Bu savunma Meclis'e yakışıyor mu Cemil Bey?

Benim anlayamadığım, Cemil Çiçek'in her tarafından tel tel dökülen böylesi bir savunma yazısına başkan olarak nasıl olur verdiği...

'Madem öyle cemevlerine Alevi camii diyelim!’ başlıklı yazım bazılarını kızdırmış.

İyi güzel kızsınlar da bana değil bu benzetmeyi yapmama yol açan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kızsınlar lütfen…

Çünkü “Aleviliğin ibadet yeri camidir, cemevi olamaz” savunmasını Hıristiyanlık üzerinden yapan ben değilim TBMM Başkanlığı.

CHP Milletvekili Hüseyin Aygün’ün cemevi talebiyle açtığı davaya 4 sayfalık savunma gönderen TBMM Başkanlığı’nın evlere şenlik savunması aynen şöyle:

“Hıristiyanlıkta da Katolikler, Protestanlar gibi alt gruplar vardır. Alevilik de İslam’ın alt yorumudur. Aleviliğin cami ve mescitler dışında ayrı bir ibadet yeri olamaz. Cemevi ve benzeri yerlerin ibadet yeri kapsamında değerlendirilmesine imkân yoktur. Nevşehir’deki Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi’nde bile ibadethane olarak cami vardır.”

Neresini düzelteceksiniz bu savunmanın.

Her taraftan dökülüyor.

Neymiş efendim ‘Alevilik tıpkı Hıristiyanlığın alt grubu Katoliklik ve Protestanlık gibi İslam’ın alt grubuymuş.’

Dün de yazdım…

Diyelim ki öyle!

Tekrar ediyorum; bunu söyleyen ben değilim, savunmasını bu benzetme üzerine kuran Meclis Başkanlığı.

Benim söylediğim şu:

Eğer TBMM savunmasını bu tez üzerine kuruyorsa o zaman biz de cemevlerine ‘Alevi camii’ deyip açalım.

Ya da böylesi ucuz kurnazlıklara tevessül etmeyelim.

Çünkü Protestanların, Ortodoks ve Katoliklerin kiliseleri birbirinden tamamen ayrı ve bağımsızdır.

Bir Protestan gidip de Ortodoks kilisesinde ibadet etmez.

Birinin papazı diğerinde görev yapmaz.

* * *

Aynı durum Yahudilikte de var.

Ortodoks bir Yahudi için Reform Sinagogu, dinine küfür gibidir.

Bırakın gidip ibadet etmeyi önünden bile geçmek istemez.

Yani hemen her dinde aynı dinin alt grubu bile olsanız kendi ibadet yerinizi ve şeklini kendiniz seçersiniz.

Ama mesele, bir din ya da ibadet meselesi değil; demokrasi meselesi.

Anlayamadığımız ya da birçoklarıyla anlaşamadığımız nokta tam da bu.

Aleviler yüz yıllardır cemevlerinde ibadet ediyorlar.

Cemevlerine ister dergâh deyin ister tekke isterse cami fark etmez.

Sonuçta kim nerede hangi adlandırmayla ibadet etmek istiyorsa orada eder.

Aleviliğin alt grup mu üst grup mu olduğuna, İslam’ın içinde mi dışında mı olduğuna devlet değil Aleviler karar verir.

Devlete düşen kendisini şu ya da bu şekilde tarif eden vatandaşına inanç ve ibadet özgürlüğü için gerekli altyapıyı sağlamaktır.

İnanç özgürlüğü de bunu gerektirir çoğulcu demokratik hukuk sistemi de.

Kızmak ya da suya tirit bahanelerin arkasına saklanmak yerine meseleye neden bu yönüyle bakmıyoruz.

Bu kadar mı zor bu ülkenin Alevi vatandaşlarının yüzlerce yıldır ibadet mekânı olarak gördükleri cemevlerini inanç ve ibadet hürriyeti bağlamında hukuki bir statüye kavuşturmak.

* * * 

Bu arada benim esas anlayamadığım TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in her tarafından tel tel dökülen böylesi bir savunma yazısına başkan olarak nasıl olur verdiği…

Şunu dese anlarım:

“Yasal mevzuat cemevlerine ibadethane demeyi engelliyor, gelin önce Meclis’te bunu değiştirelim.”

Ama yok tekke ve zaviyeleri kapatmakla işe başlayan jakoben anlayışın ürünü olan mevzuatın arkasına saklanıp hâlâ ‘Kemalist içtihatlarla’ cemevlerine yasal statü kazandırmamak için bin dereden bin su getiriliyor.

Bu savunma herkesten ve her şeyden önce milletin meclisine yakışmıyor.

Yakışıyor mu Cemil Bey?