylı bir biçimde duyurduğu gelişmeler Aydın Bey’i de heyecanlandırmış.

Aydın Bey yaşanan son gelişmelerden sonra grubun tüm çalışanlarıyla paylaşılmak üzere yayın yönetmenlerine bir mektup yazmış.

Doğrusu Aydın Bey’in hepimizi ‘çatışmacı yaklaşımlardan kaçınmaya’ ve ‘barış dilini korumaya’ çağıran mektubunu bir medya mensubu olarak ben çok önemsedim.

Dilerseniz önce o mektubu paylaşayım…

* * *  

Değerli Arkadaşlarım,

Ülkemizde, son günlerde, terör sorununun çözümü ve Kürt sorunu ile ilgili önemli bazı gelişmeler yaşanıyor. Sürecin seyrini objektif biçimde izlemek ve özgürce yorumlamak temel işlevimiz olmakla birlikte, ülkemizin menfaatleri açısından yüksek derecede sorumlu bir yayıncılık çizgisi izlemek de görevimizdir.

Bu bakımdan, bu süreç boyunca, barış dilini korumaya, süreci, olumsuz etkileyebilecek çatışmacı yaklaşımlardan kaçınmaya özen göstermeliyiz. Söylemimizi, sözcüklerimizi seçerken, yaratacağı algıyı göz önüne alarak hareket etmeliyiz. 

Hepinizin, gazetecilik ilkeleriyle birlikte, yüksek sorumluluk içinde hareket edeceğinize güvenim tamdır.

Sevgilerimle Aydın Doğan

* * *  

Evet PKK’nın silah bırakmasıyla sonuçlanabilecek bir süreç önceki gün Ahmet Türk ve Ayla Akat’ın İmralı’da Abdullah Öcalan’la görüşmesi sonrasında resmen başladı.

Gayri resmi başlangıç yılbaşının hemen öncesi MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Öcalan’la yaptığı uzun ve detaylı görüşmeyle başlamıştı.

O görüşmede PKK’nın silah bırakmasıyla sonuçlanacak çok kapsamlı bir yol haritası üzerinde mutabakata varıldı.

Mutabakatın detaylarını önceki gün yazdım.

Özetle bir yanda demokratikleşme yolunda Türkiye hızlı adımlar atacak, diğer yanda Öcalan’ın çağrısıyla PKK silah bırakmaya doğru adım adım bir süreç yaşayacak.

* * * 

Kolay mı?

Hiç değil ama imkânsız da değil.

Detaylarda boğulmadan önce iki şeyi hatırlamakta fayda var.

Bir, rahmetli Şerafettin Elçi’nin son nefesini verene kadar tekrarladığı altın formül:

“Çözüm için Türklerin ikna, Kürtlerin tatmin edilmesi lazım.”

Bu altın dengeye her aşamada dikkat etmeden bu sorun çözülemez.

İki, Ahmet Türk’ün İmralı görüşmesinden hemen sonra dediği gibi: “Kanayan bir yara var ortada, kaşımak yerine herkes merhem sürmeye çalışmalı.”

Sadece siyasetçiler değil buna biz medya mensupları da dahil.