Gezi direnişi doğruydu, ODTÜ yanlış

Protesto geleneğine çok saygı duysam da ODTÜ için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Neden mi? Sebebini Gezi sürecinde vicdanlı duruş sergileyen ODTÜ Rektörü Prof. Ahmet Acar anlatsın.

Neden mi?
Biraz sabır anlatayım…
Günlük gelişmeleri değerlendirirken sık müracaat ettiğim bir teori var: ‘Pozisyon teorisi.’
Sevgili Sırrı Süreyya ile ne zaman karmaşık bir konuya dalsak ‘Senin pozisyon teorine göre…’ der.
Ben mi uydurdum bir yerlerde mi okudum hatırlamıyorum…
Özü şu:
Ne zaman bir tercih yapmam ya da tavır almam gerekse iki şeye bakarım…
Bir, durduğum yer doğru mu?
İki, eylem ve söylemim doğru mu?

* * *

İdeal olanı her ikisinin de doğru olması.
Diyelim değil…
İşte o zaman pozisyon teorisi devreye girer.
Çünkü bu hayatta esas olan durduğumuz yer.
Eğer durduğumuz yer yanlış yani pozisyonumuz haksızsa ne kadar doğru şeyler söylersek söyleyelim bir anlamı yok.
Ama pozisyonumuz doğruysa zaman zaman söylediklerimiz yanlış bile olsa bir noktaya kadar kabul edilebilir.
Daha somut gidelim…
Mesela Gezi…
Hükümetin Gezi sürecini iyi yönetememesinin en temel sebebi şuydu:
Pozisyonu yanlıştı.
Çünkü son tahlilde bir parkın üzerine geçmişte yıkılmış bir kışla inşa etmek istiyordu.
Parka karşı kışla, yeşile karşı beton!
Bu yüzden doğru/yanlış ne söylerse söylesin kendi tabanı dahil kimseyi ikna edemedi.
Bu yüzden ‘faiz lobisi’ gibi hayali bir pozisyona sığınma ihtiyacı hissetti.
Buna karşılık Gezi protestocularının pozisyonu haklıydı:
‘Parkıma dokunma, yeşilimi elimden alma…’
Bu yüzden protestolar çok hızlı yayıldı.
Ha bu arada bazı protestocular yanlış yollara saptı, kırdı döktü…
Fakat polis şiddeti karşısında o bile daha az göze battı.

* * *

Şimdi gelelim ODTÜ protestosuna.
Maalesef protesto geleneğine çok saygı duysam da ODTÜ için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
Neden mi?
Gelin sebebini Gezi sürecinde vicdanlı duruş sergileyen ODTÜ’nün saygın rektörü Prof. Ahmet Acar’dan dinleyelim…
Çünkü Vatan gazetesinden Murat Çelik’e bu tartışmanın geçmişine dönük (siz bunu protestocuların pozisyonu olarak da okuyabilirsiniz) çok önemli şeyler anlatmış.
Murat Çelik’in kaleminden aynen aktarıyorum…

HOCA SIKINTILI ÇÜNKÜ…
Ankara’nın kent gündeminde, Büyükşehir Belediyesi ile ODTÜ arasındaki ‘yol’ tartışması var biliyorsunuz. Ama tartışma belediye ile ODTÜ yönetimi arasında değil. Öğrenciler itiraz ediyor, bir bölümü üniversite arazisinden geçmesi planlanan karayoluna. Ve o yolun yapılmasına engel olmak için eylem sürüyor.
ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar ile karşılaştık, Çankaya Köşkü’ndeki 30 Ağustos Zafer Bayramı Resepsiyonu’nda.
Hoca sıkıntılıydı.
Rektör Acar’ın sıkıntısı; yıllardır var olan ve onaylanmış bir projeye, bugünün konjonktüründe böyle bir reaksiyonun ortaya çıkmış olması.


