Central Park dururken 'Gezi Park'ı neden yok ediliyor?

Hyde Park'ın yüzde 10'u imara açılsa İngiltere'nin kamu borcu biter. Central Park imara açılsa New York ekonomisi uçar. Gezi Parkı'nı yıkmayalım, büyüterek şehir parkına dönüştürelim.
Central Park dururken 'Gezi Park'ı neden yok ediliyor?

Geçen hafta Güven Sak Radikal’de çok çok önemli bir yazı kaleme aldı.

Aslında sorduğu soru çok basitti:

Manhattan’da Central Park hâlâ nasıl duruyor?

Öyle, New York dünyada arazi fiyatlarının en yüksek olduğu şehirlerinden biri ve Manhattan’ın göbeğinde etrafında yürümesi 2 saati geçen devasa bir park öylece duruyor…

Aynı soruyu Londra’nın göbeğinde yer alan Hyde Park için de sorabiliriz…

Londra’nın merkezi arazi fiyatı açısından New York’tan da pahalı…

Hyde Park’a bakan bir bina geçenlerde yenilendi dubleks çatı katı 140 milyon dolara satıldı.

Hyde Park’ın etrafında 100 metrekare bir dairenin fiyatı 3 milyon dolardan başlıyor.

Central Park’ın etrafında da fiyatlar pek farklı değil.

* * *

Acı ama Central Park ya da Hyde Park’la kıyaslandığında İstanbul Boğazı’nda yer alan yalılar çok ucuz.

Boğaz’da yalı fiyatına oralardan ancak eli yüzü düzgün bir daire alabilirsiniz.

Peki buna rağmen şu global ekonomik krizde Amerikalı ya da İngilizlerin hiç mi akıllarına gelmez şehrin ortasında bomboş duran bu parklara rezidans ya da AVM yaptırmak?

Abartmıyorum Hyde Park’ın yüzde 10’u imara açılsa İngiltere’nin kamu borcu biter.

Central Park imara açılsa New York ekonomisi havaya uçar…

Ama bırakın finans krizinden dolayı böyle bir şey yapmayı, dünya yıkılsa akıllarından bile geçirmezler.

Çünkü biz doğa harikası güzelim Boğaz’ı katlederken onlar şehirlerini daha yaşanabilir kılmanın peşindeler.

Boğaziçi bizim eserimiz değil, Allah’ın bu coğrafyada yaşayanlara bağışladığı bir lütuf.

Ne kadar şükretsek az.

Ne kadar üzerine titresek hakkını veremeyiz.

Oysa Hyde Park da Central Park da insan eseri.

Acı olan şu ki kul yapısı parklar bizim doğa harikası Tanrı lütfu Boğaz’dan daha değerli. Çünkü onlar yokken var ediyor, koruyor, geliştiriyor üzerine titriyor; biz, kendimiz var etmediğimiz halde varken bırakın koruyup kollamayı, bozuk para gibi harcıyoruz.

Hyde Park kraliyetin başlangıçta avcılık için kullandığı sonra küçük parkları birleştirerek, içinde göletler, koşu, bisiklet, tenis, oyun, konser alanları yaparak halka açtığı insan ürünü bir eser.

Central Park’ın hikâyesi daha da çarpıcı…

* * *

Güven Sak anlatıyor:

“Dünyanın en kalabalık kentinin en kalabalık yerinde hâlâ yaklaşık 3000 dönümlük bir alan park olarak korunmaya devam ediyor.
Ne zamandan beri devam ediyor?

1859 yılından beri Central Park yerinde duruyor.

Beni şaşırtanları alt alta sıralayayım ve bir sonuç çıkarayım.

Birincisi, ben parkın sonradan toprak taşınarak ve özel mülkler istimlak edilerek yapay bir biçimde kurulduğunu bilmiyordum. Orada dururken korunmuş zannediyordum. Değilmiş. Kul yapısıymış. Bizim buralarda böyle bir deneyim yaşamak ne yazık ki kolay değil. Kocaman katlı otopark yapılabiliyor ama mendilden büyük park pek yapılmıyor.

