Kahramanını arayan rol

'Nasır'ın otoriter 'kahraman' arayışına inat Mısır halkı bugün sokaklarda 'isyan günlüğü' eşliğinde özgürlük ve demokrasi talep ediyor.'
Kahramanını arayan rol

Önce şu cümleyi zihninizin bir kenarına not edin:
“Her nedense bana, Arap dünyasında kahramanını arayan bir rol, amaçsızca dolaşıyormuş gibi geliyor…”
Şimdi Mısır sokaklarında neler yaşandığını gerçekten anlamak istiyorsanız Amr’a kulak verin…
Amr’ın Kahire sokaklarından Koray Çalışkan’a sürekli kesilen bol cızırtılı telefonla Radikal için yazdırdığı ‘isyan günlüğüne’:
“İnternet bağlantımız yok. Cepten mesaj atamıyoruz. Cep telefonları bir açık bir kapalı. Ev telefonları çok cızırtılı... Ama keyfimiz pek yerinde. Çünkü isyan günlerinde yaşıyoruz. Bir devrimin ortasındayız…”
* * *
Önce size Amr’ı tanıtayım…
Amr Şalakani Kahire Üniversitesi’nde siyaset bilimi hocası…
Mısır’a yerleşmeden önce Harvard Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapıyordu.
Ortadoğu ve İslam hukuku konusunda uzman…
Ayrıca Oslo süreci boyunca Yaser Arafat’ın danışmanlığını yaptı.
Yani Ortadoğu’da siyasetin hem teorisine hem de pratiğine hâkim…

* * *

Kahire’de cuma günü ateşlenen isyan fitilini o kadar güzel anlatmış ki:
“Ben çok dindar biri değilim. Cumaya bile gitmem. Ama geçen cuma farklıydı. Eylem camiden başlayacaktı. Bir güzel aptes aldık. Namaza durduk. Kahire’nin kıldığı en hızlı cumaydı. Daha Esselamun Aleykum demeden bazıları sloganlarla kendini dışarı zor attı. Tahrir Meydanı’na doğru kitleler aktı. O günden beri dünyanın gözü üzerimizde…”
* * *
İsyan Günlüğü’nün bugünkü kısmı daha çarpıcı…
Ben kaçıranlar için dünden devam ediyorum.
“Mübarek gitmeden bu isyan bitecek gibi değil. Dış basındaki fotoğraflarımızı gören bütün gün polisle orduyla çatışıyoruz zanneder. Aslında çok barışçıl bir devrim yapıyoruz burada. Sakiniz. En çok ‘Barış!’ diye bağırıyoruz. Biraz da şaşkınız. Bunu biz mi başarıyoruz? Biz deyince açıklayayım. Kahire’deki eylemler daha çok orta sınıf, üst orta sınıf mahalleleri ve çevrelerinde. Rejimden bir parça nemalanan sınıflar da ayaklanmış durumda. Eğer Müslüman Kardeşler, örgütüyle sokağa çıksa Mübarek kaçmaya bile fırsat bulamaz. Herkes biliyor. Uyuyan Müslüman Kardeşler’i uyandırmak istemiyorlar…”
* * *
Amr bugün günlüğünde ‘uyuyan Müslüman Kardeşler’in uyanışını anlatıyor…
Dikkatli ve önyargısız bir dille Müslüman Kardeşler’i analiz ediyor…
En önemlisi iki gündür ısrarla “gözümüz vicdan siyaseti yapan Türkiye’nin üzerinde” diyor…
Meğer okulda öğrencilerine Ahmet Davutoğlu’nun ‘vicdan siyaseti’ kavramını anlatıp dururmuş…
O cesaretle her telefon görüşmesinde Kahire’den bize şu mesajı veriyor:
“Gemileri yaktık. Gözümüz İslam dünyasının tek demokratik ülkesi Türkiye’nin üzerinde… Dostlar bize destek olun…”
* * *

Sadece Amr değil…
ABD Başkanı Obama’nın en yakın arkadaşlarından Arap dünyasını en iyi tanıyan uzmanlardan Columbia Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Raşid Halidi de Tunus ve Mısır’da sokaklara taşan demokrasi talebini Türkiye’yi işaret ederek analiz ediyor:
“Her biri farklı yollardan gitse de demokratik Arap dünyası Türkiye’ye benzeyecek…”
Yıllarca “Türkiye İran mı olacak yoksa Cezayir mi?” tartışıp durduk…
Bugün Arap dünyası demokratik açıdan Türkiye’ye nasıl benzeyebileceğini tartışıyor:
“Arap dünyasında kahramanını arayan bir rol amaçsızca dolaşıyor…”
* * *
Yazının başında aktardığım bu cümle Nasır’ın, ‘Devrimin Felsefesi’ kitabında geçiyor.
Aynen aktarıyorum…
“Tarih sayfaları kendileri için önemli alanlarda oynadıkları görkemli rol-leri yaratmış kahramanlarla doludur. Ve yine tarih sayfaları, uygulayacak kahramanının asla bulunmadığı, kahramanca ve görkemli rollerle doludur. Her nedense bana, Arap dünyasında kahramanını arayan bir rol amaçsızca dolaşıyormuş gibi geliyor. Dolaşmaktan yorgun düşmüş olan bu rolün neden sonunda bizim ülkemizin sınırları yakınına konup, onu oynayacak başka kimse olmadığından bizi harekete çağırdığını, repliklerini ezberlememizi, kostümünü giymemizi istiyormuş gibi geldiğini bilmiyorum.”
* * *
Aradan yaklaşık 40 yıl geçmiş…
Nasır’ın kendi döneminin ruhunu yansıtan otoriter ‘kahraman’ arayışına inat Mısır halkı bugün sokaklarda ‘isyan günlüğü’ eşliğinde özgürlük ve demokrasi talep ediyor…
Türkiye’nin kahramanlığa soyunmasına hiç gerek yok.
Çünkü kahramanını arayan rol amaçsızca da olsa demokrasinin etrafında dolaşıyor…