Barış getirmek suçsa bu suçu işliyorum

Sadullah Ergin dünkü çıkışıyla çözüm sürecinde meselenin özünü ortaya koydu.

Hâlâ anlamayanlar var ama meselenin özünü galiba en iyi Adalet Bakanı Sadullah Ergin ortaya koydu.

Dün NTV’de açık açık sordu:

“Barış getirmeye çalışmak suç mu?”

Hemen arkasından da ekledi:

“Bu suçsa ben bu suçu işliyorum burada.”

Bu tartışmada nereden çıktı demeyin...

Aslında tartışmanın fitilini birkaç gün önce BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak ateşledi.

Oslo görüşmelerinde MİT Müsteşarı’na açılan soruşturmayı hatırlatan Kışanak, İmralı’da yürütülen görüşmelere bir savcının dava açma ihtimalini sorguladı.

“Mevcut yasalarda Öcalan ‘yasadışı bir örgüt lideri’ olarak görülüyor. Bir savcı çıkıp dava açarsa ne yapacağız?”

* * *

İşte Sadullah Ergin bu soruya çözüm sürecinin özünü hatırlatan net bir cevap verdi:

“Bir savcı çıkıp ‘Siz niye Türkiye’ye barışı getirmeye çalışıyorsunuz’ diye hesap mı soracak? Akan kanın, gözyaşının dindirilmesi için niçin gayret ediyorsunuz diye mi soracak? Bu suçsa ben bu suçu işliyorum burada.”

Dikkat edin, Sadullah Ergin herhangi bir bakan değil.

Adalet Bakanı.

Hem iyi bir hukukçu hem de ‘çözüm sürecinin’ en önemli aktörlerinden.

Belli ki o bile bunalmış meselenin özünden saptırılmasından.

Bu yüzden bir adalet bakanından beklenmeyecek açıklıkta soruyor:

“Barış getirmeye çalışmak suç mu?”

“Akan kanın, gözyaşının dindirilmesi için gayret etmek suç mu?”

* * *

Şu bir gerçek...

Bu ülkede hiçbir başarı cezasız kalmaz.

Dolayısıyla bir gün birileri barış istediği ve getirdiği için bile cezalandırılabilir.

Şiddet çağrısı yapanlara, ‘onun da zamanı gelecek’ diyenlere bir şey olmaz ama barış isteyenler ceza alabilir.

BDP biraz da bu yüzden hükümeti geri çekilme sürecinde yasa çıkarmaya zorluyor.

Fakat hukuk tekniği açısından bunun zorluklarını BDP’liler de biliyor.

Baksanıza, 3. pakete rağmen şiddete bulaşmamış KCK’lılar salıverilmedi.

Şimdi umut 4. pakette.

Ama herkes biliyor ki mevcut Terörle Mücadele Kanunu ortadan kalkmadan ne yapsanız nafile.

Çünkü siz propagandaya şiddet kriteri getirseniz bile meseleyi kökünden çözmüş olmuyorsunuz.

Terörü de terör örgütü üyeliğini de yeni baştan tarif etmeniz gerekiyor.

Bu da ancak silahların gölgesi ortadan kalktıktan sonra hızla yapılacak köklü bir reform ya da yeni bir anayasa ile mümkün.

* * *

Bu yüzden çözüm sürecinin birinci basamağında BDP’nin kafa yorması gereken, çekilme için meseleyi karmaşıklaştırmaktan başka hiçbir işe yaramayacak bir yasa istemek yerine Türkiye’nin demokratikleşmesi için gerekli reform paketine ve yeni anayasaya odaklanmak olmalı.
Böylece haziran sonunda çekilme tamamlandığında ikinci basamağa yani tam demokratikleşmeye hızla geçilebilir.

Hükümet bu yıl sona ermeden silahı tamamen ortadan kaldırmak istiyor.

PKK’nın işi yokuşa süreceğini düşünenler yanıldı.

Zübeyir Aydar Brüksel’de kendisiyle konuşan Murat Yetkin’e uzun uzun neden ‘elimizi çabuk tutmamız gerektiğini’ anlatıyor.
Kimsenin beklemeye tahammülü yok.

Yok ama birinci basamaktan ikinci basamağa geçilirken tarafların şimdiye kadar ortaya konulan çözüm iradesine, barışa ve birbirlerine güvenmekten başka çaresi de yok.

Çünkü tüm zorluklarına rağmen getirilmeye çalışılan şey barış.