Hayatı karartılanlar

Bu günler gelip geçer ama 'kin, iftira, yalan haber, hedef gösterme' geçip gitmez. Vicdanlara yapışır. Zihinlere yapışır. Arşivlere yapışır.

Sel gider kum kalır. Bu günler gelip geçer ama ‘kin, iftira, yalan, hedef gösterme’ özellikle biz medya mensupları için öyle kolay kolay geçip gitmez. Yapışır. Vicdanlara yapışır. Zihinlere yapışır. Arşivlere yapışır.

28 Şubat’ta nasıl yapıştıysa, 10 yıl sonra bile bazı haber ve manşetler nasıl hatırlandı-hatırlatıldıysa, bugünkü hedef gösterme haberleri de atılan iftira manşetler de öylece çıkar karşımıza. Ve utandırır…

Sel gider kum kalır, kumun içinde kıymıklar birbir ayıklanır…

* * *

Çok örnek var. Ama bugün sadece ikisine değineceğim…

İlki şu ‘camide bira içmekle’ suçlanan adam Emre Öztürk.

Dün Radikal’in manşetindeydi…

Medyada ‘camide bira içen adam’ olarak yansıtıldıktan sonra hayatının nasıl karardığını anlatıyordu:

“Bu fotoğraftan sonra babam beni evlatlıktan reddedeceğini söylüyor. Yedi yıl birlikte olduğum nişanlım, yüzüğü attı. Mahalledekiler kız kardeşimin yolunu kesip ‘Ağabeyin camide içki içmiş’ diyerek baskıda bulunuyorlar. Hayatımı kararttılar!”

Kartal’da yaşayan Öztürk çaresiz.

En çok da Başbakan’ın mitinglerde “Elinde bira şişesiyle camiye girenler var” demesine içerlemiş.

Çünkü Başbakan’ın bu sözlerine her defasında bazı gazetelerde kendi fotoğrafı eşlik etmiş. Babası bile “Ya aklan ya da soyadını değiştir” demiş.

Ölüm tehditleri almış.

“O akşam o camide bulunan bir sürü şahidim var. Normal yaşantımda alkol kullanmıyorum. Ben fotoğrafları görünce çok tedirgin oldum. Bana ‘İçki içti’ diyorlar, ben Allahsız büyümedim. Nasıl girebilirim elimde içki ile camiye” dese de kimseye dinletememiş.

Bu haberleri yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunmuş.

Olan biteni bir kez de Radikal’den Fatih Yağmur’a anlatmaya karar vermiş. Emre’nin anlattıklarını dinledik fakat sadece onun anlatımıyla yetinmedik. Önceki gün görüntüler, fotoğraflar, tanıklıklar hepsini koyduk önümüze. DHA’dan o fotoğrafın görüntülerini ayrıntılı istedik.
Oturup izledik, gerçekten elinde ne olduğunu anlamak için. 330 ml’lik kola kutusu olduğu o kadar belli ki…

Dahası kola kutusunu içmek için değil biber gazından yanan gözlerine tutmak için almış.

Nereden bilsin gözlerini rahatlatmak için revirden aldığı kola kutusunun hayatını karartacağını!

* * *

Gelelim günlerdir tartışılan #duranadama. Ne ajanlığı kaldı, ne provokatörlüğü! Hiçbiri tutmayınca bu kez de bazı gazetelerde iftira kampanyası başladı.

Duranadam Erdem Gündüz’ün geçmişte benzer bir eylemi başörtülü öğrenciler için yaptığını yazdım diye bana bile küfrettiler.
Çünkü ezberleri bozuldu.

Başörtüsü eylemi yaptığı dersin hocası konuştu. Onunla o gün başörtüsü takarak derse giren Alper Alpgözen konuştu. Baktılar olmuyor, Erdem Gündüz adına sahte bir hesaptan atılmış bir mesaj uydurdular.

Gündüz’ün “Başörtülüleri ti’ye alan bir tiyatro oyunu için örtü taktım” dediği yalanına sığındılar.

Kahramanlığa, kahramanlara inanmadığı için susan Gündüz dayanamadı ve tek bir cümleyle cevap verdi tüm bu iftiralara: “Başörtüsü olsun, renk ayrımı olsun, ırk ayrımı olsun, ülke sınırları olsun, din ayrımı olsun, her türlü sınıfsal ya da sosyal ayrıma karşı olduğum doğrudur.”

Peki bunun bir piyes değil başörtüsü eylemi olduğu açıklandığı halde başörtülülerle dalga geçmek için yapılmış bir hareket olduğunda bazı gazeteler neden ısrar ediyor?

#duranadam’la başörtüsü eylemini yapan Alper Alpözgen cevap veriyor: “En korktuğum iftirayı attılar. Şimdi tam hedef olduk. Peki neden? Çünkü çok aktif Gezi eylemcileri olarak zamanında başörtüsü eylemine de katılmış olmamız onların bütün komplo iddialarını çürütüyor.

Bunun önüne geçmek için büyük bir iftira kampanyasına başladılar. Baştan beri işlerine gelmeyen her olayda bu yönteme başvuruyorlar...”
Hem de kim yapıyor bunu? 28 Şubat’ın mağdurları. Sel gider kum kalır. Bu günler gelip geçer ama ‘kin, iftira, yalan haber, hedef gösterme’ geçip gitmez. Yapışır. Vicdanlara yapışır. Zihinlere yapışır. Arşivlere yapışır.

28 Şubat’ta nasıl yapıştıysa, 10 yıl sonra bile bazı haber ve manşetler nasıl hatırlandı-hatırlatıldıysa, bugün yapılan hedef gösterme haberleri de, atılan iftira manşetler de öylece çıkar karşımıza. Ve utandırır…