Başbakan o işadamına neden küstü?

Marifet bilerek ya da bilmeyerek beş asırlık siluetin içine kule dikmek değil. Diktikten sonra o minarelerin arasında dimdik durabilmek...
Başbakan o işadamına neden küstü?

Başbakan karşı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi rahatsız.

Kültür Bakanı zamanında itiraz etmiş...

Peki, tüm bunlara rağmen Zeytinburnu’nda ‘Tarihi siluete giren gökdelenler’ nasıl inşa edildi?

Aslında her şey 14 Eylül 2011’de Ömer Erbil’in ‘Tarihi siluete giren gökdelen’ haberiyle başladı.

Tuhaf ama o ana kadar İstanbul’un gökdelenler için bir siluet haritası yokmuş.

Radikal’in yayımladığı çarpıcı fotoğraflar bir anda kamuoyunun ve yetkililerin dikkatini gelişigüzel yapılan gökdelenlere çekti.

Çekti de ne oldu?

Tarihi surların yanı başında yükselen ve şehrin tarihi siluetini bozan OnaltıDokuz kuleleri onca itiraza rağmen aynen inşa edildi.

Çünkü yasal olarak gerekli tüm izinler alınmıştı.

* * *

Radikal’in manşetinden sonra ortaya çıkan tablo, başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi, tüm yetkilileri şaşırttı.

Meğer o ana kadar binalara yükseklik sınırlaması verilirken tarihi siluete etkisi hiç hesaplanmamış.

Ne zaman ki OnaltıDokuz’un kulelerinin Sultanahmet Camii’nin minareleri arasından göründüğü anlaşıldı, yetkililer panikle İstanbul’un siluet haritasını çıkarmaya koyuldu.

Fakat OnaltıDokuz projesi için iş işten geçmişti.

Gerçi proje sahibine belediye kuleleri tıraşlamasını önerdi ama sonuç alınamadı.

Önceki gün Başbakan Tayyip Erdoğan şehrin siluetini bozan OnaltıDokuz kulelerini yapan yakın arkadaşı işadamı Mesut Toprak’a kırıldığını ve konuşmadığını açıklayınca konu tekrar gündeme geldi.

Dün baktım, Mesut Toprak aynı argümanın arkasına sığınmış.

Kendisini arayan Hürriyet muhabiri Demet Cengiz’e “Yasal olarak bir yanlış yapmadık” demiş.

* * *

Konuyu zamanında detaylı incelediğim için biliyorum, hakikaten de kâğıt üstünde ne imar ne ruhsat ne de yükseklik sorunu var projenin.

Tüm izinler alınmış.

Ama ortada bir de kabak gibi bir gerçek var.

Ve esas soru şu:

Sultanahmet’in minarelerinin arasından yükselen o kuleler gerçeğiyle biz İstanbullular nasıl yaşayacağız, projenin sahibi Mesut Toprak nasıl yaşayacak?

Toprak, Başbakan’ın bu konudan dolayı kendisine küstüğü söylenince “Bilmiyorum, hiçbir şey bilmiyorum” gibi kaçamak bir cevap vermiş.
Mesut Toprak, İstanbul’a muhteşem bir tarihi dokuya sahip Four Seasons otellerini kazandırmış bir grubun sahibi.

Bu konu Radikal’de ilk gündeme geldiğinde grup yöneticileri görüşmek istedi.

Siluet nedir, o fotoğraflar nereden çekildi, uzun uzun tartıştıktan sonra onlara tek bir şey söyledim:

“Yasal olarak eliniz güçlü olabilir. Yetkililerin itirazına rağmen bu projeyi bu şekilde tamamlayabilirsiniz. Ama bilin ki yetkililer ses çıkaramasa da tarih sizi affetmez. Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün çok pişman olursunuz eğer bu projeyi şu ortaya çıkan görüntüye rağmen bu şekilde tamamlarsanız. Sizin gibi tarihi duyarlılığı olan bir gruba bu haliyle bu proje yakışmıyor.”

* * *

“Ne yapalım” dediler.

Belediyenin yukarıdan tıraşlamaları karşılığında aşağıdan kayıplarını karşılayacak izin vermeye hazır olduğunu söyledim, gerçekten de büyükşehir belediyesi böyle bir öneri yaptı.

Fakat “Projenin büyük bir kısmı satıldı, bu saatten sonra böyle bir şey yapamayız” diyerek yanaşmadılar.