O YOLA 20 YIL ÖNCE ‘EVET’ DEDİK
Rektör Ahmet Acar yol projesinin safahatını şöyle özetledi:
Bugün eyleme konu olan o yola tam 20 yıl önce ‘Evet’ demişiz biz ODTÜ olarak. İlk olarak 1993 yılında alınan bu karar sonradan birçok kez konuyla ilgili bütün tarafların yer aldığı toplantılarda da teyit edildi. 2007, 2008, son olarak 2011’de. Geçen bu 20 yıl içinde o arazinin kamulaştırmaları yapılmış. Ama yol bunca yıldır yapılmayınca, Çiğdem Mahallesi’ndeki kısmına vatandaşlar gelip, yıllar sonra tekrar yerleşmiş. Söz konusu yol projesinin sadece 2-2.5 kilometrelik bir bölümü ODTÜ arazisi. Hatta 1993’te böyle bir karar alındığı için yolun geçeceği o güzergâhta, son 20 yılda herhangi bir ağaçlandırma faaliyeti bile yapılmamış. Bugün kesileceği söylenenler de bölgede kendiliğinden yeşermiş ve çok az sayıdaki ağaç.


ODTÜ’NÜN DUYARLILIĞI TARTIŞILMAZ AMA…
Çevreyi ve yeşili koruma konusunda ODTÜ’nün duyarlılığını kimsenin tartışabileceğini düşünmüyorum. Biz şu anda ODTÜ Ormanı’nı ve Eymir Gölü’nü korumak için yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Yolun üniversite arazisini ‘böleceği’ söyleniyor. Böyle bir durum yok. ODTÜ’nün sahip olduğu arazinin bütünü içinde değerlendirildiğinde, yola verilecek olan çok ama çok küçük bir parça ve yanımızdan geçiyor. Ama buna rağmen biz yolun bu kısmının yerin altından, bir tünel şeklinde yapılması gerektiğini söylüyoruz. Aslına bakarsanız, Konya Yolu, Eskişehir Yolu, Bilkent Yolu ve Turan Güneş Bulvarı zaten hep ODTÜ topraklarını bölmüş olan yollar.


20 YILDIR TAMAM DEDİK, ŞİMDİ HAYIR DİYEMEYİZ
Sadece ODTÜ’lüler mi yapıyor eylemi?
Bizim öğrencilerimiz de var, başka üniversitelerin öğrencileri de.
Peki konunun -az önce anlattığınız- geçmişini eylemcilere izah edemez misiniz?
Biz de bunu istiyoruz zaten. ODTÜ camiasının nitelikleri, özellikleri, duyarlılıkları ortada. Bunu bilmeyen yok. Ama takdir edersiniz ki 20 yıldır “Tamam” dediğimiz bir şeye, şimdi kalkıp “Hayır” dememiz de düşünülemez.
Peki başlayan bu eylemde, moda tabiriyle ‘Gezi ruhu’nun etkisi var mı?
Evet, öyle görünüyor. Tabii şimdi eylem yapanların sayısı az. Okul açılıp da diğer öğrenciler geldiğinde sanırım eyleme destek verenler de çoğalacak. Biz ODTÜ olarak demokratik her türlü eylemin öncelikli ve geleneksel adresiyiz. Ama üniversitelerin herhangi bir siyasi partinin yanında ya da karşısında yer almasını da doğru bulmuyorum.


GERÇEKLERİ BİL, POZİSYONUNU ONA GÖRE BELİRLE
Yani siz gündemdeki yol mevzuunda öğrencileriniz ve camianızdan anlayış bekliyorsunuz. Doğru mu anlıyorum?
Konunun, size anlattığım gibi 20 yıllık bir geçmişi var. Ama bu kadar gecikince, sanırım detaylar unutulmuş. Ben bu konuda herkesin durumu bilmesini ve bu gerçekler ışığında tutum belirlemesini rica ediyorum.