İmralı ziyaretinden vazgeçildi mi?

Henüz okyanusu geçmiş de değiliz ama maalesef derede boğulma tehlikesi yaşıyoruz.

"Yeni İmralı Süreci tıkandı mı?”

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim, hayır tıkanmadı.

Peki, o zaman beklenen ziyaret niye gerçekleşmedi?

Anlatayım...

Hani derler ya ‘okyanusu geçip derede boğulma’ diye...

Henüz okyanusu geçmiş de değiliz ama maalesef derede boğulma tehlikesi yaşıyoruz.

Peki, okyanusu geçmek için yola çıkanlar, daha okyanusa ulaşmadan derede boğulabilir mi?

Kimse kendi başına boğulmaz çünkü hem herkes yüzmeyi öğrendi hem de dere diz boyu...

Ama diz boyunu geçmeyen derede taraflar birbirini boğmaya kalkarsa işte ona söylenecek söz bulamıyorum...

Normal şartlar altında bu hafta DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk ve BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş İmralı’da Abdullah

Öcalan’la ikinci İmralı görüşmesini yapacaktı.

Fakat Ahmet Türk’ün Diyarbakır’da yaptığı, Başbakan’ı hedef alan konuşması bu görüşmenin askıya alınmasına yol açtı.

Oysa o gün orada herkes Selahattin Demirtaş’ın nasıl bir konuşma yapacağına bakıyordu. Demirtaş ilk ziyarette yer almadığı için haklı olarak rahatsızdı.

Ama buna rağmen Demirtaş kendi tabanına gaz vermek yerine süreci ileriye taşıyacak çok anlamlı ve yapıcı bir konuşma yaptı.

Fakat maalesef o gün orada Kürt siyasetinin en yapıcı ismi Ahmet Türk çok sert bir konuşma yaptı.

Belli ki cenazenin ve karşısında duran kalabalıkların etkisinde kalmıştı. 

Tüm Türkiye’ye konuştuğunu unutup kendi tabanının hoşuna gidecek şeyler söyledi.

Olabilir, sonuçta herkes kendi siyasetini yapıyor.

Ama o gün orada Ahmet Türk’ün Başbakan’ı ‘hem barış deyip hem de Kandil’e bomba yağdırmakla’ suçlaması haksız ve gereksizdi.

Evet, TSK Kandil’e havadan saldırıyor ama PKK da şehirlerde asker ve polise saldırıyor. PKK henüz bir çatışmasızlık ilan etmiş değilken kış koşullarına rağmen Türkiye sınırına yığınak yaparken Türk’ün Başbakan’ı bomba yağdırmakla suçlaması çok haksız. 

Hele de yeni bir süreç başlamışken...

Hele de bu sürecin ilk amacı tam da Ahmet Türk’ün şikâyet ettiği çatışmalara son vermekken.

En önemlisi, Ahmet Türk, Kürt Hareketi adına bu süreci yönetecek en önemli isimken.

Eğer PKK Öcalan’ın çağrısına uyup ikinci ziyaretten sonra hemen çatışmasızlık ilan ederse ve kademeli olarak silahlı unsurlarını Türkiye’den çekeceğini vaat ederse ve buna rağmen TSK hâlâ bombalamaya devam ederse Ahmet Türk Başbakan’ı suçlamakta sonuna kadar haklı olur ama henüz o aşamaya gelmedik.

Zaten tüm bu görüşmelerin ilk amacı o aşamaya ulaşmak değil mi?

O zaman her şey yolunda giderken Ahmet Türk neden böyle bir tartışma başlattı?

Cevabı büyük ölçüde psikolojik unsurlara dayanıyor.

Başbakan, Türk’ü bu sebeplerle eleştirmekte haklı. Fakat aynı konuşmada Ahmet Türk’ün Kürt halkını barış sürecine sahip çıkmaya davet eden sözlerini de gözardı etmemek gerek.

Bunu görmezsek, bu kez Ahmet Türk’e haksızlık yapılmış olur.

Maksat üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi?

Eğer maksadınız başlatılan bu süreci bir adım öteye taşımaksa ne birbirimize haksızlık yapalım ne de süreci tıkayacak gereksiz polemikler üretelim.

Ama yok maksadınız bağcıyı dövmek, bir kaşık suda birbirinizi boğmaksa söylenecek bir şey yok.

En başta da söyledim. Her ne kadar derede taraflar birbirine dirsek atsa da haksız suçlamalarla gereksiz alınganlıklar yaratılsa da İmralı ziyaretinden vazgeçilmiş, süreç tıkanmış değil.