Ve tarihi siluete hesapsız bir biçimde giren kuleler aynen inşa edildi.

Başbakan’ın iki yıl sonra “Sahibi arkadaşım olmasına rağmen o günden sonra kendisiyle konuşmadım” demesi bu yüzden.

Fakat Mesut Toprak’ın “Başbakan size küsmüş” sorusuna “Bilmiyorum, hiçbir şey bilmiyorum” demesi de bu yüzden.

Marifet bilerek ya da bilmeyerek beş asırlık siluetin içine kule dikmek değil.

Diktikten sonra o minarelerin arasında dimdik durabilmek.

Gökdelenler!



Gökdelenlere karşı mıyım?

Hayır.

İstanbul’a gökdelen yapılmasına karşı mıyım?

Ona da hayır.

Peki, İstanbul’un gökdelenli yeni siluetine karşı mıyım?

Bazılarını kızdırma pahasına yine hayır. Hatta ben Maslak hattında yükselen gökdelenlerin boğazdan görünümünü İstanbul siluetinin zenginleşmesi olarak görenlerdenim.

Önde yalılar, saraylar, müzeler, yani eski İstanbul...

Arkada modern

teknolojinin ve modern yaşamın sembolleri olan gökdelenler.

* * *

Ama bazıları var ki onlar ne geleneği ne de moderni temsil ediyor, tarihi siluetin kalbine saplanmış hançer gibi duruyor.

Sorun kategorik olarak gökdelenler değil...

Birincisi, onca para harcanmasına rağmen gökdelenlerin mimari estetik yoksunluğu...

İkincisi ise içinde bulundukları tarihi doku ve çevreye saygısızlığı.

* * *

Radikal’in manşetinde ‘tarihi siluete giren gökdelenin’ fotoğrafı vardı.

Astay Gayrimenkul tarafından geçen yıl Zeytinburnu sahilinde ruhsat dahil gerekli izinler alınarak inşaatına başlanan 3 gökdelenin fotoğrafı.
Samimi olarak söylüyorum bırakın gökdelen karşıtlığını, neredeyse bir gökdelensever olmama rağmen 6 minareli Sultanahmet’in arkasından yükselen o gökdelenlerin fotoğrafını görünce içim acıdı.

İstanbul’un özellikle Maslak’tan yükselen gökdelenlerle süslü yeni siluetine bir itirazım yok ama bu mudur İstanbul’un tarihi siluetine saygı, bu mudur ‘Yeni İstanbul?’ diye sormadan edemedim.

Neyse ki cevap gecikmedi...

* * *

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da benzer bir rahatsızlığa sahipmiş...

O alanda bu yükseklikte bir inşaatın tarihi yarımadadan böylesi bir görüntü verebileceği hesaplanmamış.

Topbaş kararlı, hemen bir çalışma başlatmış...

“Bundan sonra asla böyle bir görüntüye müsaade etmeyeceğiz” diyor.

Mevcut bina için de gerekli işlemler devreye girmiş.

Bu arada inşaatı yapan firma da ortaya böyle bir fotoğraf çıkmasından mutsuz olmuş.

Gün boyu farklı açılardan ‘Onaltı Dokuz’ projesinin İstanbul siluetini nasıl etkilediğini anlamaya çalışan fotoğraflar çektiler.

Gerçi onlar tarihi siluetin bizim ortaya koyduğumuz fotoğraflardaki gibi etkilendiğini düşünmüyorlar ama karşılaştırmalı incelemeye de açıklar.

* * *

Çektikleri fotoğraflara baktım, elbette her açıdan aynı görüntü çıkmaz.

Ama tarihi siluet söz konusu olduğunda Çamlıca-Galata-Salacak üçgeninde ‘İstanbul’un gravürü’ denilen silueti ortaya koyan kritik açılar vardır.

Bizim yayımladığımız fotoğraf Salacak açısından çekildi.

Ve ortaya, gören herkesin içini acıtan ‘tarihi silueti delen gökdelen’ görüntüsü çıktı.

Zaten kendisi de mimar olan Kadir Topbaş, inşaatı devam eden binanın birkaç noktadan bakıldığında silueti etkilediğini belirtmiş açıklamasında.

Bir yanlış yapıldığı çok açık.

Söz konusu olan İstanbul’un yüzlerce yıllık silueti.

Önemli olan yanlıştan bir an önce dönmek. Dönüldü mü? Maalesef hayır!

(15 Eylül 2011)