Gezi neden İstanbul'un Central Park'ı olmasın?

Central Park, Hyde Park ya da Tuileries Bahçesi gibi bir şehir parkı hayal edin. Gezi Parkı İstanbul'un Central Parkı olsun. İstanbul AVM'ye dönüşmüş Topçu Kışlası ile değil...

Gezi Parkı neden bir Hyde Park ya da Central Park olmasın?

Havadan çekilmiş şu üç fotoğrafa bakın. (Central Park, Hyde Park, Tuileries Bahçesi)

Ne Manhattan’ın göbeğinde bulunan Central Park ne de Londra’nın en kıymetli arazisi Hyde Park Allah vergisi.

Her ikisi de kul yapımı.

* * *

Dün Central Park’ın 1800’lü yılların başında toprak taşınarak, ağaç dikilerek, istimlak yapılarak nasıl adım adım yoktan var edildiğini anlattım.

Bugün gelin bir örnek de Paris’ten verelim.

Madem Başbakan Tayyip Erdoğan İstanbul’u global anlamda bir tarih, kültür ve finans merkezi yapmak istiyor o zaman Londra ve New York’la birlikte Paris’e de bakalım.

Çünkü şehirler sadece bankaları var diye finans merkezi olmuyor.

Demokrasisi, hukuk sistemi, sosyal yaşamı, tarihi dokusu, altyapısı, parkı ve meydanı hep birlikte gelişmişse global sermaye o şehre akıyor.

* * *

Londra ve New York gibi Paris de meydanları ve parklarıyla yaşayan bir şehir.

Fakat Paris’i Paris yapan Parislilerin gündelik hayatının en önemli parçası olan Tuileries Bahçesi’nin hikâyesi bence en ilginci.

Çünkü Louvre Sarayı ile Concorde Meydanı arasındaki geniş yeşil alana kurulu olan Tuileries Bahçesi aslında 17. yüzyılda bir saray bahçesi olarak inşa edilmiş.

Fransız Devrimi sırasında saray kundaklanmış.

Monarşinin sembolü olarak görülen ve yanan sarayı yeniden yapmak yerine Fransızlar Louvre Sarayı’nın tam karşısında yer alan bu alanı içinde sevimli havuzları, yürüyüş yolları, heykeller ve kafeler bulunan şahane bir parka dönüştürmüşler.

Eskiden kiremit imalathanelerinin bulunduğu, sonra saray bahçesine dönüştürülen Tuileries yangından sonra halka açık cennetten bir köşe, Parislilerin nefes aldığı enfes bir şehir parkı olmuş.

* * *

Şimdi gelelim Taksim Gezi Parkı’na.

Başbakan tek parti döneminde ideolojik sebeplerle yıkılan Topçu Kışlası’nı Taksim Meydanı’nda tekrar inşa etmek istiyor.

Kışlanın yıkılması, Dolmabahçe Sarayı’nın kalıntıları üzerine İnönü Stadyumu yapılması tıpkı Tuileries Sarayı’nın yakılması gibi tek kelimeyle vandalizmdi.

Ama şimdi Ak Parti iktidarı bir yanlışı düzeltmek için başka bir yanlışa imza atmamalı.

Tuileries Sarayı bir kere yakıldıktan sonra tekrar inşa edilmedi, onun yerine sarayın bahçesi genişletilerek Paris’in en önemli şehir parkına dönüştürüldü.

Şimdi de kışla yok artık, onun yerine küçük bir park var Taksim Meydanı’nda.

Hazır meydan trafik alta alınarak yayalaştırılıyor, tıpkı Louvre’un karşısına kurulu Tuileries gibi Gezi Parkı da bırakın sökülmeyi Dolmabahçe Sarayı’na kadar uzanan Maçka Parkı ile Gümüşsuyu’nun yeşillikle birleştirildiği bir şehir parkına, İstanbul’un Central Parkı’na neden dönüşmesin.

* * *

Hazır İnönü Stadı da yıkılıyor.

Mümkünse stat Seyrantepe gibi bir yere taşınsa ve stadın bulunduğu alan Taksim’den Maçka’ya, oradan Dolmabahçe’ye uzanan doğal bir parka dönüştürülse…

Eğer stattan vazgeçilemiyorsa yeni stat parkın içinde bir spor ve etkinlik alanı olarak kurgulansa…

İçinde göletlerin, tarihi kalıntıların bulunduğu, konserlerin verildiği Taksim Meydanı’ndan Dolmabahçe Sarayı’na uzanan…

Central Park, Hyde Park ya da Tuileries Bahçesi gibi bir şehir parkı hayal edin.

* * *

Gezi Parkı İstanbul’un Central Parkı olsun…

İstanbul; AVM’ye dönüşmüş Topçu Kışlası ile değil tarihi dokusuna saygılı, Dolmabahçe Sarayı’nı bütün haşmetiyle önümüze seren Taksim Meydanı’ndan Boğaz’a uzanan vadiye yayılan Gezi Parkı ile New York, Londra ve Paris gibi şehirlerle rekabet etsin.

Şehir ve şehirliler nefes alsın…

Çok mu zor?