Canlı bombadan idol olur mu?

Sebahat Tuncel en azından insani açıdan bırakın en küçük bir sorgulama yapmayı, Zilan'ın bedeninde patlattığı bombaları kutsuyor...

30 Haziran 1996.
Dersim şehir merkezinde askerler bayrak merasimi yapıyor…
24 yaşında Malatya doğumlu psikolojik danışmanlık mezunu ‘karnı burnunda genç bir kadın’ birden tören alanına dalıyor.
Herkes şaşkın, biraz da kaygılı…
Ama tören alanına hamile kılığında dalan genç kadın gayet kararlı…
Her şey birkaç saniye içinde oluyor…
Genç kadın vücuduna sardığı bombaları hızla patlatıyor…
Kendisi dahil 9 bedeni o anda paramparça ediyor, 29 askeri de ağır biçimde yaralıyor…
Kim mi bu genç kadın?
Zeynep Kınacı namı diğer Zilan…
PKK’nın ilk kadın intihar bombacısı…
Dün ölümünün 15. yılında Diyarbakır’da anılmış…
İstanbul’dan bağımsız seçilen BDP’li Sebahat Tuncel de anma törenine katılmış…
Ahmet Türk ve Şerafettin Elçi Çankaya’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ‘boykot krizini’ çözmeye çalışırken, Tuncel Özgür Yurttaş Derneği önünde çoğunluğu Diyarbakırlı kadınlardan oluşan bir topluluğa karşı konuşmaya başlamış…
Tuncel’i tanıyanlar için söyledikleri çok şaşırtıcı değil…
Birçok insanın tüylerini diken diken edecek benzer konuşmaları geçmişte de yaptı.
Benim açımdan sorun ne anma ne de Tuncel’in hayli provokatif konuşması…
İsteyen istediğini konuşsun…

Bu noktada “BDP, PKK şiddeti ile arasına mesafe koysun” söylemine de sığınmayacağım…
İstemiyorsa ya da cesaret edemiyorsa koymasın…
Ama çıkıp da ‘ölmeyi ve öldürmeyi’ bu kadar hamasi bir edebiyatla kutsayan bir zihniyeti ne kadın ne de Kürt hareketi adına hiç kimse bizlere yutturmaya kalkmasın…
Hamas İsrail’e karşı intihar eylemi gerçekleştirdiğinde İslamcılar arasında ciddi bir tartışma başlamıştı.
Bazı İslamcı hareketler intihar bombasını mücadelelerinde ‘meşru’ bir seçenek olarak görürken birçoğu intihar bombasını kategorik olarak reddetmişti.
Ama bakıyorum Tuncel konuşmasında en azından insani açıdan bırakın en küçük bir sorgulama yapmayı, Zilan’ın bedeninde patlattığı bombaları kutsuyor…
İntihar eylemine övgüler düzüyor…
Kürt kadınlarına Zilan’ı erkek egemen söyleme karşı özgürleşme idolü olarak gösteriyor…
Aynen aktarıyorum:
“Zilan yoldaşın canını ortaya koyarak sisteme karşı vücudunu bomba yapıp patlatmasını kendi mücadelemiz olarak görmeliyiz. Kadınlar halen bu sistem döngüsü içinde her gün aynı şeyi yapıyoruz. Biz kadınlar ne zaman kendimizi sevmeye başlarsak, birbirimizi seversek işte o zaman bu erkek egemen sınıfına karşı çok daha güçlü ve söz sahibi oluruz. O zaman biz şehitlerimizi anarken sadece onların önünde saygı ile eğilmekle değil, onların yaşam idollerini kendimize yaşam idolü olarak görmeliyiz.”
Hangi din, dil ya da ideoloji adına olursa olsun…
Yaşamın kutsallığını hiçe sayıp ölümü kutsayan…
Genç bir kadının trajik eyleminin ardından iki damla gözyaşı dökmek yerine, bu trajediden tüm Kürt kadınlar için kara bir yazgı çıkaran…
Ölmek ve öldürmek üzerine kurulu bir yazgıyı ‘yaşam idolü’ diye sunan…
Erkek egemen sınıfa karşı kadınlara “kendinizi ve birbirinizi sevin” dedikten sonra önderlik uğruna kendilerini öldürmeyi erişilebilecek en üst mertebe olarak öneren…
‘Yaşam idolü’ Öcalan için hem kendi bedenini hem de onlarca insanın hayatını parçalamayı erkek egemen sınıfa karşı kadının özgürleşmesi olarak gösteren…
Baştan aşağı çarpık bir zihniyetle karşı karşıyayız…

Bu satırları buraya savcılar hemen harekete geçsin diye yazmıyorum.
Zaten bir önemli çarpıklığımız da her konuşanı yasalar ve yasaklarla susturabileceğimizi zannetmemiz…
Bırakın Tuncel konuşsun…
Hayat karşısında ölümü ve öldürmeyi bu kadar pervasızca kutsayan Tuncel’e cevabı yaşamın kutsallığı için mücadele eden kadınlar özellikle de Kürt siyasetçiler versin…
Benim cevabım belli sadece not düşmek istedim…

.