Düğümü yine Öcalan çözecek

Türkiye'nin demokratikleşmesi dışında bir hedef koymayan Öcalan daha çözüm sürecini ilk basamağında niye süreci düğümlesin.

'Çekilirdi, çekilmezdi, yasaydı, komisyondu, meclisti’ derken son günlerde kiminle karşılaşsam aynı şeyi soruyor:

“Çözüm sürecinde bir tıkanma mı var?”

Abdullah Öcalan’ın Newroz’da yaptığı ‘silahlar sussun fikirler konuşsun’ çağrısı beklentiyi o kadar yukarı çekti ki en küçük sorun ‘acaba’ dedirtiyor…

Oysa aylar süren hazırlıktan sonra ilk aşamaya gelen ve toplumda büyük bir umut dalgasına yol açan çözüm sürecinin önünde siyasi, hukuki, askeri birçok zorluk var.

Bu yüzden sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim…

İki tarafın da çözüm iradesi çok güçlü…

Yani süreci akamete uğratacak bir tıkanma yok…

Ama düğüm var, düğümler var… Yalnız…

Bir, sorunun kendisinden kaynaklanan ‘çözümü zor düğümler’ var…

100 yıllık Kürt Sorunu ve 30 yıllık şiddeti bir anda bitirmek kolay mı?

Elbette değil, siyasi, psikolojik, hukuki binlerce düğüm atılmış.

Bir yandan sabırla onların çözülmesi gerekiyor.

Bir de aktörlerin bilerek attığı ‘çözülmesi daha kolay düğümler’ var.

Örgücülerin tabiriyle ‘ilmekler’, çözülmesi kolay hafif düğümler var.

Örmeye onunla başlanır, gerektiğinde yol almak için ilmekler atılır.

Düğümleri birbirine bağlamak için bile ilmek kullanılır.

Beş kız kardeşle büyüyünce haliyle insan örgüye dair kavramlara aşina oluyor.

Ama merak etmeyin bugün burada kazak örmeye falan kalkışmayacağım.

Aksine bilinçli atılan çözülmesi kolay bir ilmeğin nasıl da çözülmesi zor bir düğüme dönüştürüldüğünü göstereceğim.

PKK’ya Türkiye sınırları dışına çıkma çağrısını yapan kim?

Öcalan.

Peki bu süreçte yasal düzenleme yapılsın, komisyonlar kurulsun diyen kim?

O da Öcalan.

Dolayısıyla Kandil aslında Öcalan’ın arzusunu seslendiriyor.

Ama bir farkla.

Öcalan hem PKK yöneticilerine gönderdiği mektupta hem de BDP’lilerle yaptığı görüşmelerde Meclis’in devreye girmesini, yasa çıkarılmasını ve komisyon kurulmasını çekilmenin olmazsa olmaz koşulu olarak sunmadı.

Hem geçmişte yaşanan acı tecrübelerden dolayı hem de çekilme sürecinin sağlıklı bir biçimde işleyebilmesi için bir öneri olarak sundu.
Zaten aksi düşünülebilir mi?

Silahlara veda için bile koşul sunmayan, Türkiye’nin demokratikleşmesi dışında bir hedef koymayan Öcalan daha çözüm sürecinin ilk basamağında niye süreci düğümlesin.

Aksine üç aşamada örülecek barış sürecinin başlaması için çözülmesi kolay hafif bir ilmek attı.

Ama maalesef bazıları bu ilmeğe takıldı.

Öcalan’ın o ilmeği süreci tıkamak değil tam tersi başlatmak ve sağlıklı işletmek için hafif bir şekilde attığını unuttu.

Mevcut hukuk sisteminde çekilmeye dair özel bir yasa çıkarmanın imkânsız olduğunu Öcalan dahil herkes biliyor.

Öcalan’ın isteği çekilmenin güvenli bir biçimde yapılması.

Bunu sağlamak da hükümetin görevi.

Zaten sağlayamazsa İmralı Mutabakatı çöker.

Denetlemekse, işte o görev için sivillerden oluşan bir âkil İnsanlar Komisyonu’nun kurulması gerekiyor.

Bu yüzden diyorum…

Hükümet hızla âkil İnsanlar Komisyonu’nu kuracak.

Öcalan da süreci başlatmak için kendisinin hafifçe attığı ilmeği komisyon kurulunca çözecek.

E ozanlar boşuna söylememiş:

‘Kazak ördüm ağladım / İlmek ilmek bağladım.’