Fazıl'ın seviyesi mi demokrasinin seviyesi mi?

Madem böyle tartışmalı bir karar çıktı, Türkiye'de ifade hürriyetinin sınırlarını samimiyetle masaya yatıralım.

Fazıl Say’a mahkûmiyet kararıyla ilgili en yerinde çıkışı Londra’dan Kültür Bakanı Ömer Çelik yaptı.

“İfade özgürlüğünün sınırlarını tartışmalıyız.”

Gelin tartışalım o zaman.

Madem böyle tartışmalı bir karar çıktı, Türkiye’de ifade hürriyetinin sınırlarını samimiyetle masaya yatıralım.

Ne diyor Ömer Çelik?

Bir, kimsenin sözlerinden dolayı mahkemeye çıkmasını temenni etmem.

İki, ifade hürriyeti temel ve evrensel bir değerdir.

Üç, fakat insanların varoluşsal önem atfettiği değerlere alenen hakaret ederseniz bu hiçbir şekilde ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmez.

‘Prensip budur.’

Peki, Fazıl Say’ın sözleri?

Çelik’e göre “Makul bir şekilde düşünen hiç kimse o ifadelerin ifade hürriyeti kapsamına gireceğini savunamaz. Kınanması gereken ifadelerdir”.

* * *

Diyelim ki öyle...

Zaten herkes kendi anlayışına göre kınıyor...

Peki ya ‘ifade özgürlüğünün sınırlarını zorlayan’ sözlerinden dolayı Fazıl Say’ın 10 ay hapis cezası alması?

Say’ın attığı mesajlardan dolayı mahkûmiyet almış olması Ömer Çelik’in de içine sinmemiş.

Bu yüzden meselenin hukuki kısmının ayrıca tartışılmasını istiyor...

“Bu tür açıklamalar ceza davası ve hapis cezası konusu olmalı mı, kararın aşırı olup olmadığı ayrı bir hukuki tartışma olarak değerlendirilmeli...”

Değerlendirelim o zaman...

* * *

Fazıl Say’ı dini değerleri aşağılamaktan dolayı mahkûm eden 216. maddenin 3. fıkrasını bu vesileyle tekrar masaya yatıralım.

Çünkü bu madde, aslında meşhur 312. madde anti-demokratik bulunduğu için AB reform paketleri çerçevesinde devreye sokuldu.

“Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Kararın açıklandığı gün iyi bir hukukçu olan Ali Topuz bu maddeyi derinlemesine analiz eden bir yazı yazdı, meraklısına tavsiye ederim. (http://tinyurl.com/caxrnat)

Fazıl Say kararıyla ilgili en önemli soru şu:

Fazıl Say’ın attığı tweet’ler ‘kamu barışını’ bozdu mu ki mahkeme 10 ay hapis cezası verdi?

* * *

Çünkü o fıkrayı yazanlar ‘kamu barışını bozmaya elverişli’ kısmını tam da böylesi durumların önüne geçmek için koymuşlardı.

Yani ortada bir hakaret, aşağılama bile olsa kamu barışını bozacak bir eyleme dönüşmedikçe mahkûmiyet verme diyor 216. madde.

Gerçi ‘elverişli’ kelimesi yoruma açık ama nasılsa Türkiye’yi de bağlayan AİHM kararları var.

“İncitici, sarsıcı, şoke edici fikirler de ifade hürriyetinin kapsamına girer” diyor AİHM. Bu tür ceza davalarında şiddet olmasını, açık ve yakın tehlike içermesini zorunlu kılıyor.

AİHM kararları Çelik’in vurguladığı gibi nefret suçu ve dini değerlere hakareti engelleyici yorumlar yapsa da hiç kimseyi sırf fikir açıkladığı için, eğer şiddet içermiyorsa, incitici-sarsıcı-şoke edici bile olsa hapis cezasıyla cezalandırmıyor.

Bu yüzden gerçekten de hiç değilse bu noktadan sonra asıl tartışmamız gereken, Fazıl Say’ın mesajlarının seviyesi değil, Türkiye’de hukukun ve demokrasinin seviyesi.

Fazıl’ın attığı ‘yavşaklı, kerhaneli’ o mesajların sevimsizliği ve seviyesizliği ortada.

Peki ya bu sevimsiz karardan sonra demokrasimizin seviyesi!

Asıl tartışmamız gereken hangisi? Demokrasi ve ifade özgürlüğünün seviyesi...