İkincisi, Central Park ilk kurulduğundan beri hiç küçülmemiş, tam tersine ek istimlak kararları ile büyütülmüş bir halde yerinde duruyor.
Üçüncüsü, New York Belediye Meclisi tartışmalarında, Central Park’ı imara açmak ile ilgili tartışmalar yer almıyor.

Garip yani.

TEPAV iktisatçılarından Ozan Acar bir süreden beri New York Belediye Meclisi’ndeki (NYBM) tartışmalarla İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki (İBBM) tartışmaları karşılaştırıyor. NYBM toplantılarını internetten de izlemek mümkün. Onu da söyleyeyim. Size hızlı bir gözlem aktarayım: Bizim Meclis’te sürekli imar değişiklikleri ve imar meseleleri tartışılıyor. New York’ta ise kentin nasıl daha yaşanabilir, daha fazla içinde yürünebilir bir kent haline getirilebileceği konuşuluyor.

Peki, Central Park nasıl Central Park olmuş ve de korunmuş?

Gayet basit bir nedenle, kentte yaşayan seçmenler öyle istediği için.

1810 yılından başlayarak, bu konu, New York belediye seçimlerinin temel meselesi haline gelmiş. Yapacağım diye işbaşına gelen de sözünü tutmuş. Central Park’ın Central Park olmasının ve de öyle kalmasının sebebi seçim sandığıdır. Oralarda kentte yaşayanların hayat kalitesini arttıran eserler yaratan seçim sandığının buralarda rant yaratmasını engellemek de artık hepimizin görevi olmalıdır.”

* * *

Dün Gezi Parkı’nda yayalaştırma projesi kapsamında ağaçlar sökülmeye başlayınca birçok İstanbullu haklı olarak isyan etti.

Kimsenin Taksim’in yayalaştırılmasına itirazı yok ama o bölgede Gezi Parkı’nı koruyup iyi bir peyzaj çalışmasıyla yeşil alanı daha da arttırmak yerine var olan küçücük parkı yok edip yerine AVM ve rezidans yapmak için Topçu Kışlası’nı yeniden inşa etmek kimsenin içine sinmiyor.
Başbakan kararlı, Taksim’e Avrupa’daki gibi görkemli bir meydan yapmak istiyor.

Keşke zamanında korunabilseydi ama maalesef İstanbul’un ne güzelim parkları ne de meydanları korunabilmiş.

Fakat geçmişin hatalarını telafi için bugün inadına Taksim’e Gezi Parkı’nı yok edip kışla dikmek bir avuç rantçı dışında kime ne fayda sağlayacak?

AKM laiklik ve Kemalizm adına yürütülen anlamsız bir sembol kavgasının kurbanı oldu. Ne yıkılıp görkemli bir biçimde yeniden yapılabildi ne de bir işe yaradı.

Şimdi muhafazakârlık adına Gezi Parkı’nı yok edip Topçu Kışlası yaparsa bu iktidar Taksim yeni bir sembol kavgasının kurbanı olacak.
Aklı başında hiç kimse Taksim’e cami yapılmasına da meydanın Gezi Parkı ile bütünleştirilerek yayalaştırılmasına da karşı çıkmaz.
Ama parkı yıkıp yerine kışla yapmak, içine de AVM yerleştirmek olacak iş değil.

Gezi Parkı bırakın yıkmayı Taksim’den Maçka’ya uzanan hatta tıpkı Central Park gibi genişletilerek, gerektiğinde kamulaştırma yapılarak devasa bir şehir parkına dönüştürülebilir.

Gümüşsuyu-Maçka arasında İnönü Stadı da eklenerek Gezi’den Maçka’ya oradan Dolmabahçe’ye uzanan içinde konserlerin verildiği, tarihi kalıntıların yer aldığı bir kültür ve doğa vadisi-parkı inşa edilebilir.

İşte o zaman İstanbul, New York ve Londra’yla yarışır.

Ayrıca minik bir hatırlatma: Başbakan Tayyip Erdoğan benzer bir tartışma çıkınca Göztepe Parkı’nı sembol tartışmasına kurban etmedi ve AK Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesi Anadolu yakasında içinde cami projesi de olan şahane bir park inşa etti.

Geçen ay gittim, gözlerimle gördüm Göztepe Parkı’nın yeni halini…

Aynısı Taksim’de neden olmasın?